Erdoğan: Herkesin hukukunu korumak zorundayız

Erdoğan: Herkesin hukukunu korumak zorundayız
Başbakan Erdoğan, 70 milyon insanın tamamının refah ve özgürlüğü için çalıştıklarını söyledi.

Partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada, Kütahya'daki tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlar için başsağlığı dileyen Başbakan Erdoğan, konuşmasının büyük bir bölümünü başörtüsüne özgürlük getiren Anayasa değişikliğine ayırdı.

YUNANİSTAN VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Yunanistan Başbakanı Karamanlis'in ziyaretiyle ilgili olarak, Erdoğan "49 yıl aradan sonra bir Yunanistan Başbakanı ülkemize gelmiştir. Sayın Karamanlis ile yaptığımız görüşme olumlu geçmiştir. Yunanistan ile Türkiye arasındaki sorunları büyütme ve bunlardan beslenme dönemi kapanmıştır. Her iki ülkede birbirlerine güvenmek zorundadır. Global dünyada hiçbir ülkenin komşusuyla ilişkilerini ihtilaflarla yürütme lüksü kalmamıştır.Sayın Karamanlis ile sadece sorunları değil, birlikte neler yapabileceğimizi de konuştuk. Dünün sorunlarına yarın ki nesillere aktarırsak, barışa hizmet etmiş olamayız. Ülkelerimizin birbirini tehdit olarak algılamasını değil, fırsat olarak algılamasını istiyoruz. 18 Kasım 2007 günü Türkiye-Yunanistan doğalgaz boru hattı açılışını birlikte açtık Sayın Karamanlis ile. Bu barış ve diyalog dönemine iş dünyası ve medyanın da katkıda bulunacağı muhakkaktır. Yıllarca üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili olduğu konuşuldu. Ancak bütün komşularımızla ilişkilerimizi geliştirerek, korkuların yersiz olduğunu kanıtladık" dedi.

SORUNLARA SİYAH BEYAZ BAKMIYORUZ
Bazılarının sorunları yedekleyerek siyaset yaptığını söyleyen Erdoğan, "Bazıları bir sorunu çözelim, ötekini erteleyelim diyor. Oysa Türkiye'nin birçok sorunu öteki sorunlarla iç içedir. Birileri belki geçici olarak rahatsız olur, ama ülkenin topyekün kazanması önemlidir. Adaletsiz özgürlük, özgürlüksüz kalkınma, hukuksuz refah olamaz. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. ülkemizi bir bütün olarak sahiplenmekte zorluk çekenler, milletimizin sorunlarını da bir bütün olarak algılamakta zorluk çekiyorlar. Biz toplumun belli bir kesimini gündeme getirmek için siyaset yapmadık. Ama bu durum toplumumuzun bazı taleplerine de duyarsız kalmamızı da gerektirmiyor" ifadelerini kullandı.

SADECE ÜNİVERSİTEDEKİ KIZLARIMIZIN MAĞDURİYETİNİ GİDERMEK İSTİYORUZ
Erdoğan, "Halkla irtibatı olmayanlar banane diyebilirler. Ama milli iradeyle siyaset yapanlar, sorunlar beni ilgilendirmez deme lüksüne sahip değildir. Toplumun bir kesimi eğitimsiz kalsın, çalışmasın demek, bir paradokstur" diyerek, "İşte biz bütün bu paradoksları gidermek için çalışıyoruz. Kimsenin kaygısı olmasın ki, Türkiye tehdit ve risklerle değil, imkan ve fırsatlarla tanışmıştır. Hiçbir hak ve hürriyet, laik cumhuriyetimiz için bir tehdit oluşturamaz. AK Parti, laik devletin ve hukukun teminatıdır ve koruyucusudur. Bugüne kadar hiçbir adımımız buna ters olmamıştır. Bakınız, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte genç kızlarımızın kılık kıyafetlerinden dolayı eğitim haklarından mahrum bıkrakılmaması konusundaki çalışmalarımız sonuçlandı. Anayasa'nın bu konuyla ilgili olan 10. ve 42'nci maddelerini açıklığa kavuştururken, YÖK yasasında da bu yasağın kaldırılması konusunda anlaştık. İyi niyetli hiçbir yaklaşım, Meclis çatısı altında yaptığımız bu mutabakatın her türlü kaygıyı dikkate aldığını, kim ne derse desin bizi ilgilendirmez, söylemek istiyorum. Üniversite kızlarımızın mağduriyetini gidermekten başka hiçbir şeyi amaçlamadığımızı söylemek istiyorum" dedi.

TOPLUMSAL MUTABAKAT HALİNDE ÇALIŞIYORUZ
Erdoğan, herkesin toplumsal barışı güçlendirmek için üzerine düşeni yapması gerektiğini belirterek, "Herkesin özellikle, özellikle de medya, bu konuda toplumsal barışımızı güçlendirme konusunda da çalışacağına inanmak istiyorum. Hem dünyada hem de Türkiye'de barış ve adaletin sesini yükseltiyoruz. İSim vermeden, ben yaptım oldu demeden, ortak aklın gereğini, toplumsal mutabakatın gereğini yapıyoruz. Toplumsal mutabakatta zaten var olanı, Milliyetçi Hareket Partisi ile yaptığımız bir mutabakatla gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Aynı şekilde bunun dışarda da, birçok sivil toplum örgütleriyle de mutabakat içindeyiz" ifadelerini kullandı.

