ETÖ üzerinden 'polis yıpratıma' gayesi!
Ergenekon soruşturması kapsamında eleştiri oklarının yöneltildiği kurumların başında emniyet teşkilatı geliyor. Soruşturmayı polis yürütüyormuş gibi eleştirilen teşkilat, yıpratılmak isteniyor. Polis Akademisi öğretim üyesi Önder Aytaç, Ergenekon soruşturması üzerinden polisi yıpratmak isteyenlerin olabileceğine dikkat çekti. "Keşke yalnızca polis değil devletin bütün birimleri mercek altına alınabilse, bundan kimse kaçınılmasa." diyen Aytaç, polise yönelik yapılan eleştirileri ise "Hamama giren terler." sözleriyle özetledi.
Cihan Haber Ajansı'na konuşan Polis Akademisi öğretim üyesi Önder Aytaç, hem polise yönelik eleştirileri hem de Ergenekon'un seyrini değerlendirdi. "Ergenekon üzerinden polis mi dövülüyor?" şeklindeki bir soruya Aytaç, "Doğru ama polise ne kadar çok yüklenilirse, ne kadar çok polise 'daha hukuki davran' denilirse, ne kadar çok polis gözetim, denetim altında tutulur, mercek altına alınırse o kadar iyi olur. Polis kendi içerisindeki eleştirilerle kendini derleyip toplamak, düzenlemek imkanı bulur. Keşke yalnızca polis değil devletin bütün birimleri bu anlamda sıklıkla mercek altına alınabilse. Bu daha iyi bir Türkiye'nin olması için bence olmazsa olmaz bir koruyucu unsurdur." diye cevapladı.
Ergenekon soruşturmasında polisin her şeyi savcılığın gözetimi ve denetimi altında idari kolluk olarak jandarma ile birlikte yaptığına dikkat çeken Aytaç, sadece polisin değil bütün devletin birimleri ve sivil toplum kuruluşlarının operasyona destek verdiğini hatırlattı. Aytaç şöyle konuştu:
"Adil Serdar Saçan'dan İbrahim Şahin'e, oradan da Hanifi Avcı'ya ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerraha, oradan yeni polis memuruna, akademiyi bitirmiş olan komiser yardımcısına kadar polisin, muhtemel bir eylem ve işlemlerden idari tasarruftan dolayı başına gelebilecek olan bütün sıkıntıları bertaraf edecek şekilde konulara yaklaşır. Yüzde 1 bile kendisine zarar gelme ihtimali olursa üzerindeki insanların kendisini savunamayacağı, savunmayacağı ya da hukuki müessese içerisinde kendi hakkını savunana kadar pek çok sıkıntıya maruz kalacağına inandığı için yüzde 100 garantili olan, yüzde yüz somut delili olmayan şeyleri yapması mümkün değil. Şu ana kadar Türkiye'de gözaltına alınmayanlar alınmışsa, tutuklanmayanlar tutuklanmışsa o zaman yalnızca polisin, yalnızca yargıdaki hakim ve savcının bu olaylara bakış açısı sonucunda bu gözaltına alınma ve tutuklanmalar değil bence devletin bütününde askeriyesinde, MİT'inde, siyasi erkinde, polisinde askeriyedeki bütün birimlerin hepsinde genel bir konsensüsle devletin içerisinde devletin gücünü kullanan kişilerin yok edilmesi, hukuki yollarla temizlenmiş olması bağlamında bir adım atılmıştır." diye konuştu.
ÇYDD ARACILIĞIYLA ÖĞRENCİLER ÖRGÜTLENECEK DENİYOR
Son dalgada evi aranan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan üzerinden yapılan eleştirilere karşılık Mustafa Balbay örneğini verdi. Aytaç, "Türkan hocanın da hukuka uygun hareket edip etmediği toplanmış olan deliller çevresinde aynen Mustafa Balbay örneğinde olduğu gibi düşünülebilir." yorumunda bulundu. "Önce onlara bakılıp irdelenip tamamen delilden sanığa gitmiş olma yöntemiyle beklemiş olmakta, izlemiş olmakta fayda var." diyen Aytaç ilginç bir değerlendirmede bulundu: "Hem Ergenekon'un kendi Anayasası'nda, kendi iç yazışmasındaki temel prensiplerde, kendi Cumhuriyet Çalışma Grubu'nun slaytlarında, 'üniversitelerin hepsinde, sivil toplum kuruluşlarında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı aracılığıyla öğrencileri örgütleyeceğiz" diyorlar. Kendi iç yazılım metinlerinde bu söz konusu. İkinci iddianamede de bu var."
Ergenekon soruşturmasının kötüye, yanlışa gittiğine inanmadığını ifade eden Aytaç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bütünüyle yanlış olanların saflarının temizlenmiş olmasına doğru gittiğine inanıyorum. Yanlış olmayanlar da mahkeme kararıyla aklanmış temizlenmiş olacak ki buda inanılmaz güzel bir şey."
115'İNCİ DALGA DA OLABİLİR
Şu ana kadar yapılmış olanların devletin hepsinin ortak adım atmasıyla yapılmış çalışmalar olduğunu anlatan Aytaç, dünyada hiçbir devlette organize suç örgütleriyle mücadelenin kesintiye uğramadığını ve sürekli devam ettiğini kaydetti. Terörle mücadelenin kesintiye uğramayacağını dile getiren Aytaç İtalya örneğini verdi. Türkiye'de de Ergenekon ile mücadele, onunla ilgili atılması gereken adımların devam edeceğini vurgulayan Aytaç, "İtalya bizim için güzel bir örnektir. 22 bin kişinin tutuklanmış olduğu İtalya'da, 35 bin kişinin gözaltına alınması tartışmaları vardı. Eğer İtalya'daki 'Temiz Eller Operasyonu' ile devletin içerisinde belli bir şekilde yapılanmış suç örgütleri çerçevesinde konuşuyor isek; bunun sadece 12. dalgada kalmayıp 35, 45, 105, 115'inci dalgalarının olabileceğini söyleyebiliriz."
"Bu bir hesaplaşma mı, darbe temizliği mi?" şeklindeki soruya da Aytaç, şöyle cevap verdi: "Kayserili işadamına soruyorlar 'iki kere iki kaç eder?' diye. 'Alırken mi verirken mi?' diyor. Bence durmuş olduğunuz yer önemlidir. Ben Polis Akademesi'nde bir öğretim üyesi, Taraf Gazetesi'nde köşe yazarı olan biri olarak bunun hesaplaşma olmamasını ve bunun devletin kendi kendisini temizlemiş olduğuna inanıyorum. Bunun da böyle olmasını arzuluyorum. Aksi halde faili meçhullerin yeniden arttığı, hırsızlıkların, banka soygunlarının çoğaldığı, hiçkimsenin birbirine hesap soramadığı, devleti temsil ediyorum diyen insanların inanılmaz rantlar elde etmiş olduğu bir yapı tekrar geri dönmüş olacaktır ki; sanıyorum Türkiye'de hiçbir insan, hiçbir devlet yetkilisi bunun böyle olmasını istemez." (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.