Finlandiya'da bir Türk, vekil adayı
Seçimler öncesi AP tarafından seçmenler arasında seçim farkındalığını artırmak ve bununla beraber onları sandığa götürmek amacıyla düzenlenen bilgilendirme kampanyasının sloganı ise "Senin Seçimin". Finlandiya'da AP vekilliği için Sosyal Demokrat Parti (SDP), Nesrin Can'ı aday olarak gösterdi.
Seçimlere iki hafta kala, Helsinki Dünya Ticaret Merkezi'ndeki ofisimizde yaptığımız söyleşide Cihan'ın soruları yanıtlayan Can, 1974 yılında Finlandiya'ya işçi olarak gelen Türk bir baba ile Fin bir annenin çocuğu olduğunu söyledi. Helsinki'de dünyaya gelen 33 yaşındaki Can, düzgün Türkçe'sini de Türkiye'de geçirdiği yaz tatilleri ve çocukluk döneminde Bursa'daki anneannesinin yanında kalmasına bağlıyor.
Siyasete Azerbeycan'ın başkenti Bakü'de gönüllü olarak bulunduğu bir gençlik kampı sonrası döndüğü Finlandiya'da katıldığı bir müzik festivalinde katılmaya karar veren Can "Festival bana bir an yeryüzündeki bir cehennem gibi gözüktü" diyor ve konuşmasına devam ediyor: "Gençler sınırsız derecede alkol ve uyuşturucu alıyorlardı ve o an dünyada birçok sorun, çatışma ve yoksulluk varken passif değil, aktif olmam gerektiğine karar verdim."
Can 1999 yılında SDP'ye katılmış ve aradan 2 yıl geçtikten sonra da ilk defa Uluslararası Sosyalist Gençlik Kurulu İkinci Başkanı seçilmiş. Can bu önemli dönemeci "İlk defa Türk kökenli bir Fin genci böyle bir uluslarası organizasyonun ikinci başkanı seçilmişti. SDP'ye katılmamdan kısa bir süre sonra üstlendiğim bu görev, benim siyaset hayatıma yön veren ve deneyim katan önemli bir aşamadır" diyerek açıklıyor.
AP 2004 seçimlerine katılan ve beklediğinden çoz fazla oy almasına rağmen kazanamayan Can, "Ancak yine de önemli bir başlangıçtı. Etnik kökenli bir Fin olmama rağmen 11 bin oy almak elbette bir başarıdır. Çünkü insanların resmimi bilbordlarında gördüklerinde kafalarında 'Acaba Fince biliyor mu?' gibi sorular oluşuyordu" diyor. Can diğer yandan da okul ve normal hayatı boyunca hiçbir zaman etnik kökeninden dolayı yadırganmadığını, çünkü Fince'nin de tıpkı Türkçe'gibi anadili olduğunu belirtiyor.
Selma adında bir kız çocuğu olan Can, üyesi olduğu SDP'nin Avrupa Sosyal Demokrat Partileri (ASDP) grubu üyesi olduğunu belirtiyor ve bu grubun Türkiye'nin üyeliğini desteklediğini işaret ediyor. Seçimler sonrası Avrupa Hıristiyan Demokrat Partiler grubu (AHDP) arasında çözülmeler olacağını, dolayısıyla seçimlerden sonra ASDP'nin saha fazla koltuk sayısına ulaşacağının da kesinleşmiş olduğunu irdeliyor.
Türkiye'nin AB'ye girmesinin kaçınılmaz olduğunu anlatan Can, "Sonuçta karşılıklı çıkarlar yüzde 50-50 olacak. Türkiye'nin stratejik pozisyonu çok söylendi. Obama'nın 2 günlük Türkiye ziyaretine de bu pencereden bakabiliriz" diyor.
Türkiye'nin en büyük probleminin eğitim olduğunu belirten Can, terörün arkasında da bu gerçeğin yattığına inandığını söylüyor. Ayrıca eğitim kalitesinin AB standartları ve işgücü ile yarışacak seviyeye çekilmesi gerektiğine değinen Can, "Bu husus resmi olmayan gündeme sokulması ve AB fonlarıyla desteklenmesi kaçınılmaz" diyor.
Can, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreterliği seçimlerinde Türkiye ile NATO arasında yaşanan krize AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiser Finlandiya'lı Olli Rehn'in katılmasına bir anlam veremediğini de sözlerine ekliyor. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.