“İnancıma hakaret edilmesine müsaade edemem”

“İnancıma hakaret edilmesine müsaade edemem”
Küstah kitapları dava eden Bukağılı hukuk mücadelesini Vakit’e anlattı:

Hakan GÜNDÜZ'ün haberi...

Richard Dawkins ve Nedim Gürsel’in “Tanrı Yanılgısı”ve “Allah’ın kızları”isimli İslam’a hakaret dolu küstah kitapları hakkında savcılığa suç duyurusu yapan Emre Bukağılı ile başlattığı hukuk mücadelesini konuştuk. Bukağılı, “Şikâyette bulunduğum bu kitaplarda dinimizin kutsallarına karşı münasebetsiz sözlere yer verilmiş, hakarete varan ifadeler kullanılmıştır. Bu Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur. Hiç kimse bir başkasının dinine, inancına hakaret edemez, milletimiz enayi yerine konamaz” dedi.

Richard Dawkins ve Nedim Gürsel’in “Tanrı Yanılgısı”ve “Allah’ın kızları”isimli islama hakaret dolu küstah kitapları hakkında TCK 216. madde kapsamında yani dine hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarıyla ilgili savcılığa şikâyetlerde bulunan ve dava açılmasını sağlayan Ali Emre Bukağılı ile yürüttüğü hukuk mücadelesini konuştuk. Buğukalı, “Bu şikayet başvurularını neden yaptınız?”şeklindeki sorumuz üzerine,“ Bu Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur. Hiç kimse bir başkasının dinine, inancına hakaret edemez”dedi.

Söz konusu kitaplar hakkında neden şikayette bulundunuz?

Ben Müslüman bir Türk vatandaşıyım. Büyük çoğunluğu Müslüman olan milletimiz gibi dinine bağlı, Allah’ı, Peygamberimizi, tüm peygamberleri seven ve onlara büyük saygı gösteren biriyim. Şikayette bulunduğum bu kitaplarda dinimizin kutsallarına karşı münasebetsiz sözlere yer verilmiş, hakarete varan ifadeler kullanılmıştır. Bu Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur. Hiç kimse bir başkasının dinine, inancına hakaret edemez. Böyle bir duruma sessiz kalmak olmazdı, bu kitaplardaki münasebetsiz sözleri çıkartıp savcılığa suç duyurusunda bulundum. Soruşturma safhalarında şikayetçi olduğun dosyalar bilirkişiye gönderildi, bilirkişi rapor verdi ardından ceza davaları açıldı. 

İlk olarak Richard Dawkins’in “Tanrı yanılgısı” kitabını şikayet ettiniz. Önce bu kitapla ilgili başvurunuzdan bahseder misiniz?
Richard Dawkins öyle alaleda biri değil, bu kitap da öyle alalade bir kitap değil. Biliyorsunuz Dawkins bugün tüm dünyada kendince ateistleri organize eden ve tüm dinlere karşı insanları örgütleyip kampanyalar başlatan biri. Şikayet ettiğim “Tanrı Yanılgısı” isimli kitap da baştan sona İslam’a, Allah’a, peygamberlere ve dinin tüm kutsallarına hakaretlerle dolu bir kitap. Kitapta sadece İslam’a da değil, Hıristiyanlığa ve Museviliğe de saldırılıyor. Dinimize, manevi değerlerimize böyle açık açık hakaretler savuran bir kitabın ülkemizde yayınlanması gerçekten şaşırtıcı. Hiç kimse bir başkasının inanç ve düşüncelerine düşünce veya ifade özgürlüğünün arkasına sığınarak hakaret edemez. Ben de bu duyarlılıkla savcılığa başvurdum. Savcılık makamı dosyayı bilirkişiye gönderdi. Bilirkişi, Marmara İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. İlyas Çelebi raporunu verdi. Bilirkişi kitaptan alıntılar göstererek dine ve dini değerlere hakaretler olduğunu, bunun toplumsal barışı bozduğunu, kitaptaki sözlerin fikir özgürlüğü ile ifade edilmesinin mümkün olmadığını uzun uzun açıklıyor. Savcı da davayı açtı, dava henüz sonuçlanmadı Yargıtay aşamasında. 

Peki diğer kitap, Nedim Gürsel’in “Allah’ın Kızları” isimli kitabıyla ilgili başvurunuzu da özetler misiniz?
Bu kitap biliyorsunuz bir roman. Ancak kişiler hayali kişiler değil, kitapta peygamberimizden, diğer peygamberlerden bahsediliyor, peygamberimizin hanımlarından bahsediliyor, kutsal kitabımızdan bahsediliyor. Bu kitapla ilgili başvurumun konusu da dine, Allah’a, peygamberimize, peygamberimizin hanımlarına, diğer peygamberlere ve kutsal kitabınız Kuran’ı Kerim’e hakaret edildiği, alaycı bir üslup kullanıldığıdır. TCK’nın 216. maddesine göre bu suçtur. Bu soruşturmada da savcılık bilirkişiden rapor aldı. Bilirkişi raporunda, örnekler de vererek kitapta çirkin ifadelerin bulunduğunu, alaycı bir üslup kullanıldığını, kitapta din gibi hassas bir konuda sağlam kaynaklara dayanmayan bilgiler bulunduğunu, bu bilgilerin yetersiz dini bilgiye sahip kimseleri olumsuz yönde etkileyecekleri belirtiliyor. Ayrıca bilirkişi raporunda insanları rencide edici sözlerden kaçınmak gerektiği vurgulanıyor ve bunun etik bir gereklilik de olduğu vurgulanarak yazarın bu konuda etik davranmadığı belirtiliyor. 

