Hastane yangınıyla ilgili ilk tespitler
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 8 kişinin hayatını kaybettiği Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesinin projesinde, başlangıçta yer almayan bazı değişikliklerin yapıldığını belirterek, bunun da yangının 5. kata kadar çıkmasına neden olabileceği yönünde ilk tespitlerin bulunduğunu bildirdi.
Akdağ, Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesindeki yangına ilişkin TBMM'de gazetecilere bilgi verdi.
Yapılan çalışmalar sonucunda ilk bilgilerin ortaya çıktığını belirten Akdağ, kesin kanaat ortaya koymanın ise henüz erken olduğunu ifade etti.
Akdağ, binada, başlangıçta projede yer almayan bazı değişikliklerin yapıldığını bildirerek, ''Bunların, bodrum katında meydana gelen yangının 5. kata kadar çıkmasına neden olabileceği hususunda ilk tespitler var. Bu konuda çalışan teknik heyet, bize henüz kesin sonuç veremiyor. Bunlar ön tespitler, üzerinde çalışmaları lazım'' dedi.
Binanın 2002 yılında, SSK hastanesi olarak tamamlandığını, Sağlık Bakanlığına ise 2004 yılında geçtiğini ifade eden Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Üzerinde yapılan inşaatla ilgili işlemler, 2002'den önce tamamlanmış işlemler. Buna bakacağız, ne olduğunun sonucunu değerlendirerek, idari soruşturmayı buna göre tamamlamış olacağız. Bir taraftan savcılık soruşturması devam ediyor.
Müfettişlerimizin yaptığı ilk çalışmalar, gerek özelikle yoğun bakımdaki hastaların tahliyesi, gerek itfaiyenin tahliyesi sırasında hızlı, başarılı, büyük ölçüde fedakarca hareket edildiği yönündedir. Kesin sonuçları açıklamak açısından biraz zamana ihtiyaç var. Ben de sizler, kamuoyu gibi, kesin bir teftiş raporu sonucu açıklamayı çok arzu ediyorum. Ama teknik adamlara, müfettişlere biraz zaman tanımak gerekiyor, yanlış bir iş yapmamaları açısından.''
''HASTALARIN DUMANDAN MI YOKSA TAŞIMA SIRASINDA OKSİJENSİZ KALDIĞI İÇİN Mİ ÖLDÜĞÜNÜ CUMA GÜNÜ ÖĞRENEBİLECEĞİZ''
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesinde hayatını kaybedenlerin ölüm nedenlerinin net olarak bilinmediğini, buna ilişkin sonuçların hızla verilmesi için adli tabiplikle görüştüğünü belirterek, ''Hastaların dumandan mı yoksa taşıma sırasında oksijensiz kaldığı için mi öldüğünü cuma günü öğrenebileceğiz'' dedi.
Akdağ, Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesindeki yangına ilişkin, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bakan Akdağ, ''Yoğun bakımda kalan 2 hastanın zaten beyin ölümü gerçekleştiğini, yangın çıkmasaydı da bir anlamda öleceklerini ima ettiniz'' diyen gazeteciye, şöyle karşılık verdi:
''Ben böyle bir şey ima etmedim. Böyle bir ifadem asla olmadığı gibi böyle bir zihniyetim de asla olamaz. Yoğun bakımdaki hastalarımız, buradan tahliye edilirken hayatlarını kaybettiler. Onların zaten durumları, hastalıkları ağırdı. Hatta ikisinin, beyin ölümüne yakın hastalar olduğu ifade edildi. Bu asla, 'bu hastalar zaten öleceklerdi, bu şekilde öldüler' anlamına gelmez. Böyle bir şeyi ben asla söylemem.
Dün şunu da ifade ettim: O hastalarımızın bizim üstümüzdeki hakları daha da fazladır. Onlara karşı sorumluluğumuz daha da yüksektir. Yatağa, cihaza bağlı insanlar. Gerek hastanenin, gerek sağlık yönetiminin bu hastalarla ilgili sorumluluğu, diğer hastalarla ilgili sorumluluklarının da üzerindedir.
