MİT'teki Tuncay Güney CD'si: İhbar mektubu...

MİT'teki Tuncay Güney CD'si: İhbar mektubu...
Tuncay Güney CD'lerini MİT'e gönderen şahsın ihbar mektubu avukatlara dağıtıldı

Ergenekon davasının şüpheli firarisi Tuncay Güney'den elde edilen 6 adet CD'yi MİT'e gönderen ve emniyet görevlisi olduğunu iddia eden şahsın isimsiz ihbar mektubu avukatlara dağıtıldı. Mektupta, "Devlet ve millet için" söylemlerinde bulunan ve askeri kimliklerini kullanan bazı kişilerin, Alevi kesimle ciddi temas halinde bulundukları, PKK, DHKP ve Hizbullah gibi terör örgütlerinden farksız olduğu belirtiliyor.

İddia edilen Ergenekon yapılanmasına ilişkin 2002 yılında Tuncay Güney'in gözaltına alınmasından sonra Güney ile alakalı belgeler ve ses kaydının bulunduğu 6 adet CD, kimliğini açıklamayan ancak emniyet görevlisi olduğunu iddia eden bir kişi tarafından MİT'e gönderilmiş, MİT tarafından da Ergenekon davasını yürüten mahkemeye gönderilmişti. Yapılan incelemede ses kaydının, Tuncay Güney'in mülakatına ilişkin olduğu belirtilmiş, mülakat sırasında Güney'e işkence yaptığı ileri sürülen görevliler hakkında ise suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmişti. Geriye kalan 5 CD içeriği de naip hakimce incelemesi tamamlandıktan sonra geçtiğimiz hafta isteyen sanık ve avukatlarına suret şeklinde dağıtılmıştı.

Tuncay Güney'de ele geçirilen 6 adet CD'yi MİT'e gönderen kişinin, bu CD'lerle birlikte gönderdiği isimsiz mektubunda verdiği bilgiler dikkatlerden kaçmıyor. Mektubu yazmadan önce çok düşündüğünü, yaptığının doğru olup olmadığı konusunda emin olmadığını belirten şahıs, devletin menfaati nedeniyle bu davranışının yapılmasında bir sakınca görmediğini belirtiyor.

Kimliğini gizleyen kişi, mektubunda şunları belirtiyor: "Bu mektubu yazmadan önce çok düşündüm. Yaptığımın doğru olup olmadığı konusunda da çok emin değildim. Ancak sonucu itibariyle devletin menfaati söz konusu olduğundan yapılmasında bir sakınca görmedim. Sizler hala bizim gibi üzerinde oynanan menfaatleri doğrultusundan zaman mefhumu olmaksızın her an her yerde görev almak zorunda bırakılmıyorsunuz. Neyse kendi sıkıntılarımızı bir kenara bırakalım. Son dönemlerde meydana gelen olaylar hakkında konuşalım. Burada 'Ahmet şöyle yapmış, Mehmet bunu demiş' demeyeceğim. Ülkenin geleceğine şekil vermek isteyen ve bunu ülke ve millet menfaati için yaptığını iddia eden, bunu istemeyen millet mensupları varsa onları da cahillikle suçlayarak bu insanların kendileri için iyi olanı seçemeyecekleri gibi bir sav ile kısacası 'benim için ama bana rağmen' anlayışıyla hareket eden bir zihniyet var. Bu zihniyet, asker kimliğini de kullanarak kendi etrafında belli sivil menfaat odakları oluşturmuşlar. Bu çerçevede 'devlet için millet için' diyerek birbirlerini besliyorlar."


-"ALEVİ KESİM İLE CİDDİ TEMAS HALİNDELER"-


Mektubunda, devlet ve millet adına bir takım illegal faaliyette bulunanların Alevi kesim ile ciddi temas halinde olduklarının söyleyen şahıs, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bunlar açısından birinci nokta; Türk olmak. İlginç bir yapılanmaları var. Alevi kesim ile ciddi temas halindeler. Bir tarafında Veli Küçük, diğer tarafında Sedat Peker. Bir tarafta Deniz Kuvvetleri ile ciddi diyaloglar var, diğer taraftan jandarmanın organize ettiği siteyi Sedat Peker sahipleniyor. 'Vatan millet Sakarya' diyenlerden hukukun ve adalet sisteminin karşısına bu bahanelerle çıkanlardan kurtulmak, memleketi kurtarmak demektir. Ne hikmetse biraz düzgün çalış, birilerinin değil kanunun dediği ile hareket etmeye kalk, fazla ömrün olmuyor. Yazmaya başlayınca yazacak şeylerin fazlalaştığını gördüm, uzatmak istemiyorum. Daha önce Tuncay denen herifin gözaltına alındığında elde edilen bilgisayar yedeklerinin CD'sini almıştım. Ergenekon diye bir şeyden bahsediyor. Ama ne hikmetse kimse bu mesele ile uğraşamıyor. Adam memlekette Anayasal düzeni yıkmak gibi bir faaliyetin içinde, devlet gibi diğer Türki Cumhuriyetlerde de haltlar karıştırıyor. Sonunda cebini para ile doldurmanın derdinde ve devlet bu insanlara maaş ödüyor. Çok düşündüm bu işin içinden çıkamadım. Bu itiraf ve belgeler, ifadeler, bizlerin elinde ancak polis olarak bir şey yapamıyoruz, yapmıyorlar, yapılmıyor. Uzun zamandan beri birinin bu işin önemini anlayacağını düşündüm ancak nafile. Bu nedenle sizlere bu CD yedeklerini gönderiyorum. İfade kasetlerini de alabilirsem göndereceğim. İnanın, PKK, DHKP-C veya Hizbullah'tan hiçbir farkları yok. Bu mektubun altına adımı koymak isterdim ancak, resmi kimliğim, bu işte teşkilatımı suçlar gibi bir hava sezilebilir. Ne zaman ki insanlar yalnızca kendi görevlerini tam olarak yerine getirirler o zaman memleket kurtulur. Yoksa fedakarlık yapanlarla, fazla çalışanlarla vatanını ve milletini çok sevenlerle değil, ancak ve ancak sorumluluğunun öngördüğü cesaret ve elini taşın altına koyma, yalnızca görev ölçüsünde. Şimdi insanları öyle korkutmuş ve sindirmişiz ki görevinin gereğini yapmıyor, hesap soramıyoruz. Çünkü hukuk, kural hiçe sayılıyor. Herkes yönetebileceği yönetici istiyor. Kimse akıllı insanlarla uğraşmak istemiyor. Yani herkes yönetici olmuş, iş yapacak adam bulamıyoruz. Lütfen bu mektupla beraber gönderdiğim CD'leri çok iyi inceleyin. Saygılar."


(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.