Bu konu 1992'den beri tartışılıyor
Tasarı için 'vatana ihanet' suçlamalarını doğru bulmayan Çiçek, mayın temizleme işinin İsrailli firmaya verileceği söylentilerinin ise spekülatif, art niyetli ve ithama müsait konular olduğunu söyledi.
Bakanlar Kurulu toplantısıyla ilgili açıklamasında mayın temizleme konusundaki soruları yanıtlayan Hükümet Sözcüsü Çiçek, konunun çok doğru olmayan bir üslupla tartışıldığını söyledi. Bunun bir eski alışkanlık olduğunu belirten Çiçek, "En hayati en önemli konuları dahi bir iç tüketim malzemesi olarak sürdürmeye, konuşmaya devam ediyoruz. Bu tip bir müzakere tarzı, bu tip bir tartışma doğrusu bize de çok fazla bir şey getirmiyor. Olaya bir bakmak lazım. Mayın temizleme işi AK Parti hükümeti döneminde gündeme gelen bir konu değil. Evvela onun altını bir çizelim. Çünkü bu tartışmaları geçmişte başka konularda da gördük. Seçim öncesi yabancılara mülk satışı konusu uzun süre istismar edildi. Şimdi bu tartışmaları yapanlar 'Vatan toprakları satılıyor' diye Türkiye'nin her tarafında bu konuyu işlediler. 'AK parti iktidarında vatan toprakları satılıyor' diye muhalefet yapanlar, iktidar olduğu dönemlerde de 1934'den bu tarafa askeri dönemler dahil, her dönemde, her sene bu satım yapılmış. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın o ülkelerden satın aldıkları toprakların büyüklüğü Belçika toprakları kadardır. O ülkelerde hiç böyle sıkıntılar yok." dedi.
Mayın temizleme konusunun 1992'de karara bağlandığını hatırlatan Çiçek, o zaman AK Parti'nin henüz kurulmadığını aktararak, devletin bu türlü kararlar alırken ilgili birimlerle, ilgili kurumlarla enine boyuna tartışıp, ondan sonra bir kararı aldığını vurguladı. 1992'de artık mayınlardan Türkiye'nin o bölgesinin temizlenmesi ve tarıma kazandırılması noktasında bir karar alındığını belirten Çiçek, "1992'den belli bir tarihe gelinceye kadar maalesef karar alınmış, gereği yapılmamış. Genelkurmay Başkanlığına bu iş devredilmiş, Genelkurmay'ın müteaddit yazışmalarına rağmen o zamanki hükümetler, şimdi en çok muhalefet edenler dahil, gerekli parayı vermemişler. İşin bu kısmının kamuoyu tarafından iyi bilinmesi lazım. Yani, 'biz mayın temizlemeye karşı değiliz' diyorlar, ama gereğini zamanında yapmayanlar şimdi ulu orta suçlama yapıyor. Madem temizlemesinden yanaydın, o zaman parasını niye vermedin. Ben de onlara paralel bir üslup kullanmış olmayayım. Bu konu, kimsenin vatanseverliğini sınayacağı bir konu değil. Biz Cumhuriyet hükümetiyiz. Bu milletin işleri görülsün diye canımızı dişimize takarak, Türkiye'nin mutluluğu, refahı için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz." diye konuştu.
Tasarıya yönelik itirazlar, eleştiriler olabileceğini aktaran Çiçek, "Bunu anlarım, ama kullandığımız üslup, 'vatanı sevmek, vatana ihanet, vatan elden gidiyor' tarzındaki bir kısım değerlendirmeler, bence çok doğru değil. TBMM bir çare müessesesidir. Onun için biz otururuz, konuşuruz, gereği ne ise onu yaparız ve bütün bunları yaparken gözettiğimiz bir tek husus vardır; ülkemizin menfaati neyi gerektirir? Ülkemizin menfaatleri o bölgenin mayınlardan temizlenmesini gerektiriyor. Ottowa Sözleşmesi gereği de, 2014 yılına kadar Türkiye'nin taahhüdü gereği, o bölgede bu mayınlardan temizlemesi gerekiyor.
Mayın temizleme işinin İsrailli firmaya verileceği söylentileriyle ilgili soruyu da yanıtlaya Çiçek, kanunları çıkarırken, şu ülke, şu firma diye yazılamayacağını belirterek, bu tür söylemlerin spekülatif, art niyetli, şu veya bu istikamette değerlendirmeye, ithama müsait konular olduğunu kaydetti. Kanunların genel prensipleri ve düzenlemeleri içerdiğini anlatan Çiçek, "O kanuna baktığınızda, ne gerekçesinde ne de maddelerinde bunu doğrulayacak herhangi bir şey bulabilirsiniz. Onun için bunlar kanundan kaynaklanan değil, bir iç tüketim malzemesi olarak kullanılan konulardır. Bunları konuşanların da o ülke ile ne tip anlaşmalar yaptıklarını herkes biliyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin İsrail ile ilgili yaptığı anlaşmalara bakıldığınızda da bir çok şeyi görürsünüz. Kaldı ki bu kanun mayından temizlemeyi ve bu alanın tarıma kazandırılmasını amaçlıyor. Bunun nasıl temizleneceği ile ilgili şartnameyi devletin bu alandaki en önemli, yetkili ve sorumlu kurumları düzenleyecektir. Yani ihalelerde esas olan şartnamedir. İhaleyi kim düzenleyecek. Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı bir araya gelecek. Bunun şartnamesini ortaya koyacak. Onun için kanun genel prensipleri düzenliyor. Yapılan tartışmaların yüzde 90'ı, kanun okunmadan yapılan, duyuma dayalı, dedikoduya dayalı, ön yargılara dayalı tartışmalardır." dedi.
Çiçek, mayın konusunu bundan sonra müzakere etmeyeceklerini ve Türkiye'nin lehine bir sonucu bağlayacaklarını vurguladı. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.