Barodan 'başörtüsü' desteği
Sivas Barosu avukatları, başörtüsü yasağının kaldırılması yönünde başlatılan çalışmaların yerinde olduğunu ifade ettiler. Son günlerde başlayan tartışmaların hukuki olmaktan daha çok siyasi ve ideolojik olduğu kaydedildi.
Yoruma dayalı birkaç mahkeme içtihadı dışında, yasağın hiçbir yasal dayanağı olmadığını vurgulayan Baro Başkanı Avukat Mustafa Coşkun, "Laiklik ilkesi böyle bir yasağı öngörmüyor. Aksine laikliğin en katı şekilde uygulandığı Avrupa ülkelerinde bile kılık kıyafet serbestliği vardır" dedi.
Yargıtay'ın yasak yönünde açıklamalarını da eleştiren Coşkun, hiçbir gücün Meclis'in iradesine ipotek koyamayacağını vurguladı.
AK Parti ve MHP kurmayları tarafından üniversitelererde başörtüsü yasağının kaldırılması için Anayasa değişikliği paketi hazırlanması sonrası başlayan tartışmalar devam ediyor. Son olarak Sivas Borosu avukatları, ortak bir bildiri hazırlayarak, kamuoyuna duyurdu. Baro binasında yapılan açıklamada Başkan Avukat Mustafa Coşkun, başörtüsü yasağının keyfi ve fiili bir yasak olarak Türkiye'nin gündemini yıllardır meşgul ettiğini söyledi.
Son günlerde başlayan tartışmaların hukuki olmaktan daha çok siyasi ve ideolojik olduğunu vurgulayan Coşkun, "Basit bir kıyafet özgürlüğü talebi, rejim meselesine dönüştürülmek istenmektedir. Biz Sivas Barosu olarak, hiçbir hukuki kıymeti olmayan, tamamen siyasi ve ideolojik bir zeminde yapılan tartışmaları kaygı ve üzüntü ile izlemekteyiz" dedi.
DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNDE SORUNLARIN çöZüM YERİ YASAMA MECLİSİ
Demokratik bir hukuk devletinde sorunların çözüm yerinin yasama meclisi olduğunu belirten Coşkun, "Hiçbir güç, grup ya da kurum Meclis'in iradesine ipotek koyamaz" diyerek, Yargıtay'a gönderme yapan Coşkun, "Unutulmamalıdır ki Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği gibi 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ve Türk milleti bu yetkiyi TBMM eliyle kullanır. Yürütmenin ya da hükümetin yargıya müdahalesi kabul edilemeyeceği gibi, yasama yetkisine de, Yargı dahil hiçbir kurumun, zümrenin müdahale ve baskısı kabul edilemez" diye konuştu.
Laiklik ilkesinin en katı uygulandığı ülkelerde bile başörtüsü yasağının olmadığını vurgulayan Baro Başkanı Mustafa Coşkun, laiklik ile yasağın savunulmaya çalışılmasını da eleştirdi.
Eğitim hakkının uluslararası sözleşmelerle korunmuş evrensel ve Anayasal temel bir hak olduğunu ifade eden Coşkun, laiklik ilkesinin tüm vatandaşların inançlarını özgürce yaşamalarının en büyük teminatı olduğunu kaydetti. Yasağın kaldırılması yönünde TBMM'de başlatılan sürecin bir kısım yasakçı çevreler tarafından engellenmeye çalışıldığını hatırlatan Coşkun, bunun, Meclis'in iradesine ipotek koyma anlamına geldiğini anlattı. Bu yasakçı çevrelerin 'Türbanlı bir öğrenciye hak ettiği notu vermeyeceğiz' ve 'başörtülüler nedeniyle derse girmeyeceğiz' şeklinde açıklamalar yaptıklarını kaydeden Coşkun, bu söylemlerin hukukla, bilimle, çağdaşlıkla, akılla ve mantıkla bağdaşmadığını belirtti. Hukukçu olarak kendilerinin üniversitelerin düşünce ve inanç özgürlükleri ile eğitim ve öğretim gibi en temel insan hakları karşısında yasakları değil, özgürlükleri savunduklarını dile getiren Coşkun şunları söyledi:
"üniversiteler, ülkenin ve kentlerin düşünen beyni, gören gözleri ve istikbalidir. Bu bilim yuvalarının bilimle, teknoloji ile Ar-Ge çalışmaları ile ülkemizin önünü açan kurumlar olması gerekirken, kısır kıyafet tartışmaları ve özgürlüğü kısıtlayıcı uygulamalarla uğraşması anlamsızdır. Her demokratik hukuk devletinde olduğu gibi ülkemizdeki üniversitelerde de kılık - kıyafet serbestliğinin, hiçbir din, inanç, düşünce, ırk, grup ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bütün öğrencilere tanınması gereğine inanıyoruz. Yasakları, hukuksuzluğu ve antidemokratik uygulamaları kınıyor. TBMM'nin çalışmalarına tam destek veriyoruz."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.