Başbuğ'dan sert açıklamalar

Başbuğ'dan sert açıklamalar
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, bir basın toplantısı düzenleyerek, Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın "İrtica ile mücadele planı"na ilişkin kararını değerlendirdi. Karara göre belgeyi kağıt parçası olarak nitelendiren Başbuğ, sert mesajlar verdi.

İLGİLİ HABER: CEVAP VER PAŞA!

İŞTE CEVAP BEKLEYEN SORULAR-TIKLAYIN

İlker Başbuğ'un saat 11:00'de düzenleyeceği basın toplantısı öncesinde önemli bir gelişme yaşandı. Toplantıya tüm Kuvvet Komutanlarının da katılacağı belirtildi.

Başbuğ'un açıklamaları şöyle:

"BU BİR BELGE DEĞİL BİR KAĞIT PARÇASIDIR"

Türkiye ve dünyada cereyan eden olaylara bakarsak ciddi bir çok sorunun bulunduğunu görürüz. Dünya ülkelerinin hemen hemen hepsi küresel ekonomik kriz ve bu krizin doğurduğu sosyal sorunlarla boğuşuyor. Türkiye bunun yanında terör ve bölücü terör örgütü ile mücadelesi ile devam etmektedir. Çevremizde başta İran'daki son gelişmeler olmak üzere Irak, Afganistan ve Pakistan'da ciddi olaylar yaşanmaktadır. Kıbrıs görüşmeleri de bir taraftan sürmektedir. Bütün bunlar yaşanırken Türkiye neredeyse iki haftadır, tam iki hafta Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın elinde bulunan, topladığı ve talep ettiği bütün bilgiler çerçevesinde yürüttüğü hazırlık soruşturması neticesinde ulaştığı kararla ortaya çıkan bir kağıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini tüketmiştir, harcamıştır. Ayrıca yargı sürecini sabırla ve sükunetle bekleme basiretini de gösterememiştir. Her şeyden önce bunlardan ötürü biz TSK olarak üzgünüz. Şu anda elimizde olan, hukuki anlamda bir kağıt parçasıdır.

"BEĞENİRSİNİZ BEĞENMEZSİNİZ, ASKERİ SAVCILIK GÖREVİNİ YAPMIŞTIR"

-Yargıtay içtihatına göre belge hukuki hüküm niteliği taşıyan bir olayın ıspatına yarayan bir yazıdır. 12 Haziran günü bir belgenin bir gazetede yayınlanması, TSK'nin hedef alındığının görülmesi üzerine zaman yitirilmeden, gerçekten belge olup olmadığını hukuk va yargı yolyula ortaya çıkarmak için soruşturma başlatıldı. Bu durumda bizim tarafımızdan yapılması gereken tek ve doğru hareket tarzı da budur. Soruşturma halen adli yargı teşkiladı içindeki Cumhuriyet Başsavcıları gibi anayasal teminatlar altında bağımsız şekilde yargısal faaliyetlerde bulunan Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından yürütülmüştür, karar da bu makama aittir. Askeri savcılık kanunlar çerçevesinde incelenmesi gereken tüm hususları, teknik ve bilimsel imkanları da kullanarak bu karara ulaşmıştır. Bu kararı beğenirsiniz beğenmeyebilirsiniz. Bu karara karşı saygısız ve küçümseyici tavırlar içine giremezsiniz. Bu tip davranışlar askeri yargıyı küçültmez ve bu şekilde davrananları küçültür. Artan bir şekilde ve örgütlü olarak gerçekleştirdiği değerlendirilen kurgulanmış bazı olaylar TSK'yi yıpratma ve karalama kampanyasına dönüştürülmektedir. Hukuk açısından yaşadığımız olayda bugün gelinen nokta olduğu iddia edilen bir kağıt parçası olduğunu bir belge olmadığını bize göstermektedir. Genelkurmay Başkanlığı ve askeri savcılık elindeki bütün bilgi ve belgeler ışığında ve hukuk kuralları çerçevesinde gerekeni yerine getirdi. 

