Sanık, Muzaffer Tekin'i öve öve bitiremedi

Sanık, Muzaffer Tekin'i öve öve bitiremedi
Ergenekon davasının 80. duruşmasında tutuksuz sanıkların savunmasına geçildi. Verilen 12 günlük aranın ardından başlayan duruşmada mahkemeye Hasan Hüseyin Özese'nin başkanlık yaptığı görüldü. 

Sanıkların salonda hazır edilmesinin ardından Özese ara karar gereğince ifadesi için hazır edilmesi istenen Ayşe Asuman Özdemir'in gelmediğini açıkladı. Sağlık sorunları olduğu gerekçesiyle tahliye edilen Özdemir davanın ilk oturumlarında da kısa bir ifade verdikten sonra salondan ayrılmıştı. Diğer sanıkların talepleri doğrultusunda çapraz sorgulama için sağlık durumu el verdiği takdirde hazır edilmesine karar verilmişti. Ancak Özese, sanık Özdemir'in mahkemeye herhangi bir mazeret göndermediğini açıkladı.

Salonda hazır bulunan üç tutuksuz sanıktan Rafet Arslan, savunmaya hazır olduğunu söyleyince huzura alındı ve savunmasına başlandı. Topçu Yüzbaşı rütbesiyle ordudan malulen emekli olan Arslan iddianamede hakkında belirtilen suçlamalarla ilgili olarak savunma yaptı. Arslan savunmasına iddianameyi değerlendirerek başladı. İddianamenin psikolojik destekle devlet tarafından yazdırıldığını iddia eden Arslan soruşturmanın amacından saptığını, bazı yayın kuruluşlarının da özellikle Ergenekon soruşturmasıyla ilgili olarak haber yapması için kurulduğunu da iddia etti. Arslan, "Yapılan yayınlarla adeta hüküm ilan edilmiştir. Yapılan haksızlık Mahkeme-i Kübra'da görülecek. O gün şefaat için kim aracı olursa olsun hakkımı helal etmeyeceğim. Dava bir kumpanyaya benzemektedir" dedi. 

-MUZAFFER TEKİN'E ÖVGÜ ÜSTÜNE ÖVGÜ-

Rafet Arslan "Veli Küçük'ü tanımam. Muzaffer Tekin'in dostluğundan ve arkadaşlığından gurur duyuyorum. Devre arkadaşım, silah arkadaşım, kardeşimdir. Askerlik mesleğinde savaş kahramanlarının müstesna yerleri vardır. Tekin savaş kahramanıdır. Muhabbet fedaisidir. Sadece benim değil alt üst bütün arkadaşlarımın sevgi ve saygısını hak eden bir yiğittir. Elbette bu dostumun hastanede, hapishanede yanında olacağım" dedi. 

İddianameyi yazan savcılar için "cahiller" yakıştırmasını yapan Arslan, "Bana ait bir bilgisayar yoktur. Evimden alınan bilgisayar ise çocuklarıma aittir. Hakkımda derin devletle ilgili belge bulundurduğum iddia edilmiştir. Oysa bunlar internette ve hatta kitap haline getirilmiş metinlerdir. Suçlamalar asılsızdır. Bu soruşturmayı yapanları denetleyen bir mekanizma yoktur. Bu cahillerin yazdıklarından, söylediklerinden utanıyorum. Ferman da derman da onlardır" dedi.

Mahkeme Başkanı Özese, savunmasının ardından Arslan'ın soruşturma kapsamında savcılık ve mahkemede verdiği ifadeleri okudu. Daha sonra savcı Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın'ın sorularıyla Arslan'ın çapraz sorgusuna geçildi. Pekgüzel, "Veli Küçük'ü tanımam" diyen Arslan'ı yanına çağırdı. Dizüstü bilgisayarın ekranından bir metin göstererek "Bu yazı size mi ait" diye sordu. Aslan buna "evet" cevabını vermesinin ardından da Pekgüzel, "Veli Küçük ile ilgili aldığınız notlar var bunu açıklar mısınız?" dedi.

