Tüm yönleriyle mayın gerçeği
Üsame KARAKIŞ'ın haberi...
Son günlerin en çok konuşulan konusu Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin geçmişi 1950 yılına dayanıyor. İnsanların sakat kaldığı, ölümlerin yaşandığı yerler haline de gelen 216 kilometrekarelik mayınlı arazi 50 yılı aşkın süredir tarıma kapanmış durumda.
MAYINLAR NASIL DÖŞENDİ?
1950'li yıllarda Mardin'de sınır kaçakçılığı sırasında kaçakçılar ve gümrük muhafızları arasında çıkan silahlı çatışmada iki gümrük muhafız memurunun ölmesi üzerine dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Mardin Kaymakamı Kamuran Çuhruk'u Ankara'ya çağırır ve bölgede bu tür olayların tekrar yaşanmaması için Suriye sınırının baştanbaşa mayınlanmasını ister. Bu direktif doğrultusunda 1956 yılında Suriye sınırı tamamen mayınlandı. Mayınlı tarlalar dışında da 5 ila 10 km arasında değişen daimi emniyet bölgeleri de verimli araziler olmasına rağmen bomboş duruyor.
Resmi rakamlara göre, 1993-2003 arasında, 299 asker ve 289 sivil mayın patlaması sebebiyle hayatını kaybetti, 1524 asker ve 739 sivil de aynı sebeple yaralandı. İnsan Hakları Derneği'nin verilerine göre ise 1990-2002 yılları arasında 512 mayın patlaması olayında 838 kişi hayatını kaybetti, 937 kişi de yaralandı. Yaralananların 214'ü maalesef çocuk.
MAYINLAR, 1975 VE 1996’DA MECLİS’E KONU OLDU
Bugün dünyada 64 ülkede 100 milyonu aşkın kara mayını bulunuyor. Türkiye’deki sayının 935 bin olduğu belirtilmekte. Türkiye'nin 2 bin kilometrelik sınırında 3,5 milyon dönümlük arazi mayınla kaplı. Mayınlı arazilerin büyük çoğunluğu ise 600 kilometrelik alanla Suriye sınırında yer alıyor. Suriye sınırındaki mayınlı sahanın temizlenmesi için, 1975'te ve 1996'da iki defa Meclis araştırma komisyonları kuruldu ve her iki komisyonun düzenledikleri raporlarda bu sahaların mayınlardan temizlenerek tarıma açılması önerildi.
***
‘Mayın temizleme işi ile tarım işi birbirinden ayrılsın’
SERDAR ARSEVEN / VAKİT
Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin tartışmalar büyürken, geçtiğimiz yıl Nusaybin'de Tüsan Yapı Sanayii A.Ş. ile Alman-Türk ortaklığı Tauber adlı firmanın Genel Müdürü ve Ortağı Sıddık Özdemir'in yakın işbirliği ile gerçekleştirilen Nusaybin'deki arazinin mayından arındırılması çalışmaları çözüme önemli ölçüde ışık tutuyor.
Alman-Türk ortaklığının Genel Müdürü Sıddık Özdemir; “Nusaybin'de bize hem tarım işini yap hem de mayını çıkar; paranı da bu mayın işinden al” diyen olmadı. Devlet, akıllıca 'Gel kardeşim mayınını temizle' dedi. Bunun için ihale yaptı. İhaleyi en düşük teklifi veren olarak biz aldık” diyerek başladığı konuşmasında şu önemli detaylara yer verdi: “O arazide tarım yapılması ile mayın çıkarılması işlerini birbirine karıştırmanın manası yok. Böyle yaptığınız takdirde adres göstermiş olursunuz. Kamuoyunda gündeme geldiği gibi İsrail firmalarını adres göstermiş olursunuz. Biz 2 dünya harbinin bombasını topladık. Berlin ve Hamburg'da bombaları topladık. 2. Dünya savaşında atılan 500 kiloluk bombaları temizliyoruz. Mayın kaç gram ki. Bizler için çok daha basit bir iş bu. Alanın geniş olması hiç önemli değil. Zaman bakımından da sıkıntı yok. Ottowa sözleşmesi için sözkonusu olan tarihi, artı eksi 6 ay ile rahatlıkla tuttururuz. Bunu sadece biz yapabiliriz demiyorum. Yapabilecek başka firmalar da var. Bu iş için Nusaybin'de kullanılan teknoloji kullanılacak. Nusaybin'deki çalışmayı 20 iş gününde bitirdik. Sıkıştıracak olsak, bir haftada da rahatlıkla biterdi.”
