Yazıcıoğlu ve Kara Çarşamba

Yazıcıoğlu ve Kara Çarşamba
Eskişehir’den Mehmet Ali Kalkan isimli bir vatandaşın 2000 yılında “Kara Çarşamba” isimli şiiri, Yazıcıoğlu'nun büyük takdirini kazanır. Kalkan, bir şiir daha yazar Yazıcıoğlu'nun ardından ve "Koca Reis" der...

Eskişehir’den Mehmet Ali Kalkan isimli bir vatandaş 2000 yılında “Kara Çarşamba” isimli bir şiir kaleme alır ve şiir bir dergide yayımlanır. Bunun üzerine Kahraman Maraş seyahatinde olan Merhum Muhsin Yazıcıoğlu, Mehmet Ali Kalkan’ı arayarak söz konusu şiirden dolayı Kalkan’ı tebrik eder. Bu hatırayı habervaktim.com ile paylaşan Mehmet Ali kalkan: “Bir gün telefonum çaldı. Yanlış hatırlamıyorsam 2000 yılı idi. Telefondaki ses tanıdıktı. ‘Ben Muhsin Yazıcıoğlu, (Kara Çarşamba) şiirinizi okudum. Çok güzel olmuş tebrik etmek için aradım’ dedi. Ben şaşırmıştım doğrusu. Rahmetli Yazıcıoğlu o tarihte telefonumu nasıl buldu? Bana nasıl ulaştı? Bu olaydan çok etkilendim ve vefatından sonra onun adına (Koca Reis) şiirini yazdım”

İşte Rahmetli Yazıcıoğlu’nun beğendiği o şiir  

KARA ÇARŞAMBA

Uykuyu çok severdim bir türlü uyanmazdım 
Bekleyenim var diye düşman vurur sanmazdım 
Rüyamda görsem bile katiyyen inanmazdım 

Üç kılıç birden indi başımı düşürdüler 
Sevdamı, ümidimi, yaşımı düşürdüler. 

Bir acayip girdiler milenyum denen çağa 
Zevkle incir diktiler tütüp duran ocağa 
Dünkü siyahla beyaz, şimdi kucak kucağa 

Halayı unuttular, oynadıkları samba 
Temizlenmez leke bu, leke kara Çarşamba 

Azaltmaya uğraşmaz derde dert eklersiniz 
Baş olmaya çalışmaz, ayak eteklersiniz 
Haç’ını bileyenden medet mi beklersiniz? 

Kimlere inandınız, acep kime kandınız? 
Dünkü artıklarıma muhtaç mıyım sandınız? 

Bu zelil duygu neden, bu nasıl bir düşüştü? 
Leş bekleyen kargalar birer birer üşüştü 
Sayenizde açılan yaralara kurt düştü 

Bu yara iyi olmaz, kabuk tutmaz bu yara 
Sizden medet uman yok, sesimi duy Ankara! 
Dost bilinen ellerden heybemize gam doldu 

Hayatın baharında nice umutlar soldu 
İnsan hakkı bilmeyen it, hakkı korur oldu 

Bastığın şehit kanı, pörsümüş halı değil 
Kırılan Türk gururu, kuru çam dalı değil 

Tarihini bilenler hatalı yolu tutmaz 
Yalan söyleyerek milletini avutmaz 
Lades oynayan bile “aklımda” der unutmaz 

Ki bu vatan sevdası, oyun değil ki beyim 
Yaşayan Türk Milleti, koyun değil ki beyim. 

Vaktini geçirince elbette çürür maya 
Geçmişten alıştınız, bir atıp üç tutmaya 
Soysuz yemin ederken soyumu kurutmaya 

Yaptığınız işlerden huzur mu bulursunuz 
Düşman ayakta iken siz nasıl uyursunuz? 

Ne ağlayan unutur, ne ölen geri gelir 
Anma günü gelende dizimin feri gelir 
Zulüm payidar olmaz, elbette yeri gelir 

Bu dert temizlenmezse benim yüz karam olsun 
Düşmanımın güldüğü gün bana haram olsun. 

Zamanlar boşta gezer, ya geç derler ya erken 
Kanıma dokunuyor şerefsizler gülerken 
Bak şu şehit çocuğu, öpmeye el ararken 

Diyecek neyiniz var şu yetime öksüze; 
Susmaksa cevabınız yazıklar olsun size. 

Ülkü denen gelini bir kutlu yar bilirdim 
Dağ dağ olmuş dertleri eriyen kar bilirdim 
Ötekiler zaten yok, ben sizi var bilirdim 

Milyon kere haklıyken nerdeyse haksız kaldım 
Baba olan devletti, yitirdim öksüz kaldım 

Dövünmek vakti değil, boşa şimdi eyvahım 
Zalimlerin şerrinden gökleri vurur ahım 
Dileğimi kavi tut, baş indirtme Allah’ım! 

Göğsümdeki imanla titresin ruy-i zemin; 
Bayrak yere düşmesin, ezan susmasın..Amin!
 
Mehmet Ali Kalkan 


Mehmet Ali Kalkan’ın Yazıcıoğlu’nun vefatından sonra kaleme aldığı şiir

KOCA REİS 
  
Yad olunca kılavuz, 
Bir bir tükenir Oğuz, 
Burda az kaldık, sanki 
Ötede daha çoğuz. 
  
  
Dün, bugün, yarın derken, 
Ya geç olur, ya erken, 
Yer ve gök genişlerken, 
Yol vardı uca Reis. 
  
  
Oy ne haldı, ne haldı, 
Zaman- mekan kısaldı. 
Dostların öksüz kaldı, 
Halimiz nice Reis. 
  
  
Sen gittiğin gideli, 
Esmez Kafkas’ın yeli, 
Yaralı Turan ili, 
Gündüzler gece Reis. 
  
  
Dağlar, dağlar Keş Dağlar, 
Yol bilmez serkeş dağlar, 
Tuğlarımla yazmışım, 
Acuna Türk eş dağlar. 
  
  
Doğruya “doğru” dedin, 
Sustun, ya Hak söyledin, 
Dik durdun baş eğmedin, 
Namluya, taca Reis. 
  
  
Baş kesen, Ali kıran, 
Aşkına karşı duran, 
Zindanlarda yatıran, 
Lanet o güce Reis. 
   
  
Dört yanım yara deniz, 
Yaramı sara deniz, 
Şimdi seni kim söyler? 
Çırpın eyy Karadeniz. 
  
  
Gülde gülü derenler, 
Can evinden verenler, 
Yürüyor alperenler, 
Ülkümüz yüce Reis. 
  
  
Ötüken’den er seçmiş, 
Pîr dolu bade içmiş, 
Sağ yanında yer açmış, 
Yesevi Hoca Reis. 
  
  
Sen Oğuz’un bileni, 
Gök ışıkla geleni, 
Sen Nizam-ı Alem’in, 
Dualı kardeleni... 
   
  
Yalnız O’ndadır salâh, 
Yalnız O’ndadır felâh, 
Kurban istemiş Dergâh, 
Sevdası koca Reis. 
  
Sevdalı Koca Reis…

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.