Bu hastalarımız çok ağır hasta olsalar, kaybedilmeleri kaçınılmaz olsa bile, mümkün olduğunca hayata tutunabilmeleri, bunu da en konforlu biçimde geçirmeleri için sağlık sistemini değiştirdik, değiştiriyoruz. Tedavi altında olan her hasta, her insan çok kıymetlidir.''
Bir hastane projesinin önceden hazırlandığını, ihale sonrasında inşaatına başlandığını, inşaat sırasında bazı proje değişikliklerinin olabileceğini kaydeden Akdağ, teknik heyetin, 2002'den önce bu hastanenin inşaatı sırasında bazı değişikliklerin yapıldığına dair ipuçları tespit ettiğini bildirdi. Akdağ, bunun, yangının dumanının 5. kata kadar çıkmasıyla ilgili olup olmadığının kesinleşmesi için zamana ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
-''BU BİNAYA NİÇİN AKILLI BİNA DENİLDİĞİNİ BİLMİYORUM. TEKNOLOJİK AÇIDAN BUGÜNKÜ BİNALARIN SEVİYESİNDE DEĞİL''
Akdağ, proje değişikliklerinin onay almadan yapılıp yapılmadığına ilişkin bir soruyu, ''Mesele sadece onay değil. Teknik açıdan yapılan işte bir yanlış var mı, bunu tespit etmemiz lazım, ister onay alsın, ister almasın; 2002'den önceki tarihlerde onay aldığını var sayalım, eğer yanlış projelendirme, imalat yapılmışsa, onay alıp almaması oradaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz'' diye yanıtladı.
Hastaneye, ''Akıllı Bina'' denildiğinin anımsatılmasına karşılık Bakan Recep Akdağ, şöyle dedi:
''Bu binaya niçin akıllı bina denildiğini ben bilmiyorum, kim dedi, neden dedi? Bu binaların, 1990'lı yıllarda inşaatına başlanmış, inşaatı çok uzun sürmüş. Bizim tasarladığımız, inşaatını yaptığımız binalarla kıyaslandığında teknolojik, teknik açıdan bugünkü binaların seviyesinde binalar değil. Kim, ne zaman böyle bir binaya akıllı bina dedi, bu neden kamuoyunda bu şekilde konuşulmaya başlandı bilmiyorum. Bina, bildiğimiz, söylediğim yılların teknolojisiyle yapılmış, inşaatı uzun sürmüş bir hastane binası.
Hayatını kaybeden kardeşlerimizin ölüm nedenleri şu anda net olarak ortaya konmuş değil. Adli tabiplikle, oradaki sonuçların hızlı verilmesi, yoğun çalışılması konusunda görüştüm. Zannediyorum cuma gününe, savcılığa ölüm nedenlerini verebilecekler. Buradaki hastaların ölüm nedenleri dumandan mı yoksa taşıma sırasında, kaçınılmaz şekilde oksijensiz kaldıkları için mi oldu, bunları cuma günü öğrenebileceğiz.''
-''SAVCILARA SORMAK LAZIM''-
Akdağ, İstanbul'da bir hastanede de yangın çıktığının belirtilerek, sabotaj ihtimalinin araştırılıp araştırılmadığının sorulması üzerine, bunu savcılara sormak gerektiğini, kendisinde böyle bir bilgi bulunmadığını söyledi.
''Sağlık Bakanı olarak, hastaneler size bağlı olduğuna göre, ayrıca bir araştırma yapmıyor musunuz?'' sorusuna Akdağ, Bursa'daki hastanenin, üniversite hastanesi olduğunu, üniversite hastanelerinin bakanlığa değil, tıp fakültesine bağlı olduğu karşılığını verdi. Akdağ, üniversite hastaneleri üzerinde yönetim yetkilerinin bulunmadığını ifade etti.
Akdağ, ''Uludağ Üniversitesi eski Rektörü, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandı, tutuklanmadan önce ameliyat oldu ve kanser. Yeni bir Kuddisi Okkır olayı yaşanacağı endişesi var'' denilmesi üzerine, her vatandaşın hayatının, kendileri için çok önemli olduğunu, sağlığının mutlaka korunması gerektiğini söyledi.
