Denktaş, seçim sonucunu ETÖ tepkisine bağladı

Denktaş, seçim sonucunu ETÖ tepkisine bağladı
KKTC'nin eski cumhurbaşkanı Denktaş: "Tepki oyları, UBP'yi iktidara taşıdı; Eroğlu ve Talat Türkiye ile uyumlu çalışmalı"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Cumhuriyetçi Türk Partisi'ne (CTP) karşı olan tepki oylarını alarak seçimleri kazandığını söyledi. 

Denktaş, evinde CİHAN'a verdiği özel röportajda, Kıbrıs'taki seçimler, Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs'taki Ergenekon tartışmaları ile ilgili soruları yanıtladı. Denktaş seçim sonuçlarının nasıl değerlendirdiği sorusuna, "Benim için sürpriz olmadı. Aylardır yapılan halk yoklamaları böyle bir sonuç alınacağını duyurmuştu. Neden? Çünkü Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) en sadık sendikaları bile yollardaydı, grevdeydi. Herkes bir şey istiyor. Ekonomik açıdan büyük bir gerileme var. Maaşlara artış verememişler vesaire. Yani bu bekleniyordu." diye konuştu. 


"UBP SEÇİMİ TALAT VE CTP'YE TEPKİ OYLARI İLE KAZANDI"

UBP'nin seçimi kazanması ile ilgili değerlendirmesine Denktaş şöyle devam etti: "İkincisi CTP Talat'ı destekleyen yegane partiydi. Talat'ın tek devlet esası üzerinde Rumlarla görüşmesini kabul etmeyen, sindirmeyen, KKTC'nin ortadan kalkmasını istemeyen büyük bir kitle vardır. Kamu yoklamalarına göre bunlar yüzde 75. Onlar da tabiatıyla bu seçimlerde CTP'ye oy vermediler, veremezlerdi. Dolayısıyla bu Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) yüzde yüz denecek şekilde oy patlaması, tepki oylarının UBP'ye dönmesidir. Yani kararsızların kararlarını verip, o tarafa dönmesidir. Nasıl ki, Annan Planı zamanında referandumda Türkiye'nin de baskısı ve istemi üzerine bütün tepki oyları CTP'ye dönmüştü. Ve onlar da mademki biz bu kadar seviliyoruz, bu kadar destek görüyoruz, istediğimiz yaparız kabilinden bir duruma gelmişlerdi ki, kendilerini batıran da o oldu."

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun seçimlerdeki başarını iyi değerlendirmesini isteyen Denktaş, "İnşallah Eroğlu tepki oylarını daha iyi değerlendirir ve milli davada gereken temaslara başlar, Talat ile birlikte. Anladığımız kadarıyla Rum basınından, zor konu dedikleri esas konular bir tarafa yığılmaktaymış. Ümit ederim şimdi samimiyetle bunların ne olduğunu Eroğlu'na açar. Bunlar nasıl halledilecektir konusunda bir uyum içerisine girerler. Giremezlerse birlikte Türkiye'ye giderler." diye konuştu. 


"KIBRIS'TA ÇÖZÜM TÜRKİYE İLE GÖRÜŞÜLER VE UZLAŞI İÇİNDE SAĞLANMALI"

Kıbrıs sorunun Türkiye ile birlikte ve uyum içerisinde çözülmesi gerektiğini söyleyen Denktaş, Eroğlu ve Talat'ın Türkiye'ye gitmeleri ve sorunları Türk hükümeti ile görüşmeleri gerektiğini söyledi. Denktaş şöyle devam etti: "Muhakkak gitmeleri lazım. Çünkü başka türlü iki devlet üzerine bir anlaşma mı, tek devlet üzerine anlaşma mı? Başka türlü olmaz. Türkiye'nin desteklemediği bir anlaşmayı biz burada Rumlarla yapsak dahi hiçbir şey olmaz. Zararımıza olur." 

Kıbrıs konusunda yapılacak herhangi bir anlaşmanın Türkiye ile uzlaşılması gerektiğini belirten Denktaş, Türkiye'nin Kıbrıs üzerinde hakları olduğunu da ifade etti. KKTC eski Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarının anlaşmalarla sabit olduğunu söyleyerek, "1960 anlaşmaları ile tescil edilmiş. Bunların en önemlisi Türk-Yunan dengesi. Kıbrıs Türkiye'nin de üye olmadığı bir yere giremez. Ama kalktılar bunu Kıbrıs hükümeti diye, Yunanistan'ın baskısı ve şantajı ile Avrupa Birliği'ne koydular. Kıbrıs diye. Kıbrıs girmemiştir. Giremez dememiz lazım. 1960 anlaşmalarının koruduğu statümüzün ve Türkiye'nin haklarını savunmamız lazım sonuna kadar. Bunlar yapılmamıştır. Yapılmıyor. Bu da bizi üzüyor. Çünkü bu gidişat bizi Türkiye'den koparır. Rum'la birleştirir, AB içerisinde bireyler olarak kayboluruz. Türkiye de denizlere açık bir ülke olmaktan çıkar. Sadece Talat'ın omuzlayıp götürebileceği bir durumdan çıkmıştır. Türkiye hükümeti halkına Kıbrıs'ta biz iki egemenliğe dayalı bir anlaşma istiyoruz diyor. Aynı zamanda Talat'ı desteklediğini söylüyor. Bu halkımız şaşırtıyor. İki devletli mi, tek devletli mi? İki egemenli mi, tek egemenli mi? Bunların temizlenmesi lazım. Başka türlü olamaz. Çok zarar görürüz. Sonralar ağlarız ama kimse bizi dinlemez." dedi. 


