Bu karar AYM’yi bitirir

Bu karar AYM’yi bitirir
Anayasa Mahkemesi’nin, AK Parti kapatma davasıyla ilgili gizli bilgileri Ergenekon sanıklarıyla paylaştığı ortaya çıkan Osman Paksüt hakkında ‘soruşturmaya gerek olmadığı’ yönündeki kararına hukukçulardan tepki yağdı. Kararda usûl

İSMAİL UĞUR'UN HABERİ

Anayasa Mahkemesi'nin, Başkanvekili Osman Paksüt'ün AK Parti kapatma davasıyla ilgili gizli kalması gereken bilgileri Ergenekon sanıklarıyla paylaştığının ortaya çıkması üzerine başlattığı inceleme kararının sonucu hukuk çevrelerini ve kamuoyunu tatmin etmezken, hukukçular AYM'nin kararında usûl hatası bulunduğunu konusunda birleştiler. AYM'nin, “sunulan delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması” başlıklı 135. maddesi ve “Tesadüfen Elde Edilen Deliller” başlıklı 138. maddesindeki niteliklere uygun görülmediğini için soruşturmaya gerek olmadığı” şeklindeki kararını değerlendiren hukukçular, Paksüt hakkındaki incelemenin bir idari soruşturma davası olduğuna vurgu yaparak, “Mahkemenin ileri sürdüğü 'delillerin yetersizliği' gerekçesi bir yargılama davası için kabul edilebilir ama bu bir yargılama davası değil, idari bir soruşturma davasıdır. Paksüt hakkındaki mevcut deliller de soruşturma açılması için fazlasıyla yeterlidir” değerlendirmesinde bulundular.

Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şentop: “Anayasa Mahkemesi, kendi üyesi olan bir şahsı kurumsal dayanışma içinde koruma yolunu seçmiştir. 'Deliller usulüne uygun değildir' deniyor. Paksüt AYM üyesi olduğu için mahkeme kararıyla bir dinleme yapılamamıştır. Ama mahkeme, kanuni engelden kaynaklanan bu durumu, Paksüt'ün lehine değerlendirmiş oluyor. Paksütle ilgili yasal dinleme izni hukuki bir engele takıldığı için, dinleme kararı çıkarılamadığı için eldeki delilleri geçerli saymıyor. Bu karar, itibarı zaten önemli ölçüde zedelenmiş olan Anayasa Mahkemesi’nin kalan itibarını da bitirmiş durumda. Anayasa Mahkemesi, kendi üyesinin bilgi sızdırdığını kabul etmesine rağmen kendi üyesini koruma yolunu seçmesi, hukuk adına hukukun üstünlüğüne karşı yapılabilecek en büyük darbedir.”

Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Sinan Kılıçkaya: “Anayasa Mahkemesi'nin 'deliller hukuki yeterlilikten yoksun' gerekçesi bir yargılama davası açısından normal karşılanabilir ama Osman Paksüt ile ilgili dava bir yargılama davası değil, bir soruşturma davasıdır. Mahkemenin belirttiği gibi bu deliller cezaya yeterli olmayabilir ama bir soruşturma açılabilmesi için fazlasıyla yeterlidir. Soruşturma davalarında 'suç oluştuğuna dair kuvvetli şüpheler'in varlığı yeterli sayılır. Bu nedenle AYM'nin, idari bir soruşturma davasını bir yargılama davası gibi görerek aldığı kararı usulen doğru bulmak mümkün değildir.”

Nizam Hukukçular Derneği (NİZAMDER) Başkanı Emin Bayram: “Her ne kadar Anayasa Mahkemesi soruşturma açılmasına gerek görmediyse de, ortada hukuka aykırı bir tavır ve tutum olduğu su götürmez bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Bunun korunacak ve üstü örtülecek bir tarafı yoktur. Osman Paksüt, tarafsızlığını yitirmiş bir şekilde hukuka aykırı davrandığını kendisi bile inkar etmiyor. AYM soruşturmaya gerek görmemiştir ama kamuoyu vicdanı bu durumu yargılar. Deliller bir yargılama davası için yeterli görülmeyebilir ama bu bir yargılama davası değil, idari bir soruşturma davasıdır. Ortaya çıkan deliller de söz konusu şahıs hakkında soruşturma açılabilmesi için gayet yeterlidir.”

Yozgat Baro Başkanı Yusuf Başer: “Dinlemelerde ortaya çıkan ve herkesçe bilinen bir hususta, Anayasa Mahkemesi'nin soruşturmaya gerek görmemesi kamuoyunu asla tatmin etmemiştir. Vermiş oldukları kararlarla koskoca bir ülkeyi etkileyen şahısların tarafsızlığına gölge düşürecek davranışlarda bulunmaya hakları da yoktur, yetkileri de. Bir hukukçu olarak bu kararı içime sindiremiyorum. Soruşturma için son derece yeterli olduğunda şüphe olmayan deliller maalesef yetersiz sayılmıştır. İdari bir soruşturma davası, sanki bir yargılama davasıymış gibi ele alınarak yanlış bir sonuca ulaşılmıştır.”

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk: "Sayın Paksüt'ün bazı gizli bilgileri dışarı sızdırdığı mahkeme kararında yer alıyor. Mahkemenin yaptığı tespit ile vardığı sonuç arasında bir uyum göremiyorum, yadırgıyorum. Üyelerden hiçbirin tek başına devam etmekte olan müzakereler hakkında açıklama yapması doğru değil. Bu ne meslek etiğine uyar, ne Anayasa Mahkemesi'nin görüşmelerinin gizli olduğuna dair yasa hükmüne uyar. Bunu mahkeme tespit ediyor. Buna rağmen bir yaptırım uygulanmasına gerek görmüyor. Peki ne zaman gerek görecek, neye gerek görecek? Ne yapacak yani?. Daha önce, verilecek kararı da basına duyurduğu zaman mı? Bilemiyorum. Mahkemenin yaptığı tespit ile vardığı sonuç arasında bir uyum görmüyorum, bu bir çelişkidir. Ben yadırgıyorum. Öyle bir durum varsa, hiç olmazsa en hafif disiplin cezasının uygulanması gereken bir durum olduğunu kabul etmek gerekir." 

VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.