Drej Ali: Abdullah Çatlı'nın çantasını ben almadım

Drej Ali: Abdullah Çatlı'nın çantasını ben almadım
Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında savunmasını yapan "Drej Ali" lakaplı Ali Yasak, Susurluk kazasının ardından Abdullah Çatlı'nın çantasını almadığını iddia etti.

3 çocuğunun Yeditepe Üniversitesi'nde okuduğunu, çocuklarını görmeye gittiğinde Veli Küçük'ü üniversitede gördüğünü söyledi. Savcının sorusu üzerine çocuklarının paralı olarak üniversitede okuduğunu ifade eden Yasak, Veli Küçük ile iki kez karşılaştıklarını, beraber ortak bir faaliyetlerinin bulunmadığını savundu. 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tutuksuz yargılanan sanıkların ifadelerinin alınmasına devam edildi. Sanık Ali Yasak ve Emin Caner Yiğit savunma yapmak için duruşmada hazır bulundu. Mahkeme başkanı Köksal Şengün'ün katılmadığı duruşmaya üye hakim Hasan Hüseyin Özese başkanlık yaptı. 

Soruşturma kapsamında emniyet ve savcılıkta ifade verdiğini belirten Ali Yasak, "Bu ifadelerimi kabul ediyorum. Bunun dışında ekstra söyleyecek bir şeyim yok. Mahkemenin soracağı soruları varsa yanıtlayacağım." dedi. 

Özese'nin, Yasak'ın ifadelerini okumasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Veli Küçük'ün ifadesinde "Yasak ile Yeditepe Üniversitesi'nde görüştük" dediğini hatırlatarak bu görüşmenin içeriğini sordu. Yasak ise, "Veli Küçük'ün ifadesini ben de okudum. Ancak sizin dediğiniz gibi görüşme yok. 'Gördüm' diyor. Benim Yeditepe Üniversitesi'nde okuyan üç çocuğum var. Okulun sahipleri de hemşerimdir. Onları görmeye gittim." dedi. Yasak, Veli Küçük ile iki kez karşılaştıklarını, beraber bir faaliyetleri ya da ortak çalışmaları olmadığını söyledi. Savcı Pekgüzel ardından da çocukların burslu okuyup okumadığını sordu. Yasak, "Parayla okuyorlar" yanıtını verdi.

Yasak'a gelen diğer sorular ise iddianamede mafya yapılanması içinde birlikte faaliyet gösterdiği iddia edilen Sedat Peker ve Sami Hoştan'ı tanıyıp tanımadığı oldu. Yasak, "Sedat Peker'i basından tanırım. Sami Hoştan'ı da kardeşim vasıtasıyla tanırım. Birkaç kez görüşmemiz olmuştur ancak ortak bir faaliyetimiz yoktur." diye konuştu. Susurluk kazasının ardından Abdullah Çatlı'nın çantasını aldığı iddia edilen Yasak'a savcı tarafından bu kazaya karışan kişileri tanıyıp tanımadığı da soruldu. Abdullah Çatlı' yı 80 öncesi ülkü ocaklarından tanıdığını belirten Yasak, Çatlı'nın Mehmet Özbay sahte kimliği kullandığını da kaza sonrası öğrendiğini söyledi. Yasak, "Eşim, Abdullah Çatlı'nın eşini tanıyor. Kazayı duyduktan sonra eşimi aradım. Eşim de Abdullah Çatlı'nın eşini arayarak, 'böyle böyle bir şey olmuş, Ali bey olay yerine gidiyor. Korkulacak bir şey yok herhalde' demiş." bilgisini verdi. Başka bir soru üzerine Sedat Bucak'ı hemşerisi olduğu için tanıdığını belirten Yasak, Semih Tufan Gülaltay'ı da Sedat Peker gibi basından tanıdığını söyledi.

Yasak'a üye hakim Hasan Hüseyin Özese'de sorular yöneltti. Hakim Özese, "Susurluk kazasında ele geçirilen eşyalarla ilginiz var mı? " sorusuna Yasak, "Efendim hiçbir ilgim yoktur. İddia edildiği gibi kaza mahalline gitmişliğim, araçtan çanta almışlığım yoktur. Beni Sedat Bucak'ın şoförü Gani arayarak 'Aga kaza geçirdi. Gelebilirseniz gelin' dedi. İstanbul'daydım. Ben de bu telefon üzerine hastaneye gittim. Susurluk davasında ifade verenlerin sorgularına bakın benim orda olduğumu gören ya da beni İstanbul'dan çıkarken gören yok." dedi.

Diğer üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu, Adil Serdar Saçan ile Yeditepe Üniversitesi'nde tanışıp tanışmadıklarını sordu. Yasak ise Saçan'ı Yeditepe Üniversitesi'nden değil emniyet müdürlüğünden tanıdığını söyledi. Yasak, hakim tarafından sorulan sorulara karşı Oğuz Korukır'ı, Mustafa Taylan'ı, Hakan Şanlı'yı, Hüseyin Kocadağ ve Mehmet Ağar'ı tanımadığını söyledi. Yasak, yurt dışına çıkıp çıkmadığının sorulması üzerine çok defa seyahat ettiğini, Amerika'da Atlanta'da iki ay yabancı dil eğitimi aldığını söyledi. Askerliğini 1983'te İzmir Menemen'de er olarak yaptığını belirten Yasak, askerliği sırasında NATO ile ilgili bir birimde görev yapmadığını ifade etti. Yasak, "1992'de Kazakistan'a gittim. 1994-95'de Ukranya da Pakmaya'nın distribütörlüğünü aldım. Ayrıca mobilya üzerine fabrika açtım. Sultanahmet'te mülkiyeti büyükşehir belediyesine ait çay bahçesini 1984'ten beri işletiyorum." şeklinde konuştu.

Korkut Eken ile yaptığı görüşmenin ticari bir görüşme olduğunu söyleyen Yasak, "Ancak bu ticari olay gerçekleşmedi. Lobi belgesi isimli belgeyi ilk defa emniyette gördüm. Evimde ve iş yerimde böyle bir belge ele geçirilmedi. Tanımadığım kişilere şirket kurma teklifinde bulunmadım." diye konuştu. 

İddianamenin 38 numaralı sanığı Yasak, "Terör örgütüne üye olmak" suçundan tutuksuz olarak yargılanıyor. İddianamede, mafya grubu içinde ismi yer alan sanıkların tümü için "Çıkar amaçlı suç örgütlerini bizzat denetim ve kontrol altına aldığı, gerektiğinde anılan suç örgütlerini amaçları ve hedefleri doğrultusunda kullandığı anlaşılmıştır." ifadelerine yer veriliyor. 

Sanık Ali Yasak'ın ardından diğer sanık Emin Caner Yiğit, savunmasında örgüt suçlamasını kabul etmeyerek, Veli Küçük'ün güvenlik şirketinde bir süre ofisboy olarak çalıştığını, 1,5 ay sonra da ayrıldığını söyledi.


(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.