"İran'daki tartışmalar aile içi bir mesele"
İran’da 12 Haziran’da yapılan ve Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın yüzde 63’lük bir oy oranıyla ikinci kez seçildiği seçimlerden sonra, muhalefetin ‘seçimlere hile karıştı’ diyerek günlerce süren protesto gösterilerinde bulunması, Batı ve Türk medyasının bir bölümünde ‘İran halkı Ayetullahlara karşı’, ‘İslam Devrimi yıkılmak üzere’ şeklinde verildi.
HUMEYNİ’NİN BAŞBAKANINDAN ‘DEVRİM KARŞITI’ ÇIKARMA ÇABASI…
Humeyni’nin Başbakanı Mir Hüseyin Musavi’nin öncülüğünde ve İslam devriminin en önemli mühendislerinden eski cumhurbaşkanları Ali Ekber Haşimi Rafsancani ile Muhammed Hatemi’den oluşan muhalefetten ‘İslam Devrimi’ne karşı ayaklanmasını bekleyen medya, ya tam olarak İran’daki dengeleri bilmediği ya da bilerek böyle bir beklenti içerisinde olduğu için İran’daki gelişmeleri yakından takip eden kamuoyunu da yanılttı. Batı’dan ve Türkiye’den İran’daki seçimleri değerlendiren siyasi analistler ve uzmanlar, görünenden ziyade beklentileriyle değerlendirmeler yaptığı için neler olup bittiği konusunda çok az kimse haberdar oldu.
PROTESTOLAR NEDEN ‘İSLAM DEVRİMİ KARŞITI’ OLARAK YANSITILDI?
İran’da 12 Haziran’da gerçekleşen seçimler ve sonrasındaki olaylarla ilgili olarak biz de, İran asıllı bir akademisyen, Dr. Arshin Adib-Moghaddam, ile konuştuk. Londra Üniversitesi bünyesindeki School of Oriental and African Studies (SOAS), Politika ve Uluslar arası Çalışmalar departmanında öğretim görevlisi olan Moghaddam, İran ve Ortadoğu üzerine akademik dergiler ile gazetelere birçok makale yazdı. “Iran in World Politics: The Question of the Islamic Republic” ve “International Politics of the Persian Gulf: A Cultural Genealogy” kitaplarının yazarı olan Moghaddam’a ilk önce, seçimlerden sonra başlayan İslam Devrimi’nin mühendisleri Musavi, Rafsancani ve Hatemi’nin desteklediği gösterilerin Batı’da neden “İslam Devrimi’ne karşı” olarak görüldüğünü soruyoruz.
MEDYA BİLEREK YANLIŞ BİLGİ VERDİ
Moghaddam, bunun sebebinin Avrupa ve Amerika’daki medyanın verdiği haberlere bağlıyor. İran’daki seçimleri analiz etme konusunda medyanın üç farklı kategoriye ayrılabileceğini söyleyen Moghaddam, şöyle diyor: “Birincisi, Londra’daki The Guardian ve ABD’deki Huffington Post gibi ne olduğunu tam olarak anlamaya çalışan ve gerçekleri yazan bazı gazeteler… İkinci gruptakiler ise, CNN ve diğer ana akım medyanın yazdıkları etrafında yayın yapan yanlış bilgilendirilmiş ya da bilgisiz bir yayın yaptı. Üçüncü gruptakiler ise bilerek ve özel sebeplerden dolayı İran’da neler olup bittiğiyle ilgili yanlış haberler verdi. Tüm bu farklı kategorilerdeki medya grupları, bir dereceye kadar İran’da neler olup bittiğini tam olarak anlayamadı, bir kısmı ise bilerek yanlış bilgiler verdi.”
30 YILDIR İRAN’I GÖRMEYEN DİASPORA, OLAYLARDAN NEMALANMAYA ÇALIŞTI
Moghaddam, İran’daki gösterilerin ‘İslam Devrimi’ne karşı’ olarak yansıtılmasında, 1979’daki devrimden bu yana İran’ı görmemiş diasporanın da payının olduğunu düşünüyor: “1979 yılındaki İslami Devrim’den bu yana İran’ı görmemiş ve İslam Cumhuriyeti fikrine şiddetle karşı çıkan sürgündeki bazı İranlılar da, kendi gündemlerini öne çıkarmak için bilerek olaylardan nemalanmaya çalıştı.”