SİYASET KATI ÖNYARGILARDAN ÇOK ÇEKMİŞTİR
Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ülkemizin ertelenmiş sorunlarına çözüm getirmek, büyük bir sabır ve metanet getiriyor. Hepimiz bir samimiyet testinden geçiyoruz. Dün samimi olmamız, bir zamanlar toplumun dertlerini dert etmemiz yetmiyor. Bugün de samimiyetimizi korumak gerekiyor. Samimiyeti korumak da yetmiyor. Üzülerek söylüyorum ki, katı ideolojik kalıplar, toplumsal kesimlerin ön yargılarla beslenmesine neden olmuştur. Türk siyaseti, katı ön yargılardan çok çekmiştir. Ön yargıların bir kısmının tarihsel kökleri olduğu bir gerçektir. Geçmişte yaşanmış bazı olayların zihinlerimizde bıraktığı bazı tortular vardır. Ama ilelebet bu korkularla yaşayamayız."

TÜRK DEMOKRASİSİ FELAKET TELLALLARINA PAPUÇ BIRAKMAZ
"Biz 70 milyon vatandaşımızla aramızda hiçbir perde bulunmamalıdır. Yeter ki, birbirimizin hukukunu korumaktan vazgeçmeyelim. Bugün yaşadığımız bazı sorunlar da kabuk bağlamış ön yargıların neticesidir. Geçmişin o kutuplaştırıcı yaklaşımlarıyla, ayrıştırıcı ön yargılarıyla, bugünün sorunlarını ne anlayabiliriz ne de çözüme kavuşturabiliriz. Demokrasiyi hazmedemeyenler, milli iradeyi küçümseyenler, faturayı topluma kesmekten geri durmazlar. Türkiye her türlü sorununu konuşmalı. Türk demokrasisi,felaket tellallarına papuç bırakmayacak olgunluğa kavuşmuştur. Elbette önümüzde aşmamız zorluklar da var. Bu ülkenin eski alışkanlıklarından kurtulması için çalışıyoruz."

GERİLİMDEN BESLENENLER BİRER BİRER DEŞİFRE OLUYOR
"Devletle millet arasına girenler, hem devletten hem de toplumdan tecrit olmaktadırlar. Bu yolda geriye değil, ileriye gidiyoruz. Gerilimden beslenenler, toplumu kutuplara çekenler, gizli ajandalarıyla birlikte birer birer deşifre oluyor. Düne kadar anlamakta güçlük çektiğimiz, bizim milletimiz arasında çıkmaz dediğimiz provokasyonlar gördüğünüz gibi bertaraf oluyor. Hukuk devletinin tüm vatandaşları, emniyet ve güven içerisindedir. Bütün meselelerimiz, toplumun tamamının rızasını kazanacak hizmetler yapmaktır. Toplumun bir kesimi mutlu olsun, gerisi önemli değil deseydik, işimiz zor olurdu. Bizim amacımız toplumun tüm kesimlerini refaha kavuşturmaktır. Hiçbir siyasi temanın toplumu ayrıştırmasını istemiyoruz. Bu yüzden bir kişinin hukukunu korumak, herkesin hukukunu korumaya bağlıdır. Kimse kendisini dışlanmış, kenarda bırakılmış, mağdur edilmiş görmemelidir, hissetmemelidir. Her bir vatandaşımızın hakkını korumak bizim boynumuzun borcudur. Hİçbir vatandaşımızın hukuku, ayrışma sebebi olamaz. Ahlak zemini sağlam olan hiçbir siyasi hareket, kendi çıkar hareketleriyle hareket edemez."

TOPLUMUN BİR KESİMİNİ ÖZGÜRLÜKTEN MAĞDUR BIRAKAMAYIZ
"Gerilim olmazsa, işimizden oluruz diyenler, 70 milyon insanın mutluluğu için bir gayret içerisine girmediler. Hepimiz özgürlük, adalet, merhamet çıtasını yükseltebilsek, hepimiz yükseliriz. Toplumun bir kesiminin özgürlükten yoksun olması kimseye fayda getirmez. Kendi hukukumuzu korumak için bile, mutlaka başkalarının hukukunu savunmak zorundayız. İnanıyorum ki, Türkiye'yi yorgun düşüren tartışmalar tedavülden kalkacaktır. Hepimiz birbirimizin hukukunu koruyacak kadar olgunlaşmış bir milletiz. Türkiye dünyaya kendi kimliğiyle bir birlik fotoğrafı vermesin diyenler varsa, bu millet onları da açıkça görsün.

"Şimdiye kadar olduğu gibi, belli sorunları kendi tekelinde tutanlar, artık tutunamadılar. Sorunlarımız çözüldükçe, devletimiz, milletimiz, demokrasimiz zaafa düşmez. Sorunlarımızı çözebildiğimiz oranda devletimiz de güçlenir, demokrasimiz de gelişir."

(habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.