"27 Mayıs'tan sonra Kürt sorunu 'sivil'den çıktı"
Ulusalararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Sedat Laçiner, sivil idarelerin Kürt sorununu genelde görmezden geldiğini belirterek, 27 Mayıs askeri müdahalesinden sonra Kürt sorununda sivil inisiyatif tamamen devre dışı bırakılarak, radikal-aşırı-silahlı Kürtçüler ile sorunu yok sayarak yok etmeye çalışan silahlı bürokrasinin tekeline terk edildiğini söyledi.
USAK'ın resmi internet sitesinde 'İyi Şeyler Olacak' Diyelim, İyi Olsun' başlıklı bir yazı kaleme alan Laçiner, dikkat çekici ifadeler kullandı. Sivil idarelerin Kürt sorununu genelde görmezden geldiğini, ilgilenmek istediklerinde ise çoğu zaman terörle mücadele bariyeri ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Laçiner, "Özellikle 27 Mayıs'tan sonra Kürt sorununda sivil inisiyatifin tamamen devre dışı bırakıldığı rahatlıkla söylenebilir. Böylece Kürt sorunu, radikal-aşırı-silahlı Kürtçüler ile sorunu yok sayarak yok etmeye çalışan silahlı bürokrasinin tekeline terk edilmiş oldu. Yaklaşık yarım asırlık süre zarfında çok sayıda başbakan, bakan ve cumhurbaşkanı gelip geçti. Ancak sözde iktidarı temsil eden bu kişiler için 'Kürt' kelimesini kullanmak dahi olağanüstü bir gelişmeydi. Defalarca başbakanlık yapmış olmasına, ülkenin 9. Cumhurbaşkanlığı unvanını taşımasına rağmen duayen bir siyasetçimizin Kürt Sorunu dendiğinde akla gelen tek katkısının 'Kürt realitesini tanımak' olması bu bağlamda şaşırtıcı değildir. Aynı kişi 'neden terörü önleyemediniz' diye sorulduğunda da 'askerimiz, polisimiz ne istemiş de vermemişiz' cevabını verebilmiştir. Başka bir deyişle Kürt sorunu ve hatta terörle mücadele bu ülkede siyasilerin işi olmamıştır, olamamıştır. İstersek çözeriz belki de bu nedenle en az onlarca yıllık bu soruna yönelik üretilen çözüm paketleri bir elin parmağını dahi geçmez." dedi.
Sivillerin dışarıda bırakıldığı bir ortamda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, "Kürt meselesi Türkiye'nin birinci meselesidir, mutlaka halledilmelidir" cümlesini kurabilmesinin devrimsel bir değişime işaret ettiğini vurgulayan Laçiner, belki de bu yüzden Gül'ün kimilerine göre haddini aştığını, giden tekere çomak soktuğunu söyledi.
Gül'ün sözlerinin arkasında gizli ve sihirli bir paket olmadığını dile getiren Laçiner, Ankara'da Kürt meselesi üzerinde artık bir mutabakat olduğunu ve birinin yaptığını diğerinin bozmayacağını ifade etti. Hükümetin Güneydoğu Sorunu'nun halli için bazı çalışmalar gerçekleştirdiğini hatırlatan Laçiner, devletteki dağınıklığın sona erişine en güçlü işaretlerin 2007 yılında AK Parti'nin genel seçimlerden güçlü bir şekilde çıkması olduğunu savundu.
TRT'nin Kürtçe yayınlara başlaması (TRT Şeş), Kürtçe üzerindeki yasakların birer birer kalkıyor olması, AB süreci ve genel olarak demokratikleşmenin, Türkiye'nin Kürt vatandaşlarına çözümün yasal sahada mümkün olabileceğini gösterdiğini dile getiren Laçiner, "Geriye bir tek teröristle mücadelenin silahlı kurumları kalmaktadır. Yani TSK, Jandarma, MİT ve Emniyet. Eğer bunlar da gerekli uyumu gösterebilir, yakalanan fırsatı destekler mahiyette rollerini oynayabilirlerse, işte o zaman dağa çıkış kapıları kapanırken, dağdan indirme çalışmaları da hız kazanabilecektir. Sevindirici olan bu konuda da ciddi iyileşmeler yaşanmasıdır. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un 'Diyarbakır'ı seviyoruz' cümlesiyle başlayıp 'teröristler de insan' ve 'Türkiyelilik' gibi açılımlarla devam eden açılımları, TSK'nın da bu konuda üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunun işaretlerini vermiştir. Gelinen noktada sadece Cumhurbaşkanı Abdullah Gül değil, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da terörün sona erdirilmesi konusunda sona yaklaşıldığını müjdelemektedir. Özetleyecek olur isek Cumhurbaşkanı Gül'ün arkasında sakladığı gizli raporlar, dosyalar yok. Bu raporlar birkaç yıldır zaten hazırlanıyordu. Bu dosyalar az çok her kurumun elinde de dolaşıyor. Ve bu hazırlıklar sanılanın aksine bir ihanet planını değil, bir çıkış yolunu işaret ediyor. Düne kadar söz konusu planları uygulayabilecek bir devletimiz yok idi. Bugün ise devletin zirvesinde ciddi bir uyum söz konusu. Eğer Türkiye bu şansı iyi kullanabilir ise erkler birbirleriyle rekabet yerine sorunları çözmeye odaklanabilir ise içeride ve dışarıda terörü sona erdirmek ve Kürt sorununu kabul edilebilir bir düzeye indirebilmek için altın bir fırsat bulunmaktadır." diye konuştu. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.