Arslan, "Veli Küçük'ün GİMA mağazasında çalıştığını öğrenmiştim. Bizim de tadilat yapan bir şirketimiz vardı. İş yapabilir miyiz diye görüşmek istedim. Telefonunu bu nedenle temin ettim ancak Küçük'e ulaşmak mümkün olmadı" dedi. 

Arslan'a yöneltilen diğer bir soru ise Sevgi Erenerol ve bazı sanıkların kendisinden "Paşa" ve "Albay" şeklinde hitap etmesiyle ilgili oldu. Pekgüzel, "Yüzbaşı rütbesinde ordudan emekli olduğunuz halde neden size bu rütbelerle hitap ediliyor?" dedi. Arslan ise "Kuleli Askeri Lisesi 2. sınıftan beri bana paşa derler. Hatta askeri okulda ismi Kazım, Refet ve Mithat olan kişilere paşa derler" şeklinde cevapladı. 

İbrahim Şahin'i ne şekilde tanıdığı şeklindeki soruya Arslan, "İbrahim Şahin'i Muzaffer Tekin'in bürosunda iki kez gördüm. Aramızda geçen konuşmalar ise günlük mevzulardı" dedi.

Savcı Nihat Taşkın'ın, "Muzaffer Tekin'in ofisine ne sıklıkla giderdiniz?" sorusunu Arslan, "Salı ve perşembe günleri" diye yanıtladı. Savcı Taşkın'ın, "Muharrem isimli bir kişiyi tanıyor musunuz?" sorusuna ise Arslan, "Muzaffer Tekkin'in ofisinde görmüştüm. Bizi Muzaffer tanıştırdı. Muzaffer'in, ofisine gelen herkesi birbiriyle tanıştırmak gibi bir alışkanlığı vardı" şeklinde cevap verdi.

-"TEKİN'İN OFİSİNDE TİCARİ FAALİYET GÖRMEDİM"-

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese'nin "Muzaffer Tekin, ofisinde herhangi bir ticari faaliyet yürütür müydü?" şeklindeki sorusuna Arslan, "Daha öncesinden ticaret yaparmış ama sonra herhangi bir ticaret faaliyetini görmedim. Hiç kimsenin iş takibini yapmaz ve ticaretin kendisine ters olduğunu söylerdi. Ofisin giderlerini de ağabeyi karşılardı" şeklinde cevap verdi.

Sanık Kemal Kerinçsiz de Rafet Arslan'a bazı sorular yöneltti. Kendisinin yönetimi içerisinde bulunduğu derneklere üye olup olmadığını sorması üzerine Arslan, bir ara duraksayarak "Hangi dernekler?" diye sordu. Kerinçsiz'in tekrarlaması üzerine Arslan, "Ben emekli subaylar ve 72'liler derneği haricinde hiçbir derneğe üye değilim" diye cevap verdi.

Söz alarak 12 Eylül darbesini her yönüyle yaşadığını belirten tutuklu sanık Zekeriya Öztürk, o dönemde askeri okulda öğrenci olduğunu, Cumhuriyet okuduğunu, klasik müzik dinlediğini, yaptığı bazı disiplin suçları nedeniyle cezalar aldığını, hatta bir ara ilişiğinin kesilmesi durumuna geldiğini söyledi. Okul sonrasında dağa çıktığında tanıştığı teröriste bile haince tuzak kurmadığını, iftira atmadığını belirten Öztürk, oğlunun din dersi ödevinin dahi delil klasörü içerisine konulduğunu, "kahpece" bir muameleye tabi tutulduğunu iddia etti. Öztürk, "Devletimden endişe duyuyorum. Geleceğimden endişe duyuyorum" dedi.

Söz alan Muzaffer Tekin de Danıştay meselesinin çok önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Ben dimdik ayaktayım. Ama bu Danıştay tertibinin içinde olanlar tek tek ne hukuken ne de vicdanen aklanamayacaklar. Bunların kim olduğu da belli. Devamlı benim ofisime gelenler soruluyor. Amiyane bir tabir vardır. Hacı hacıyı Mekke'de bulurmuş. Aynı fikirde olan insanların birarada olmasından daha doğal ne vardır? Bu Danıştay tertibini yapanlar benim ofisime gelseler utanırlardı." (CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.