Ergenekonculardan firar girişimi
Tutuklanarak hapse atılan Ergenekon çetesi mensupları, kaldıkları Kartal Cezaevi'nden firar etmeye çalışırlarken suçüstü yakalandılar. Yetkililerden alınan ilk bilgilere göre koğuşun demirlerini eritmeye çalışırken yakalanan sanıklar, ceza olarak tek kişilik hücrelere atıldılar.
Olay dün gece yarısı nöbetçi gardiyanın, çete mensuplarının kaldıkları 9. koğuş civarından yayılan koku ve dumanı fark etmesi üzerine anlaşıldı. Hemen olay mahalline gelen gardiyanlar; emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkanı emekli Kurmay Albay Mehmet Fikri Karadağ, 'Susurluk Davası' hükümlüsü Sami Hoştan, Avukat Kemal Kerinçsiz, Hüseyin Görüm, Hüseyin Gazi Oğuz ve Oğuz Alparslan Abdülkadir'i demir parmaklıkların etrafına yığdıkları tahta parçası, odun ve kömürleri destandaki gibi körükle tutuştururken suçüstü yakaladılar. Bu arada Paşakapısı cezaevinde tek başına kalan Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol'un da aynı saatlerde tek başına "demir eritme" operasyonuna katıldığı ancak ateşi yakamayınca çıkan dumandan boğulma tehlikesi atlattığı öğrenildi.
Tutuklu sanıklar sorgulamalarında "emri Veli Küçük Paşa verdi. Akşam yemeğinden sonra bize nutuk atarak 'Biz ki demir dağları eriterek Ergenekon'dan çıkmış bir ırkın kahraman evlatlarıyız. Bizi bu demir parmaklıklar mı durduracak? Haydin yiğitlerim, gelin şu demirleri eritelim' deyince galeyana gelerek koğuşta ne varsa parmaklıkların önüne yığıp yakmaya ve yaptığımız ilkel körüklerle alevi canlandırmaya başladık." dediler.
Ergenekon Destanı nedir?
"Türkler sığındıkları Ergenekon'a sığmaz olunca çıkmak için yol aradılar, bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki, 'Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat madene benzer. Şunun demirini eritsek, belki dağ bize geçit verir'. Göktürkler, varıp demircinin gösterdiği dağ parçasını gördüler. Demircinin tedbirini de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü altını, yanını, yönünü böylece odun ve kömürle doldurduktan sonra, yetmiş deriden büyük körükler yapıp yetmiş yere koydular. Odun-kömürü ateşleyip körüklemeye başladılar.
Tanrı'nın gücü ve inayeti ile ateş, kızdıktan sonra demir dağ eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününün, kutsal saatini bekleyip bu yoldan Ergenekon'dan çıkmaya başladılar. Bu kutsal gün, ondan sonra Göktürkler'de bayram oldu. Her yıl o gün gelince büyük tören yapılır; bir parça demir alınıp ateşte kızdırılır. Bu demiri önce Göktürk Ham kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver."
(Rıfat Yörük - habervaktim / Mizah)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.