TMMOB BURSA İL KOORDİNASYON KURULU'NUN YANGINLA İLGİLİ ÖN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME RAPORU AÇIKLANDI
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Bursa İl Koordinasyon Kurulu (İKK), Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'ndeki yangınla ilgili ön inceleme ve değerlendirme raporunu açıkladı.
TMMOB Bursa İKK Sekreteri Erdal Aktuğ, hastane önünde, teknik heyet adına yaptığı basın açıklamasında, yangının çıktığı gün, 2. bodrum katından çatı katına kadar yaptıkları incelemede, saptadıkları eksikliklerin rapor haline getirildiğini belirtti.
Aktuğ, daha ayrıntılı ''teknik rapor''un, bu tür binaların potansiyel tehlikesini düşürmek amacıyla hazırlanması için çalışmaların sürdürüldüğünü ve önümüzdeki tarihlerde kamuoyuna açıklanacağını bildirdi.
Yaşanan bu olayın son olması için artık her kurum ve kuruluşun gereken dersleri çıkarması gerektiğini vurgulayan Erdal Aktuğ, ''Ülke ve toplum olarak hızla eksiklerimizi gidermek ve toparlanmak zorundayız'' dedi.
Bunu yaparken, eleştirilerin açıkça dile getirilmesi, yanlışların düzeltilmesi gerektiğini ifade eden Aktuğ, yerelde ve genelde, yönetim kademesinde bulunanların denetim alanındaki erklerini, meslek odalarıyla paylaşmaları gerektiğini, aksi halde bu tür olayların tekrarlanabileceğini söyledi.
Geçmişte Bursa Valiliği'nin başkanlığında oluşturulan ''İl Yangın Denetim Heyeti''nin, kamu kurumlarının yanı sıra meslek odalarının katılımıyla 40 civarında toplu yaşam ve iş alanlarını denetlediğini anımsatan Aktuğ, ara verilen bu denetimlere süreklilik kazandırılması gerektiğini vurguladı.
Erdal Aktuğ, şöyle konuştu:
''Burada çağrımız; öncelikle kitlesel kullanıma açık yerlerin bir an önce denetimlerinin yapılması gerektiğidir. Ayrıca, bu tür yapılarda ilgili meslek alanlarındaki taahhüt edilen işlerin teslim alınma aşamasında, mutlaka ilgili meslek odalarınca test ve denetimden geçirilmesi ve risk analizlerinin yapılması, ülke yararınadır. Ayrıca, bu tür taahhütleri alan ve uygulayan asıl müteahhit ya da taşeronların mühendislerinin, mutlaka TMMOB'a bağlı ilgili odalardan yetki belgeli olmaları, denetimin eksik kalan boyutunu tamamlayacaktır.''
-ÖN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME RAPORU-
Aktuğ'un verdiği bilgiye göre, ön inceleme raporunda özetle şu tespitlere yer verildi:
''1-Hastanede 'yangın algılama sistemi' bulunmakta, ancak çalışmamaktadır. Yangın Algılama Sistemi'ni besleyen akü grupları 'power fault' konumda olup, bu durum akülerin şarjlarının bitmiş olduğunu ve sistemin çalışmadığını göstermektedir.
2-Mevcut elektrik tesisatının dizaynında kullanılan kablolar, halojen free (halojenden arındırılmış) değildir. Tesisat şaftında ve asma tavan içinde, algılama sistemi öngörülmemiştir.
3-Hastanenin yangın çıkan bölümünde, mimari projeye uygun olmayan mekanlar ve fonksiyonlar sonradan oluşturulmuştur.
4-165 x 65 cm. ölçülerindeki 'Kablo Bacası'ndan hem elektrik tesisatı hem de yangını daha da büyütebilecek oksijen gibi yakıcı gazların hatları geçirilmiştir.