“DEVLETTEN BEKLENTİLERİMİZ”
Özdemir devletten beklentilerini de şöyle dile getirdi: “Tarım işiyle mayın çıkarma işinin birbirinden ayrılması lazım. Cihazlarımız gümrükte takılmasın. Bir de bu mayınlı alandır; terör saldırıları söz konusu olabilir. Devlet, askeri ile polisi ile koruma anlamında destek vermesi önemlidir. Herhangi bir örgüt saldırısına karşı burası önemli. Nusaybin'de bize her türlü kolaylık sağlandı ve bu sayede 351 mayını tertemiz bir şekilde çıkardık. Suriye sınırı boyunca mayından temizlenecek olan arazi düz; biz Nusaybin'de mayını metrekaresi 1.65 EURO civarındaki bir bedelle çıkardık. Arazi büyük olursa maliyetler daha aşağı iner.”
“TOPRAĞA ZARAR VERİLMİYOR”
Özdemir, “mayın temizleme” işlemi hakkında da şunları söyledi: “Mayın faresi ile mayını buluyorsunuz ve toprağa da zarar vermiyorsunuz.
Mayın dedektörü büyük bir cihaz; 15 metre eni, 25 metre boyu olan bir cihaz. Son derece güvenli. Bu cihazlar kendi üretimimiz, Almanya'dan geliyor. Bu cihazların bedeli de öyle iddia edildiği gibi 15 milyon dolar filan değil. Bu işin cihaz tarafı kolay. Daha önemlisi kadro. Almanya'da ekibimiz var, bu işi rahatlıkla yaparız. Sadece biz yaparız demiyoruz, bu meselede İsrail'e muhtaç olma gibi bir durumumuz yok. Tarım arazilerinin işletilmesi ile mayın çıkarılması işini bir araya getirip, meseleyi oraya bağlamaya da gerek yok.. Mesele o kadar da zor bir mesele değil. 'Toprağı işleme işine siz karışmayın, toprağa zarar vermeksizin mayını temizleyin yeter' derlerse, başımız üstüne. Teklifimiz umduklarından çok daha cazip olur.”
***
Askerin 17 yıllık ihmali!
İBRAHİM ACAR / VAKİT
Suriye sınırındaki mayınlı bölgenin temizlenerek tarıma açılması için hazırlanan kanun teklifi üzerindeki tartışmalar artarak devem ederken, Vakit, 17 yıl önce Genelkurmay Başkanlığı’na hem de Bakanlar Kurulu kararıyla verilen mayın temizleme işinin neden bu kadar geciktiğini ortaya koydu.
GÖREV 17 YIL ÖNCE GENELKURMAY’A VERİLDİ
Mayın temizleme görevi, 4 Mart 1992’de Süleyman Demirel başbakanlığındaki DYP-SHP koalisyon hükümeti zamanında alınan Bakanlar Kurulu kararıyla Genelkurmay Başkanlığı’na verildi. 28 Şubat post modern darbe sürecinde kebapçılara varıncaya kadar sözde irtica fişlemeleriyle uğraşılırken, Genelkurmay Başkanlığı, 9 yıllık beklemenin ardından ancak 2001’de mayın temizleme işiyle ilgili ofis kurmak için harekete geçti. 22 Ağustos 2001’de temizleme için Genelkurmay’da ofis kuruldu. Ancak DSP-MHP-ANAP’ın oluşturduğu Anasol-M hükümeti, kaynak tahsis edemeyince, ne mayın temizleme uzmanı yetiştirilebildi ne de gerekli olan teçhizat alınabildi.
ERDOĞAN ÖRTÜLÜ ÖDENEKTEN KAYNAK AYIRDI
3 Kasım 2002 seçimleriyle AK Parti’nin iktidara gelmesinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anasol-M hükümetinin vermediği kaynağı hem de örtülü ödenekten tahsis etti. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, mayın temizlemeyi öngören yasa tasarısının TBMM’deki görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada paranın örtülü ödenekten verildiğini şu cümlelerle açıkladı: “Bütçede para olmadığı için istenilen para, örtülü ödenekten verildi. Ama örtülü ödenekten milyarlar ödeyemezsiniz. Bütçeye koymanız lazım. O nihayet denemeydi.”
BOSNA HERSEK’E EĞİTİM İÇİN EKİP GÖNDERİLDİ
2003’te Genelkurmay Başkanlığı’na para tahsis edilmesinin ardından, daha önce mayın temizlemede çalışan ekip elemanları takviye edilerek, yurt dışına gönderildi. Sırplarla verdikleri büyük savaşın ardından kendi topraklarındaki mayınları büyük bir başarıyla temizleyen Bosna Hersek’e tecrübe kazanmaları için eleman gönderildi. Bosna Hersek’ten dönen ekip beraberinde getirdiği kullanılmış teçhizatla, ilk mekanik mayın temizleme denemelerini Eylül-Ekim 2003’te Mardin’de yaptı. İlk denemenin ardından işi yapmaya niyetlenen Genelkurmay, planlama yaparak piyasa araştırmasında bulundu.