Bu kitapla ilgili soruşturma süreci nasıl sonuçlandı?
Bu soruşturma neticesinde Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi ceza davası açılmasına karar verdi. Önümüzdeki hafta ilk duruşması yapılacak. Ben ayrıca kitabın son baskısıyla ilgili de şikayette bulunmuştum, bu başvurumun neticesinde de dava açıldı. Biliyorsunuz her baskı ayrı bir yargılama konusu. Bu nedenle şu an bu kitapla ilgili iki tane ceza davası var. 

Siz bir de Diyanet’ten Nedim Gürsel’in bu kitabıyla ilgili rapor istediniz, bu da kamuoyunda tartışmalara neden oldu, bu konuda ne diyeceksiniz?
Basında, yazar Nedim Gürsel’in bu kitapla ilgili “tarihsel gerçeklere sadık kaldığı” yönünde bir demeci yer almıştı. Kitapta da dinimizle ilgili temalar işlendiğine göre konu esas itibariyle dinler tarihi kapsamında yer alıyor. Bunu da en iyi cevaplayabilecek olan elbette ülkemizin en saygın resmi kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Ben de kitabı bu kurumumuza gönderdim ve görüş sordum. Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki bir uzman rapor hazırladı, bu rapor ve kitap Din İşleri Yüksek Kurulu toplantısında ele alınarak değerlendirildi ve kurul başkanı Prof. Dr. Hamza Aktan tarafından rapor tanzim edildi. 

Diyanet raporunun içeriği sizi tatmin etti mi?
Rapor gazetenizde de yer aldı, bence rapor çok isabetli. Din İşleri Yüksek Kurulu gerçekten konuyu detaylı incelemiş ve tespitleri de çok yerinde. Rapordaki şu cümleler oldukça dikkat çekici, “söz konusu kitapta, fikir özgürlüğü yahut eleştiri ile açıklanamayacak derecede; Allah, peygamberler, semavi dinler, dinlerin ilkeleri, kitapları, ibadetler hakkında alaycı, küçük düşürücü ve hakaretamiz bir üslubun kullanıldığı görülmektedir”. Raporda bu görüşleri delillendiren kitaptan alıntılar da veriliyor.  

Bir kısım basında kitabı öven, ayrıca dava açılmasını ve özellikle son dönemde Diyanet’in bu konuda rapor vermesini eleştiren haberler çıkması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu kitabın yayınevi Doğan Kitap, yani Doğan Grubunun bir yayınevi. Sözünü ettiğiniz yöndeki haberler de hep bu grubun yayın organlarında çıkan haberler. Kanaatimce bu haberlerin bu yönde çıkmasının iki nedeni var, birincisi kitabın reklamının yapılması ve daha çok satmasının hedeflenmesi. İkinci ve aslında en önemli olan neden de, Doğan Grubunun bu kitap hakkında açılan dava üzerinden kendi dünya görüşünün propagandasını yapma fırsatı ele geçirmiş olması.

Söz konusu dünya görüşünün ne olduğunu hepimiz biliyoruz. İsteniyor ki, dine ve mukaddesata yapılan münasebetsizliklere sessiz kalınsın. Oysa din ve dinden kaynaklanan ahlak insanın yaşamını düzenleyen en önemli etken, en önemli gerçeklik. Bunu inkar edenler veya göz ardı edenler dinden ve İslam ahlakından uzak bir toplumun özlemi içindeler. Ancak milletimiz bu durumun farkında, bizim milletimiz dinine ve değerlerine bağlı inançlı bir toplumdur. Bu yüzden yaptıkları haberler kendileri için anti propaganda oluyor ve milletimizin daha çok bilinçlenmesine katkıda bulunuyor.  

Diyanet’in raporunda da geçen İfade özgürlüğü sınırının aşılması konusundaki görüşünüzü de alabilir miyiz?
Ortada dini değerlerle alay etme, hakaretamiz ifadelerde bulunma durumu var. Normal bir Müslüman buna elbette tepki gösterir. Üslup makul olsa, hakaret olmasa kimse bir şey demez, herkesin düşüncesi kendisinedir. İnsanlar saygı sınırları çerçevesinde düşüncelerini açıklayabilirler de. Ancak Diyanet raporunda da belirtildiği gibi bu sınır aşılırsa olay hakarete varırsa, işte o zaman durum değişir. Hukuk devreye girer, nitekim girdi de. Hukuk Richard Dawkins’in internet sitesiyle ilgili de devreye girdi ve mahkeme siteyi erişime engelledi biliyorsunuz. Neden? Çünkü o sitede hakaretler ediliyordu. 

Son olarak belirtmek istediğiniz bir husus var mıydı?
En demokratik ve özgürlükçü medeni toplumlarda da hakaret yasaklanmıştır. AİHM’nin bu konuda emsal kararları var, ben bunları dosyaya sundum. Daha geçenlerde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu İslam’a hakareti yasaklayan bir karar aldı. Bu yüzden kimse çıkıp münasebetsizliği, ahlaksızlığı “özgürlük” vs süslü kelimelerin arkasına sığınıp savunmaya kalkmasın, milletimizi de saf yerine koymasın. Hukuk devletinde yaşıyoruz, elbette ki insanlarımızın milli manevi değerlerine yönelik hukuksuzluklara müdahale edilecektir. Milletimize düşen de; daima uyanık olmak, değerlerimize sahip çıkmak, dini ve milli değerlerimizi en doğru kaynaklardan öğrenmek olmalıdır. 

VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.