"SEÇİM SONUÇLARI RUM TARAFINDA HOŞ KARŞILANMADI"

Rumların KKTC'deki seçim sonuçları nasıl değerlendirdiği sorusuna Denktaş şöyle cevap verdi: "Tabiatıyla Rum tarafında bu sonuç hoş karşılanmadı. Çünkü bana göre her iki eski yoldaş bu işi tek devlet, tek egemenlik esası üzerinden ve Türk askerinden kurtulmak üzere halledeceklerdi. Buna inanıyorlardı. Böyle olmasına rağmen yine istediklerinden vazgeçmiyorlar. İstedikleri meşru hükümet olarak bize, bazı koruyucu azınlık hakları vermeleri. Bizi eşit bir ortak olarak kabul etmiyorlar, iki kesimli bir anlaşma yapılacağı halde iki ayrı Türk ve Rum devleti olacağını da kabul etmiyorlar. Dolayısıyla bizim öngördüğümüz kalıcı bir anlaşmaya doğru gidişat yoktu. Kalıcı bir anlaşma olması için yapılacak anlaşmanın kağıt üzerinde kalmaması, aynı zamanda egemenliğe dayanması lazımdır ki, 'işlemedi, yürümedi, olmadı' diyip anlaşmayı yırtıp attığında biz yine kendimizi sokakta bulmayalım. Bu sefer yanımızda Türkiye'de olmayacak." 

Denktaş seçim sonrası Eroğlu ve Talat'tan sorunları masaya yatırıp şeffaf bir şekilde değerlendirmelerini istediğini kaydetti. Denktaş, "Seçim sonrası benim beklediğim Eroğlu ile Talat'ın derhal bir araya gelip, bu konuları iyice derinliğine, hiçbir şey saklamadan gizlemeden tartışmalarıdır. Bunun üzerine anlaşamadıkları hususlar varsa, anlaşsalar dahi muhakkak Türkiye'ye gidip Türk hükümeti ile de aynı çizgiye gelmeleridir." şeklinde beklentilerini ifade etti. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs'a gelmesi konusunda bir soru üzerine Denktaş şöyle konuştu: "Rum basını açıkladı. Yunan Başbakanı buraya gelecek. Benim bir beyanatım olmuştu. Ümit ederim başbakan ondan hemen önce veya sonra gelir ve dengeyi korur." 


"KIBRIS'TA ERGENEKON TARTIŞMASI SOYER'İN SEÇİMİ KAZANMA OYUNUDUR"

Denktaş, Ergenekon ve onun Kıbrıs ilişkisi üzerine sorulara, bu iddiaların bir oyun olduğunu söyledi. Denktaş, "Safsatadır. Bunu son anda seçimleri kazanabilmesi için Soyer'in yaptığı bir oyundur. Gelen belge Ergenekon belgesi mi değil mi? Yargı tarafında kabul edilmemiş bir belge. Malum medyaya sızdırılmış bir belge. İçerisinde bir suçlama yok. 1998'de o zamanın hükümeti bana karşı ve Serdar'a karşı, Eroğlu'yu desteklemiş parasal açıdan vesaire. Bunu şimdi suç diye buraya getirip duyurmanın hiçbir anlamı yoktur. Ergenekon nedir sorusuna biz cevap veremiyoruz. Türkiye'de hükümeti devirmek için bir çete oluşmuşsa, bir komplo varsa, bunda Kıbrıs Türkü'nün hiçbir katkısı olamaz. Çünkü Kıbrıs Türkleri Türk milletinin seçtiği her hükümeti kendi hükümeti gibi görmektedir. Buna karışmadı, karışamaz, karışmasını hiçbir anlamı yoktur. Dolayısıyla bunu Kıbrıs'a uzatmaları çabasının bir anlamı yoktur. Kıbrıs'ta faili meçhul cinayetler olmuştur zamanında. Bunları ele almak istiyorsanız, hükümetteydiniz alaydınız. Meclisteydiniz, meclis soruşturması açaydınız. Bu yine yapılabilir. Ama bunları hep toparlayıp Ergenekon sepetini için koymanın hiçbir anlamı yoktur. Daha da içinden çıkılmaz bir durum yaratılmış olur diye düşünüyoruz." Şeklinde görüşlerini ifade etti. 

"Ergenekon kapsamında Türkiye'deki tutuklamalara nasıl bakıyorsunuz?" sorusuna Denktaş şöyle cevap verdi: "Ben hukuk açısında bakıyorum ve üzülüyorum. Hukuk açısında bir insana şüphelisin gel içeriye seni tutukladım deyip, ondan sonra aylarca yıllarca delil arama, sonra delil bulamadım buyur git deme, kendisini ölüme gönderme, kabul edilebilir bir usul değildir. Buna izin veren yasa inşallah mecliste gözden geçirilir. Medeni dünyada bu şekli ile bir insan tutuklandı mı en kısa süre içerisinde yargıç önüne çıkarılır. Yargıcın verdiği süre boyunca tutuklu kalır. Yoksa 10 ay 7 ay gibi tutuklu kalmak dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Delilin yoksa bir kişiyi tutuklayamazsın. Delilleri tamamlarsın, kendisinden de bir şeyler bulacağım ümidiyle tutuklarsan, bunu süresi bellidir. 3-5 gün. Yoksa kendisini kefalete bağlarsın ve suç tespit edildiğinde içeri alırsın."

(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.