İlk teçhizatlar 5 milyon dolara alındı. Dozer gibi çok büyük makinelerden oluşan üçlü kombinasyonlu teçhizat için sipariş alma süreci başlatılınca yabancı firma 5 milyon dolarlık fiyatı 14-15 milyon dolara yükseltti.
AYTAÇ YALMAN TOPU MAYINLI BÖLGEYE ATINCA...
Bunun üzerine dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, “Bu iş ihaleyle, hizmet alınarak yapılabilir mi?” diye Milli Savunma Bakanlığı’nın görüşünü sordu. Konuyu Bakanlar Kurulu’nda görüşen hükümet, mayın temizleme işinin Bakanlar Kurulu Kararı ile Genelkurmay’a verildiğini hatırlatarak, Genelkurmay’ın yazısını onaylamadı. Bunun üzerine Genelkurmay bu konuda hükümete bilgi verdi. Genelkurmay’ın bilgi vermesinin ardından Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in başkanlığında bir heyet 26 Ekim 2004’te toplandı. Milli Savunma ve Genelkurmay temsilcilerinin de katıldığı toplantıda yeni Bakanlar Kurulu kararı alınarak, mayın temizleme işinde kullanılacak teçhizatın alım işi için başka bir kurumun görevlendirilmesi önerisi çıktı.
MALİYE BAKANLIĞI GÖREVLENDİRİLDİ
Tavsiye doğrultusunda Bakanlar Kurulu karar alarak, Maliye Bakanlığı’nı görevlendirdi. Maliye Bakanlığı’nın düzenlediği ilk ihaleye 14 firma teklif verdi. En düşük teklif 530 milyon TL, en yüksek teklif ise 2 milyar 279 milyon TL oldu. Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı ihalenin şartnamesindeki bazı teknik unsurlar nedeniyle konu yargıya taşındı. Yargı süreci devam ettiği sırada Genelkurmay Başkanlığı 24 Haziran 2008’de hükümete yazı yazarak mayın temizleme işini yapamayacağını bildirdi. Danıştay verdiği kararla “mayın temizleme işi ile organik tarım yapma” işinin aynı firmaya verilemeyeceğine hükmedince hükümet konuyu Meclis’e taşıdı.
RAKAMLARLA MAYINLI BÖLGE
¥ Türkiye- Suriye sınırında yer alan ve mayınları temizlenecek arazinin yüzölçüm büyüklüğü 216 kilometrekare.
¥ Türkiye’nin Suriye sınırının toplam uzunluğu 900 kilometre. Mayınlı bölgenin uzunluğu 510 kilometre, eni ise ortalama 350 metre.
¥ Mayınlı bölgenin 189 bin dekarı Hazine’ye, 12 bin 979 dekarı şahıs mülkiyeti, 7 bin 96 dekarı TİGEM’e ve 5 bin 646 dekarı da Devlet Demiryolları’na ait.
¥ Mayınlar temizlendikten sonra Türkiye ile Suriye sınırı dikenli tel ve elektronik koruma ile muhafaza edilecek. İki ülkenin çektiği tel örgülerinin arası yaklaşık 50 metre uzunluğunda olacak.
¥ Geride kalan 300 metrelik enli bölüm kullanıma açılacak.
***
Genel Kurul’da taktik savaşları
ALİ EYVAZ / VAKİT
Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesiyle ilgili kanun tasarısının Genel Kurul’da bitimine kadar görüşülmesine ilişkin öneri dün de gündeme alınamadı. Muhalefetin ardı ardına verdiği araştırma önergeleri üzerine, Genel Kurul gündemi rutin çalışma saati olan 19.00’da kapanırken, iki gündür danışma kurulunda kararlaştırılan, Meclis’in sabaha kadar çalıştırılmasına ilişkin önerinin ele alınıp görüşülmesine geçilememiş oldu.
MUHALEFET OYALADI
Dün gün boyunca MHP’lilerin verdiği bir öneri üzerinde aynı partinin önerge sahipleri lehte konuşurken, CHP’liler aleyhte konuşmalar yaptı. Ayrıca her iki partinin hatipleri birbirlerine sataşınca, bu sefer sataşma gerekçesiyle konuşma hakları doğdu. Genel Kurul’un çalışma süresi bu konuşmalarla geçerken, yine muhalefet grupları sık sık yoklama önergeleri vererek, sürenin uzamasına katkı sağladı.