5-Kablo bacası, doğrudan çıkış eksenli yerine, zemin katta 90 derecelik iki dirsekle yatayda uzatılmış ve U formu verilerek tekrar yükseltilmiştir. Kablo bacası, mimari projede '20a-W' aksında olup, sadece zemin katta (20a-V2) aksına kaydırılarak, dikey sürekliliği bozulmuştur.
6-Kablo bacasında, katlar arasında alev ve dumanı engelleyecek veya geciktirecek 'Yangın şiltesi, yangın şapı' yok.
7-Bloklar arasında yangın ve dumanın yayılımını engelleyecek 'Yangın kompartımanları ve önleyiciler yapılmamıştır.
8-Kablo bacası müdahale kapağının 'yoğun bakım ünitesi' içine açılacak şekilde konumlandırılması yanlıştır.
9-Mimari, statik, elektrik, yangın ve mekanik tesisat projeleri ilgili meslek odalarının denetiminden geçirilmemiştir.
10-Hastanede ameliyathane ve yoğun bakım üniteleri gibi birimlerdeki elektrik tesisatında 'Topraklama Yönetmeliği'ne uygun 'IT Sistem'' kullanılmamıştır.
11-Bazı yangın koruma amaçlı 30-300 mA eşik değerli artık akım anahtarı ve toroid akım trafolu röleler, devre dışı bırakılmıştır. Pano odalarında acil durum yönergeleri bulunmamaktadır.''
ŞEVKET YILMAZ DEVLET HASTANESİNDE ÇIKAN YANGINDA HAYATINI KAYBEDEN 8 KİŞİDEN 4'ÜNÜN CENAZELERİ TOPRAĞA VERİLDİ
Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesinde çıkan yangında hayatını kaybeden 8 kişiden 4'ünün cenazeleri toprağa verildi.
Yangında yaşamını yitiren Aliye Akok (61) için Musababa Camii'nde düzenlenen cenaze törenine ailesi ve yakınları ile vatandaşlar katıldı. Aliye Akok'un cenazesi, öğle namazından sonra cenaze namazının kılınmasının ardından Piremir Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Hastanede beyin damarlarındaki tıkanıklık nedeniyle tedavi görürken yaşamını yitiren Aliye Akok'un akrabaları, tansiyon hastası olan Akok'un oğlunun 6 Hazirandaki düğünü için hazırlık yaparken 16 Mayısta rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını belirtti.
Yakınları, beyin damarlarında tıkanıklık tespit edilen Akok'un yoğun bakımdan çıkmasını beklerken ölüm haberini alınca büyük üzüntü yaşadıklarını söyledi.
Yangında hayatını kaybeden Gülbey Şahin (80) ve Hakkı Özdoğan'ın (44) cenazeleri de Yavuzselim Mahallesi'ndeki Erenler Camisi'ne getirildi.
Cenaze törenine Şahin ve Özdoğan'ın aileleri ile yakınlarının yanı sıra Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin ve vatandaşlar katıldı. Acı haberi vatani görevini yaptığı Şırnak'taki birliğinde alan Hakkı Özdoğan'ın bir haftalık asker olan oğlu Harun Özdoğan'ın (22) cenaze töreninde gözyaşlarına hakim olamadığı gözlendi. Şahin'in cenazesi Değirmenönü, Özdoğan'ın cenazesi Arabayatağı mezarlıklarında defnedildi.
Beyin kanaması geçirdiği için tedavi gördüğü yoğun bakımda hayatını kaybeden İsmail Uysal'ın (56) cenazesi de oğlu Umut Uysal tarafından Şevket Yılmaz Hastanesi morgundan alındı. Uysal'ın cenazesi, Siteler Mahallesi'ndeki Zeynel Abidin Camisi'nde cenaze namazının kılınmasının ardından Yeşilyayla Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Yangında hayatını kaybeden İbrahim Turgut'un (63) cenazesi Mustafakemalpaşa ilçesinin Killik köyünde, İnciser Bulut'un (68) cenazesi Balıkesir'in Bandırma ilçesinde, Muhlis Karaağaç'ın (77) cenazesi Cumalıkızık Mezarlığı'nda, Fatma Yalçındağ'ın (74) cenazesi Çorum'da toprağa verilmişti. (AA)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.