"KİMLER TARAFINDAN NE AMAÇLA HAZIRLANDIĞININ ORTAYA ÇIKARTILMASINI İSTİYORUZ, GÖREV YARGI ORGANLARI VE İSTİHBARAT BİRİMLERİNİNDİR"

-Bu durumda birileri tarafından bu kağıt parçasının TSK'yi yıpratmak amaçlı olduğu değerlendiriliyor. Kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılması görevi ise devletin istihbarat örgütleri ile ilgili yargı organlarının görevi olduğunu biliyoruz ve yerine getirmesini istiyoruz. Bu konunun önemli olduğunu düşünüyoruz.  Bu ve buna benzer olayların devlet ve ordu içinde fitne ve fesat çıkarma eylemleri olarak görüyoruz. Demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine bağlı ve saygılıyız. Bugüne kadarki tavır ve davranışlar da bu sözlerimizin doğruluğunu teyid etmektedir. Bu ilkelere aykırı düşüncelerde bulunan veya bulunabilecekleri TSK, bünyesinde barındırmaz. Bunu anayasamızın 117. maddesine göre TSK'nin komutanı olan Genelkurmay Başkanı olan ben söylüyorum. Artık TSK'nin komutanı olan Genelkurmay Başkanı'nın bu ifadesi en büyük teminattır. Bunun dışında başka şeyler aranmasını anlayamıyoruz. Bunlara rağmen TSK ile artık hiç bir haklı neden ve haklı bir gerekçeye dayanmadan, çeşitli şekillerde darbe ve muhtıra söylemlerinde bulunanların iyi niyetli olmadıklarını ve halkımızın da artık bu söylemlerden usanmış olduğunu düşünüyorum. Onun için TSK'nin komutanı olarak açıkça söylüyorum ki TSK üzerinden elinizi çekiniz. TSK üzerinden kendinizi siyasi tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz. TSK'ya karşı medya üzerinden asimetrik ve psikolojik harekat gütmeye son verin. Tarihsel misyonu, kurumsal kültürü ve devlet adamlığı ve tecrübesinrin gereği olarak TSK, kendisine karşı asimetrik olarak medya üzerinden yürütülen psikolojik harekata her zaman kamuoyu önünde cevap vermekten kaçınmaktadır. 

"TSK, BU YIPRATMA FAALİYETLERİNE KATLANAMAZ"

-Akıllı insan her şeyin farkına varır, akılsız insan ise her konuda fikrini söyler diye öğrettiler. Bizim olayları takip etmediğimizi yasalar çerçevesinde gereken yer ve zamanda rahatsızlıklarımızı dile getirmeyeceğimiz şeklindeki değerlendirmeler doğru değildir. Hiç bir gerçeğe dayanmayan hukuk dışı faaliyetlerle yıpratılması faaliyetledine TSK katlanamaz. TSK; bütünlüğünün her türlü dış etkilere maruz bırakılmasına seyirci kalamaz. Unutulmamalıdır ki TSK'nin bütünlüğünün korunmasını ve haksız yere yıpratılmasını ülkemizin bir beka sorunu olarak görüyoruz.

"KONUYU MGK'YA DA GÖTÜRECEĞİM, ORADA GÖRÜŞECEĞİZ"

-TSK'nin güvenlik konularında ilgilenmek zorunda olduğu, görüş ve düşüncelerini ve taleplerini ilgili makamlara iletmeye devam edeceğiz. Tahriklere kapılarak kamuoyu önünde tartışmalara girmeyi uygun bulmuyorum. Yaşanan olayları da önümüzdeki hafta yapılacakm MGK toplantısına getireceğim. 