DÖRDÜNCÜ HAFTAYA GİRDİ AMA ALTI MADDELİK TASARI ÇIKMIYOR
TBMM Genel Kurulu’nda muhalefetin tepkisi ve taktikleri sebebiyle yasalaşamayan mayınlarla ilgili tasarının görüşmeleri dördüncü haftasına girdi. Muhalefet partileri CHP, MHP ve DTP Genel Kurul’da yasanın görüşmelerini kilitleme niyetlerini koruyor. AK Parti, MHP, CHP ve DTP, TBMM Danışma Kurulu’na ayrı ayrı önerilerle gittiler. Danışma Kurulu’nda uzlaşma sağlanamadığı için parti grupları Genel Kurul’a önerilerini ayrı ayrı getirdi. Öneriler üzerindeki konuşmalar yüzünden de Genel Kurul’un sabaha kadar çalıştırılması planı uygulamaya konulamadı. Önceki gün, MHP’li TBMM Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplanan Genel Kurul, muhalefetin engelleme taktiği sebebiyle AK Parti’nin grup önerisini oylamadan kapandı. Aynı taktik dün de yine bu şekilde başarılı oldu ve iktidar partisinin önerisi gündeme bile gelemedi.
AK PARTİLİ VEKİLLERDE İSTEKSİZLİK
Bütün bunlar olurken, iktidar milletvekillerinin esas gündeme geçilmesi ve mayınlı arazilerle ilgili tasarının görüşülüp bir an önce kanunlaştırılması konusunda fazla istekli olmadıkları gözden kaçmadı. Bu durum Meclis kulislerinde “Madem kimse istemiyor, o halde bu yasa yüzünden neden Meclis Kurulu meşgul ediliyor. Demek ki kimsenin içine sinmemiş bir tasarı var ortada” yorumlarına neden oldu.
“Mayın temizleme ile organik tarımı aynı şirket yapamaz”
Danıştay, Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararlarını hukuka uygun bulurken, bu mayınların temizlenmesiyle arazinin tarım amaçlı kullandırılması işlerini birleştiren ihale şartnamelerinin yürürlüğünü durdurmuştu. Danıştay, mayınlı arazinin temizlenmesi ve temizlenen arazinin tarımsal amaçlı kullanılması ihalesinin tek ihaleyle gerçekleştirilmesini uygun bulmadığını belirtmişti. Danıştay 10. ve 13. Dairelerinin 2007 yılında aldıkları ortak kararlarında, Genelkurmay Başkanlığı'nın Başbakanlığa gönderdiği yazı hatırlatılmıştı.
Yazıda, “TSK'nın kendi imkânları yanında mayınlı arazinin bölümlere ayrılarak hizmet alımı yoluyla çeşitli firmalar tarafından temizlenmesine imkân tanınabileceği” görüşüne yer verildiği belirtilen kararda, Genelkurmay Başkanlığı'nın yazısında belirttiği gerekçe de dikkate alındığında, mayınlı arazilerin sınıra yakın olması sebebiyle TSK ve Milli Savunma Bakanlığı’nı ilgilendiren konuların bu kurumlarca gerçekleştirilmek kaydıyla mayın temizleme ve ihale işlemlerine ilişkin Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmediği kaydedilmişti. Bakanlar Kurulu'nun ikinci kararında Suriye sınırındaki askeri yasak bölgelerin kapsamını daraltan kararın da hukuka uygun olduğu ifade edilen kararda, ihale şartnameleriyle ilgili şu görüşlere yer verildi:
“Mayınlı sahanın temizlenmesi ve tarımsal faaliyetlerde kullanılması için idarece belirlenmiş azami süreler esas alınarak, tarımsal alanların kullanımı için önerilecek en az süreler üzerinden ihaleye çıkıldığı anlaşılmıştır. Kararnamelerle mayın temizleme faaliyeti ve ihale işlemleriyle görevlendirilen Maliye Bakanlığı’nca mayın temizlenmesi hizmetinin satın alınmasıyla temizlenen arazinin tarımsal amaçlı kullandırılması işinin aynı ihalede birleştirilmesi durumunda, söz konusu ihtiyaçların en iyi şekilde ve uygun şartlarla karşılandığından söz edilemez. İhale şartnamelerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Mayınlı sahanın temizlenmesiyle, temizlenen arazinin tarımsal faaliyetlerde kullandırılması işlerinin aynı istekli tarafından karşılanması mutat olmadığı için, bu işlerin bir ihalede toplanması yasaya uygun değildir. Mayınlı arazinin temizlenmesi ve temizlenen arazinin tarımsal amaçlı kullanılması ihtiyaçlarının en iyi şekilde ve uygun şartlarla karşılandığından da söz edilemeyeceğinden, ikinci ihtiyacın bir ihaleyle karşılanması, hukuken ve işin niteliği icabı mümkün bulunmamaktadır."
VAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.