Kültür Bakanı ve Bakan kültürü
Batı düşüncesi Aristo mantığı ile şekillenmiştir. Aristo mantığı ise ikili mantıktır. Aristo’ya göre bir şey ya doğrudur ya yanlıştır, ya dosttur ya düşmandır, ya siyahtır ya beyazdır. Bu nedenle batı düşüncesinin hayatı algılama biçimi çok keskindir. Hayatı algılamadaki bu keskinlik ve ikilem, insanlık tarihine kan, gözyaşı ve acı getirmiştir. Bugün Türk-İslam Dünyasında yaşadığımız acıların kaynağı batı ve batılı düşünme tarzının tahammülsüzlüğüdür.
Radikalizim cehaletten beslenir, cehaletin ise iki temel nedeni vardır. Bunlardan biri az bilmek diğeri ise çok bilmekle birlikte ikili yani keskin düşünmektir. Bugün Irak’ta, Doğu Türkistan’da, Çeçenistan’da akan kanın nedeni ya istediğim gibi düşüneceksin ya öleceksin ikilemi değimlidir?
Günümüz sözde aydınları Türk-İslam medeniyetinden değil, Batı kültüründen ve düşüncesinden beslenmektedir. Bu nedenledir ki meselelere yaklaşımları hoşgörü ile değil ikilemlerledir. Şimdi bu gerçekle değimlidir ki koca koca profesörlerin, 18 yaşında kızlara ya başını açacaksın ya okuyamayacaksın, dayatmaları. Bu nedenle değimlidir ki adları ünvanları kabarık beyinlerin toplumumuzu Batı ve Arap ikilemi arasında değerlendirmesi…
“Biz bu ülkenin asıl unsuruyuz, bizim istemediğimiz bir şey yapılamaz” diyerek Anadolu çocuklarına tahammülsüz davrananların düşünce yapılarında batı radikalizmi veya çokbilmişin cehaleti yok mudur?
Daha dün okul önlerinde, 12 yaşındaki kız çocuklarına, uygulanan ayrımcılığın ve şiddetin sırıtılarak seyredilmesi, batının ya bizdensin ya düşmanımsın ikileminden ve düşünce tarzından, kaynaklanmıyor mu?
Bugün eksikleri ve hatalarıyla demokratik tepkilerini gösteren Anadolu çocuklarına söylenen “ilkel yaratıklar” hakareti hangi düşünce tarzının tezahürüdür dersiniz? Bu çocuklar kaç polis şehit etti, kaç askere kurşun sıktı ki bu hakaretlere muhatap oldular? Kendilerine gösterilen bu tahammülsüzlük neden?
Herkes iyi anlamalıdır ki, milli olmak seçim dönemlerinde muhafazakar seçmene selam göndermekle değil, batılı düşünce kalıplarını ve tahammülsüzlüğünü bırakmakla olur.
Alperenlerin Topkapı sarayında gösterdikleri demokratik tepki daha estetik olabilirdi. Ancak bu hiçbir şekilde Topkapı sarayında, tarihe ve kutsal emanetlere, yapılan saygısızlığı hoş göstermez. Herkes hatırlayacaktır Ertuğrul Günay, Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun Taceddin Dergahına defnedilmesi kararnamesini imzalamamıştı. Buna sebep olarak da “tarihi mekanların aslına uygun olarak korunması” iddiasını dillendirmişti. Öncelikle bütün Anadolu emindir ki, Mehmet Akif ve Taceddin Sultan, Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun taceddin dergahına defnedilmesinden çok memnundur. Ayrıca herkes bilmektedir ki Şehit Muhsin Yazıcıoğlu “Dalgalan sende şafaklar gibi ey nazli hilal!” diye haykırırken, Ertuğrul Günay Terzi Fikri’ye yol arkadaşlığı yapıyordu. Bu nedenle kendisi Alperenlere Mehmet Akif’i anlatacak en son insandır…
Hayatı millete ve onun değerlerine hizmetle geçmiş ve bu yolda Şehit olan Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun defnine “Tarihi mekanların aslına uygun olarak korunması” kandırmacı ile karşı çıkan Sayın Günay, her nasılsa bu hassasiyetini Topkapı sarayı için göstermemiştir. Eski mahallesinin kültür kalıntısı olan, işime geldiği gibi davranırım, tutarsızlığının tezahürü değimlidir bu anlayış? Aynı anlayış değimliydi, görme özürlülere Nur Serter’in kitaplarını din dersi kitabı diye okutan? Aynı bakış açısı değimliydi yine görme engelliler için 41 adet Nazım Hikmet eseri hazırlatıp, Necip Fazıl’dan hiç eser koymayan?