SORULAR VE CEVAPLAR

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARINA VERDİĞİ CEVAP

Başbakan'ın konuyla ilgili açıklaması, daha gerekenler var mı? Çalışma var mı? Yürütülüyor mu? Bu nedir?
-Önemli bir konu. Biraz daha geniş seviyeden bakalım. Birincisi, TSK'da demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırı davranışlarda bulunan personel barınamaz. Böyle durumlar olursa TSK, Genelkurmay Başkanlığı gerekeni anında yerine getirir ve bu konu için başka yerlerden işaret almamıza gerek yoktur. Bu konu açık olarak anlaşılmalı. Bugüne kadar yaşanan süreçte neler oldu, neler yapıldı, neler yapılabilir sorusu soruluyor. İlk önce askeri mahkemelerin yetki ve sorumluluklarının ne olduğunu anlamamız lazım. Malesef Uğur Mumcu'nun dediği gibi, hukuk tahsili görenler bile yanlış yorumlarda bulunuyorlar. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorlar. Bu çok açık, askeri yargı usül kanununun 9. maddesini okuyun. Der ki, askeri kişilerin askeri suçları varsa artık bunlar askeri mahallerde askerlik hizmetleri ile ilgili ise buna bakacak olan yargı makamı askeri yargıdır. Sözkonusu iddiada nedir karşımıza gelen, karargahta işlenen bir suç, kim işledi, asker. Hala buna kim bakar tartışmasıyla iştigal etmek abesle iştigaldir. Askeri mahkemelerin mantığının kalmadığı gibi cahilce söylemler var. Ülkenin ihtiyaçları bunu belirler. Tarafsızlığından söz ediyorlar. Bu çok büyük bir saygısızlıktır. Bunlar çatı kurumlar mı, siz nasıl böyle tanımlarsınız. Şu anda hakimler ve subaylar vardır. Genelkurmay Askeri Mahkemesi, askeri mahkemelerde subayların bulunmasının anayasaya aykırı olduğu düşüncesiyle anayasa mahkemesi dava açtı ve bunu kabul etti. Siz de deyin ki bağımsız değildir. Soruşturma, tabi ki kanunlarımıza göre askeri mahkeme nezdinde kurulan kıta komutanının emir vermesiyle başlıyor. Peki, biz bu emri ne zaman verdik. Olaydan yarım saat sonra verdik. Sadece emirle de olmaz, savcı aciliyet görürse derhal soruşturma açar. Bu kadar açık bilgiler varken nasıl bağımsız değildir dersiniz. Şimdi bu binada yanımızdaki salonda Yarbay Mustafa Dönmez'in mahkemesi bugün başladı. Yargı kesin karara ulaşmadan evvel herkes suçsuzdur. Ben korumak zorundayım. Ama iddianameyi kim hazırladı, yine bu savcılar hazırladı. İddianamede Yarbay Ali Dönmez'e yönelik suçlamalar oldukça ciddi. Askeri mahkemelere yöneltilen bu şekildeki düşünce ve suçlamalar gerçek dışı ve maksatlıdır. 

"GENELKURMAY BAŞKANLIĞI, ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMIŞTIR"

-12 Haziran gülü bu haberin gazetede çıkması üzerine askeri savcılık yetkisi dahilinde olan bir konu olduğu için soruşturmaya başladı. O andan itibaren bu belgenin bulunduğu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile iş birliği yaptı savcılar. Benim yetkimle. Bu belge doğru mudur, değil midir? Bunu bulmak mecburiyetindeyiz. Elinizdeki bilgi ve belgeleri verin dendi ve 13 gün sürdü bu soruşturma. Diyeceksiniz ki yetersiz hem de 12 gün.... Genelkurmay Başkanlığı yapması gerekenleri yapmıştır. Ki, belki de kamuoyunun bu konuya ilişkin cevap vermesine rağmen biz bunu göğüsledik, niçin hukuk için. Genelkurmay askeri savcılığı kararı vermiş. Karar kesin değildir, biz hukuk devletiyiz. Önemli olan şu, bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni delil bilgi emare çıkarsa elbette bu soruşturma tekrar açılabilir. Olayda bir müştereklik vardır. Soruşturma şartlarında değişiklik olmadığı taktirde ilave belge delil çıkarsa elbette yeniden açılır. TSK olarak bizim her şeyimiz açıktır. Hukuka saygılıyız. Hiç bir olayı örtbas etmek gibi bir niyetimiz yoktur. 

"İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NDAN BUNU İSTİYORUZ"

-Biz diyoruz ki, belgenin gerçek olmadığından hareketle bu kağıt parçası kimler tarafından hazırlandı bunu bulun. Askeri savcılık da bu açıdan görevsizlik kararı vererek dosyayı gönderdik. Bu belgenin kimler tarafından ne maksatla hazırlandığını istiyoruz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından. Bu belge doğru mudur, yanlış mıdır bunu istemiyoruz. Bu bizim işimiz. 

ALBAY ÇİÇEK'İN İMZASI İLE İLGİLİ KONU

Değişik tartışmalar yaşandı. Soruşturmaya konu olan Albay'ın imzaları ile ifadeye attığı imzalar basında yer aldı? Bu soruldu mu gündeme getirildi mi? Albay'ın böyle bir belge hazırlamadığını açıkladığınız için size bilgi verildi mi?
-
Elbette soruşturma yürütüldü, savcılık bağımsızdır. Şuraya 20 tane hakim albayı getirin ve bana sorun Genelkurmay Başsavcısı kim, tanımıyorum, Samimi söylüyorum, tanımıyorum. Prensip olarak savcılarla direk ilişkimiz yok. Biz bu konuda her türlü faaliyetimizi adli müşavirlerimizle de yapabilirdik. Değişik imza konusu;Ş askeri savcılık elbette bu konu üzerinde durdu. Nerden çıkartıyorsunuz? Ama, gelinen değerlendirme şudur, imza değişiklikleri kriminal inceleme sonucunu değiştirmiyor. Bilimsel olarak yapılan bu incelemelerde teknik kriterler kullanılıyor. Nasıl imza atarsanız atın, imza ıslak ise, elinizin mahsulü olduğu anlaşılabiliyor. Elinizin hareketleri sizin bir noktada parmak izi gibi yansıtır. Elbette, askeri savcılık bu konu üzerinde durmuştur. Ama aslı olmadığı için burada bir sonuca ulaşılması mümkün değil. Kanaat böyle verilmiştir.

SEBO'NUN PROVOKATİF SORUSU VE ALDIĞI CEVAP

-Başbakan'ın TSK'yi hedefe oturtmasından hicap duyuyor musunuz?

Ağır bir laf. Ben öyle bir düşünceye sahip değilim. Urfa konusu, ben görüşlerimi Sayın Başbakan'a ilettim. Bu konuda söyleyeceğimi söyledim.

Türkiye'nin bulunduğu coğrafya ve problemler ortada. Bunu yapınca kime zarar veriyorsunuz, ülkenizin bekasını da tehlikeye atıyorsunuz. Biz kanunlara saygılıyız aykırı hareket etmek isteyenlere de müsaade etmeyiz. TSK, haklı gerekçelere dayanarak, biz demiyoruz ki TSK hiç bir zaman tartışılamaz. Biz diyoruz ki evet olabilir, faydalı bile olur. Ama bizim karşı olduğumuz, hiç bir gerçeğe dayanmayan yıkıcı faaliyetler.

AK Parti'nin yargıya başvurması bu karardan sonra olsaydı daha iyi olmaz mıydı?
O konuda ben yorum yapmayı uygun görmüyorum. Verdiği kararı doğru görüyorsa onun takdiridir. Bizim yorum yapmamız uygun olmaz.

"YAPACAĞIMIZ HER ŞEY HUKUK VE YASALAR ÇERÇEVESİNDE OLACAKTIR, SÖZLERİMİZDEN BAŞKA ANLAMLAR ÇIKARTILMAMALI"