AHMEDİNEJAD VE MUSAVİ ARASINDAKİ TEMEL FARK…
Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın İran halkı arasındaki popülerliğinin tartışmalı olduğunu düşünen Moghaddam, ancak Ahmedinejad’ın mütevazi bir hayat sürmesi ve alt sınıflarla özdeşleşmesi, taraftarları tarafından siyasi bir kazanıma dönüştürüldüğünü düşünüyor. Moghaddam’a göre, İslam Devrimi’ne olan bağlılık konusunda Ahmedinejad ve Musavi arasında bir fark yok, ancak devrimin nasıl bir şekil alması konusunda farklılıklar söz konusu: “ İran, politik kültürün çeşitlilik gösterdiği, güçlü bir sivil topluma sahip bir ülke ve bu farklılık ülkenin geleceği konusunda birbiriyle çelişen fikirleri beraberinde getiriyor. Ahmedinejad, daha çok popülist bir İslamı temsil ediyor ve Musavi ve Hatemi tarafından savunulan ‘İslami Demokrasi’ye karşı olanlar arasında destek buluyor. Seçimlerden sonraki gösterilerin şiddetle bastırılması Ahmedinejad’ın popüleritesine, özellikle entelijansiya ve ülkenin kültürel elitleri ile sürgündeki İranlılar arasında zarar verdi.”
HİLE YAPILIP YAPILMADIĞINI BİLEMEYİZ
Seçimlerden sonra muhalefetin günlerce sürdürdüğü protestolara sebep teşkil eden ‘hile’ iddiası konusunda Moghaddam, hile yapılıp yapılmadığı konusunda farklı görüşler olduğunu belirtirken ‘hile’ iddiasının bilinemeyeceğini söylüyor: “Seçimlerde hile yapıldı mı yapılmadı mı onu bilmiyoruz. Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Ali Abtahi’nin sözleri ise, sorgu altında alındığı için doğruluğu tartışmalı. (Muhalefetin önemli isimlerinden Muhammed Ali Abtahi, seçimlerde hile yapıldığı iddiasının, seçimler yapılmadan muhalefetin planladığı bir propaganda olduğunu söylemişti)
ÇATIŞMA, DEVRİMİN MESAJININ NASIL YORUMLANMASIYLA İLGİLİ…
Moghaddam’a İran’daki siyasi farklılıkların nereden kaynaklandığı ve muhalefet liderlerinden Rafsancani’nin İran’daki iş çevreleriyle olan yakınlığına şöyle cevap veriyor: “İran’da tanık olduğumuz şey, İslam Devrimi’nin orijinal mesajı ve İslam Cumhuriyeti’nin geleceği konusundaki çatışmadır. Musavi kampı, Devrim’in orijinal mesajı olan bağımsızlık, özgürlük ve İslam’a vurgu yaparken, devrimi gerçekleştirenler tarafından ifade edilen özgürlük ütopyasını güçlendirmek ve İslam Cumhuriyeti’ni demokratik bir şekle sokmak istiyorlar. Ahmedinejad kampı ise, Devrim’in muhafazakar yorumunu tercih ediyor, ki bu kamp reformcular tarafından benimsenen ‘İslami Cumhuriyetçilik’ fikrini kabul etmiyor. Ayetullah Rafsancani’nin iş çevrelerine yakınlığına gelince; Rafsancani’nin bürokrasi ve iş çevrelerine yakın olduğu doğru ancak, İran Devrim Muhafızları, ki bunlar Ahmedinejad’ı destekliyor, aynı şekilde kendi iş çevrelerini oluşturmuş durumda.”
BUGÜNKÜ İSLAM CUMHURİYETİ YARINKİ İSLAM CUMHURİYETİNDEN FARKLI OLABİLİR
İslam Devrimi’nin geleceği ve devrim bürokrasinin sistemi devam ettirmede ne kadar başarılı olabileceğine dair soruya Moghaddam, İran’da devrimin anlamı ve İslam’ın siyaset ve sosyal hayattaki rolü konusundaki tartışmaların devam edeceğini belirterek, İran’daki siyasi anlaşmazlığın Devrim’e karşı olmaktan ziyade Devrim’in güçlendirilmesine yönelik olduğunu şu sözlerle belirtiyor: “Musavi’nin kendisi, ‘bu bir aile meselesidir’ dedi. Dolayısıyla mevcut siyasi çatışmanın içindeki hiçbir parti 1979’daki İslam Devrimi’nin faziletlerine karşı değil. İslam Cumhuriyeti fikri tartışmaları devam edecek. Ancak, bugün gördüğümüz İslam Cumhuriyeti yarınki İslam Cumhuriyeti’nden farklı olması muhtemel.”
Mehmet Nedim Aslan/VAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.