Osmanlı, Filistin'de ne yaptı?
GİRİŞLERİ DE ENGELLENMİŞ
Londra'da yayınlanan ve Arap dünyasının en çok okunan gazetelerinden biri olan Şarkul Avsat'a konuşan Hoca, "Osmanlı valileri ve sultan arasında yapılan yazışmalara baktığımızda Osmanlı'nın Filistin topraklarını sattığı yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu görürüz. Bu yöndeki talepler reddedildiği gibi, Filistin topraklarını bir-iki ay süreyle gezmelerine izin verilen Yahudilerin bu hakları da daha sonra ellerinden alınmıştır.' dedi.
Sayıları 250 milyonu bulan Osmanlı arşivlerinin 80-100 milyonu Arap dünyası ile ilgili. Bu belgelerin de ancak yaklaşık 50 bini tercüme edilmiş durumda. Osmanlı arşivlerinde yiyecek fiyatlarından epidemik hastalıklara, eğitim sisteminden muhalif politik akımlara, Sultan'la Bab-ı Ali arasındaki ilişkilere pek çok kayıt bulunuyor.
OSMANLICA BİLİNMİYOR
Hoca, Arapların gerçek tarihlerini yazabilmeleri için Osmanlı belgelerine muhtaç olduğunun altını çiziyor. İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA), Beyrut Amerikan üniversitesi ve Arap dünyasındaki pek çok üniversite için araştırmalar yapan Hoca, Arap dünyasından Osmanlı belgelerini araştırmak için ciddi hiçbir talep gelmediğinin altını çiziyor. Hoca, gelen taleplerin de kişisel olduğunu ifade ediyor. Hoca'ya göre talep gelmemesindeki sebeplerden biri de Osmanlıcanın ne Türkiye'de ve ne de Arap ülkelerinde fazla bilinmemesi.
Hoca, Arap dünyasında en fazla Filistin konusundaki belgelere talep geldiğini, bunun yanı sıra Arap milliyetçiliğinin nasıl çıktığıyla ilgili Osmanlı arşivlerinde bulunan ilginç bir belgeyi de şu şekilde ortaya koyuyor: Arap milliyetçiliğinin önde gelen isimlerinden Maruni Hıristiyanlarından Faris Nimr, Yakub Suruf ve Şahin Makarios, Mısır'ın talebi üzerine bu ülkeye gidiyor. Bunlara gazete basma izni veriliyor. Bunlar arasında en önde geleni El Mukaddam'dır. Bunları gazete ve dergileri yoluyla Türk ve Araplar birbirine düşürülmeye çalışılır. Mason localarına giren bu kişiler milliyetçilik adı altında Levant olarak bilinen Doğu Akdeniz'i Osmanlı'dan koparmaya çalışır. Daha sonra bu kişiler Fransa ve İngiltere ile de güçlü bağlar kurar.' Hoca'ya göre günümüzde Lübnan'da cereyan eden olayların tam da benzerleri 19. yüzyılda meydana gelmiş.
ARAPLARIN OSMANLI GöZüNDEKİ KIYMETİ
"Arapların Osmanlının gözünde peygamberimizle aynı ırktan olmasından dolayı ayrı bir yeri vardı." diyen Hoca, Osmanlının başkalarına muhtaç olmamaları için peygamberimizin soyundan gelen Ehl-i Beyt üyelerine sürekli olarak maaş bağladığını da vurguluyor.
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile ilgili olarak ise Hoca şunları söylüyor: "Mehmet Ali Paşa, saraydan Doğu Akdeniz'in tümünün valiliğini istiyor, saray da bunu reddedince İstanbul'un üzerine yürüyor. Osmanlı da bunun önüne geçmek için Batı'dan yardım istiyor. ve Batılı ülkeler de yardım karşılığı Hıristiyan azınlıklar konusunda büyük tavizler koparıyor. Osmanlı bunun tehlikelerini fark edene kadar da iş işten geçiyor."
ABDüLHAMİT'İN DEHASI
Yahudilerin, Selanik merkezli İttihat ve Terakki Hareketi'yle Londra merkezli El Fetat adlı Arap milliyetçi hareketinin arkasındaki güç olduğunu ya da bunları cesaretlendirdiğini de öne süren Hoca, Arap dünyasının iki önemli ismi Cemalettin Afgani ve Muhammed Abduh'un da El Fetah'la ilişkili olmasından dolayı mason olabileceklerinin öne sürüldüğünü; ancak 2. Abdülhamit'in dehasını göstererek bunları kendisine bağladığını ifade ediyor.
Osmanlı'nın son dönemindeki fikir özgürlüğüyle ilgili de bilgi veren Hoca, Arapça, İbranice, Sırpça, Almanca ve Rusça da dahil 130 gazete ve dergi yayınlandığını vurguluyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.