Türkiye’de başörtüsü dayatması için “başörtüsü dinde farz değil, hatta bilmem nereler açıkken namaz bile kılınır, açın başınızı sorun bitsin” açıklamalarının, hayatlarında ne camii ile nede namaz ile işleri olanların “Ezan Türkçe okunsun” safsatalarının yeni versiyonu “Topkapı kutsal mekan değildir” saçmalığıdır.
İstanbul’da onlarca başka uygun mekan olmasına rağmen, Yüzyıllardır ecdadın dua avlusu olarak kullandığı bir alanda içki içmekte, eğlence düzenlemekte bal gibi tarihe saygısızlıktır. Hele İki Cihan Güneşinin birçok emanetinin bulunduğu bir sarayda içki içilebilecek alanları kapı farkı ile belirlemek en basit hali ile milletle dalga geçmektir.
Alperenler sanatçı İdil Biret’le görüşerek tepkilerinin kendisine olmadığını, programın içeriğine olduğunu belirtmiştir. Bu davranışları ile kendilerine olan özgüvenlerini açıkça ortaya koymuşlardır. Kendilerine barbar, çağdışı diyenlerin kültür seviyelerinin iyi anlaşılması için Ertuğrul Günay’ı Alperen Ocaklarına seminer vermeye davet etmişlerdir. Alperen Ocakları Genel Başkanı Sayın Abdullah Gürgür bir Alperene yakışır bir vakarlıkta Günay’a seslenerek “Kültür alanında ortak projeler gerçekleştirebiliriz” çağrısında da bulunmuştur. Kültür Bakanının bu gençler için “ilkel yaratık” ifadesine karşı, bu gençler Kültür Bakanına çağrıda bulunarak “buyurun ocaklarımızda seminer verin, Alperenlerin kültür seviyelerini görün” diyor ve ortak projelerde çalışmayı teklif ediyor. Bu durumda ilkel olan kim acaba? Yaratık olan kim?
Sebep her ne olursa olsun Sayın Günay’ın Alperenler için kullandığı “ilkel yaratık” ifadesi kabul edilemez. Başta Ertuğrul Günay olmak üzere bütün sözde aydınlar batılı düşünce tarzının keskinliklerinden kurtulmalı ve Anadolu topraklarına geri dönmelidir. Herkes, özellikle eski marksist yeni sözde aydınlar, demokrasiyi milletin milli ve manevi değerlerinin batılaştırılması olarak algılamaktan vazgeçmelidir
Alperen ocakları yaşanan gerginliklerin son bulması için Ertuğrul Günay’ı seminere davet etti, izinleri olursa konuyu da ben tavsiye etmek istiyorum. Evet Ertuğrul Beyin Alperen Ocaklarında vereceği seminerin konusu “ETÖ ve Demokrasi” olsun…
-Olmaz mı dediniz?
-Neden İlhan abi kızar mı yoksa?
-Hangi İlhan?
-Canım ne çabuk unuttunuz hani şu İskender Büyük’ün akıl hocası…
-Banane kardeşim kızarsa kızsın, hani soğuk ve karanlık bir Şubat gecesinde “biz asıl unsuruz” diye kulaklarımızı sağır eden ablalarına “milletim adına teşekkür ediyorum” diyenleri millet iyi bilmiyor mu? Yok birde abla anlatamam, anlayan anladı…
Alperen TUNALI
www.buyukdirilis.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.