-Belge sahip çıkarsa ne yapacağımızı herkes ne yapacağımızı görecek demiştiniz. TSK'nin hiç bir şekilde buna katlanamayacağını vurguladınız. Önümüzdeki dönem itibariyle bu konuda ne gibi bir yöntem izlenecek?
Biz bir, hukuk devleti ilkelerine saygılıyız. Bir konuyu askeri savcılığa verdik, askeri savcılık karar verene kadar bir kelime konuşmadık. Bu hukuka olan saygımızdır. Elbette hukuk devleti ilkeleri kamsamında ne yapılacaksa yapılacak. Bundan başka yorumlar çıkartılmasından üzülürüm. Elbette bu konulara ilişkin görüş ve düşüncelerimizi yasal platformlarda dile getireceğiz. MGK'da gündeme getireceğim. Bazı sorunlar ver bu konuda, askeri savcılık suç duyurusunda bulundu. Sözkonusu kağıt, nerede bulundu, bir yerde bulundu, bunu sorgulamaya hakkımız yok mu? Bunu sorma hem hukuk yoluyla hem de diğer şekillerde bizim hakkımızdır. Bir yığın belgeler var, o belgeler usülüne göre hazırlanmış, uygun, konular aynı, iddia edilen belge ise onlarla hiç bir ilişkisi olmayan ve içerik ile hazırlanış şekliyle farklı bir belge. Şu soruyu sormaya hakkımız yok mu, bunun Nisan 2009'da hazırlandığını kim tespit etti. Bırakın hukuk mecrasında doğru bulunsun. Yorum yapanlar inanın, olacağı da buydu. Zaten başka bir şey beklemiyordum. En azından bir bekleyin, alın inceleyin, beğenmediğiniz yerler olabilir. Ama siz daha ajansa giden haberi anında yorumlarsanız, inanıyorum ki yorum yapanlar belgenin başlığını bile görmemiş. Ajanslara önemli bir çağrıda bulunuyorum, bu tür belgeleri parça parça vermeyin, yanlış yorumlar yapılıyor. İnsanlar bu televiyonları seyrediyor. 

"DUYUMLARIMIZ VAR, BUNU GEREKLİ YERLERLE PAYLAŞIYORUZ"

TSK, yıllardır kendine yönelik sistemli yıpratma faaliyetler olduğundan söz eder. Bunun kim, kimler olduğu konusunda bir fikriniz var mı? 
-Elbette, elinizde ciddi bir delil ve belge olmadan her hangi bir kişi ve kurumu suçlamak doğru değil, bazı bilgilerimiz bazı duyumlarımız var, ilgili makamlarla ilgili zamanda ve yerde paylaşıyoruz ve devam ediyoruz. 

"KOVUŞTURMA KESİN DEĞİLDİR, YENİ BİR DELİL BULUNURSA MESELE YİNE GÜNDEME GELİR"

Gerek Başbakan'ın açıklamaları ve sizin sözlerinizden, bu konunun aslında tamamen kapanmamış olduğunu ve gerekli olduğu taktirde üzerine gidileceğini gösteriyor...
-Kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesin değildir. Yeni bir şey ulaşırsa soruşturma tekrar açılır. Bu belgenin doğru olup olmadığına yönelik soruşturma bu soruşturma değişmedikçe açıktır... 

BAYKAL'I KALE BİLE ALMADI

Daha önceki konuşmalarınızda da hukuka ve demokrasiye inancı olmayanların barınamayacağını belirttiniz. İstifanızı isteyen çağrılara da muhatap oldunuz. Eleştirilerden alındınız mı?
-Bunları hiç kaale bile almadım. 

ALBAY DURSUN ÇİÇEK NE YAPIYOR ŞU ANDA?

Albay Dursun Çiçek, görevinin başında mıdır, görevi nedir, daha önce de bir belge hazırlanmıştı, bu araştırıldı mı? 
Genelkurmay ve TSK, biz bize gelen duyum, belge bir şey varsa ciddiye alınması gereken bunların hepsini ciddi şekilde inceleriz. Gerekirse bu olayda olduğu gibi yasal süreci başlatırız. İdari soruşturmalarda ortada bir kusur işleyen bir personel yoksa bunun üzerinde bir tasarruf yapmak sözkonusu değildir. Elbette, Türkiye demokratik, laik, sosyal, hukuk devletidir. TSK'ya aykırı bir davranış olmasının düşünülmesi sözkonusu değil.

HABERVAKTİM.COM

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.