Yakalanmasalardı ne olurdu?
MAZLUMDER Genel Başkanı ömer Faruk Gergerlioğlu, “Ulusalcı çete’nin içyüzü” başlığıyla kaleme aldığı haftalık yazısında, Ergenekon operasyonu ile ilgili olarak, “Dehşet verici iddialarla tutuklanan çete üyeleri eğer yakalanmasalar, ülkeyi dehşete düşürecek olayları tezgahlayacak imiş” dedi.
“ULUSALCI çETENİN GöZü İYİCE KARARMIŞ”
Gergerlioğlu, çetenin hedeflerini şöyle sıraladı: “ülkeyi bir Türk-Kürt iç savaşına sürükleyecek suikastlar serisi ve önemli şahsiyetlere yönelik saldırı düşünceleri de var. Bütün bu karışıklıkların sonucunda 2009 yılında oluşacak bir darbe hedefi ise daha da dehşet verici olanıdır. Ulusalcı çete anlaşılıyor ki iyice gözünü karartmış. Kendileri açısından içinde bulunulan siyasi gelişmeler oldukça tehlikeliydi demek ki.
“DEMOKRATİKLEŞME ADIMLARI ONLARI FENA üRKüTMüŞ”
Ulusalcı çete meğerse en olmadık örgütlerle bile ittifak yapmayı amaçlarına ulaşmak için mubah görmüş. Uzun süredir ‘ülke elden gidiyor’ yaygaraları yapanların içyüzü ortaya çıkmaya başladı. ülkemizin 80 yıldır içinde bulunduğu antidemokratik statükoculuğu aşıp toplumun tüm kesimlerinin kendisini ifade edebileceği demokratikleşme adımlarının atılma ihtimali Ulusalcıları fena ürkütmüş olmalı.”
“KUKLAYI DEĞİL KUKLACIYI GöRMEK GEREK”
Uzun zamandır süregelen provokasyonların bir yanıltmaca taktiği olduğunu bildiklerini, ancak böylesi bir gözü kararmışlık içinde olduklarını tahmin edemediklerinin altını çizen Gergerlioğlu, Onbinlerce kişinin ölümüne yol açabilecek bu iç savaş tezgahlarını ancak insanlıktan nasibini alamamış gözü kararmış kişiler yapabilir. Halkımızın bu tür tezgahlarına karşı uyanık olması gerekir. Kuklayı değil kuklacıyı görmesi gerekir. ‘Din elden gidiyor, Hıristiyan misyonerler ortalığı kapladı’ sözünün İslami hassasiyeti olmayan kişilerin ağzından sadır olması karşısında uyanamayanların tekrar kendilerini gözden geçirmeleri gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
“BAZI çEVRELERİN SUSKUNLUĞU DüŞüNDüRüCü”
Bazı basın yayın organlarının, bazı köşe yazarlarının anlamlı suskunluğunu, üstünde özellikle durulması gereken bir hadise olarak nitelendiren Gergeörlioğlu, yazısının şöyle sürdürdü: “Susurlukta kıyamet koparan sol çevrelerin topyekün sistemi korumaya kendini endekslemiş bu çete karşısında çifte standart yapmaması gerekir. Düşman gördüğü İslami gelişmeleri engellemek isteyen ulusalcıların aslında sadece ve sadece statükoyu korumaya endekslendiğini herkes görmelidir. “Muhalifime karşı mücadele eden çeteciye bir şey demeyeyim” diyorsanız hukuk devletinden bahsetmeye hakkınız yoktur.”
“HUKUK BU KADAR MI GüçSüZ?”
Derin güçlerin çorap söküğü gibi ardı sıra ortaya çıkmasını da ilginç bulduklarını kaydeden Gergerlioğlu, Türkiye gibi ülkelerde genellikle bu tür olaylar ucu hiç umulmadık kişilere, kurumlara dokunabileceği için pek ortaya çıkartılmaz” dedi ve ekledi: “Susurlukta çözülmeyen bu çetenin maalesef onlarca kişinin öldürülmesinden sonra ortaya çıkması üzücüdür. Susurlukta üstü örtülmeye çalışılan çetenin 10 yıl sonra ortaya çıkması üzerine gidilmesi gereken bir olaydır. Hukuk bu kadar mı güçsüz? En ağır cezaları adi suçlulara verebilen bir hukuk sistemi çeteler karşısında bu kadar mı çaresiz?”
(Engin Kaşdaş-habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.