Sonradan görme iş adamı gazetecilere böyle çektirdi

Sonradan görme iş adamı gazetecilere böyle çektirdi
Bursalı bir işadamı Antalya’daki ÖzdilekPark'ın açılışı yerel ve ulusal basından gazetecileri davet etti. Davet edilen gazetecilere maraba muamelesi yapan iş adamı, Türkiye’de sonradan görme iş adamlarına örnek teşkil etti.

Davet edilen gazetecilerden Yılmaz Yıldız, Antalya’da karşılaştıkları muameleyi şu şekilde yazdı. 

Yılmaz Yıldız’ın yazısı

Mağrur olma Özdilek, senden büyük Allah var!

Türkiye"nin önemli şirketlerinden Özdilek'in patronu Hüseyin Özdilek'e, “Mağrur olma patronum, senden büyük Allah var” diyecek tellâllar lazım. Yavuz Sultan Selim'in gururlanmamak için bizzat kendisinin tellâl tutarak, “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var” dedirttiği gibi… 

Bunu neden mi söylüyorum? 14 ağustos cuma günü açılışı yapılan Antalya"daki ÖzdilekPark AVM'nin açılışı sırasında şahit olduğum tutum ve davranışlar bunu zorunlu kıldı. 

Gelin size biraz bahsedeyim; belki bana hak verirsiniz...

Özdilek, krize rağmen başarılı olmuş ve klasik mağaza-eğlence merkezi konseptinden, büyük alışveriş merkezi konseptine geçiş yapmış. ÖzdilekPark markasıyla ilk bu konsepteki ilk AVM'sini de Antalya'da kurmuş. 

Açılış için de geniş çaplı bir organizasyon tertip etmiş. Tabii organizasyonun içerisinde basın da var. Özdilek, Bursa kökenli bir firma olduğu için Bursa'dan önemli sayıda yerel medya mensubu davet edilmiş programa… 

Tabii ne olduysa, son dakikada ulusal medya da hatırlarına gelmiş. Biz de organizasyona aracılık eden eski meslektaşımız Birgül Taşdemir'in hatırına dahil olduk kafileye. 

Atatürk Havalimanı'nda hiçbir Özdilek yetkilisiyle karşılaşmadık. Bu normaldi. Çünkü, adamların merkezi Bursa idi. Fakat Antalya Havalimanı'na indiğimizde de rastlamadık. Bu daha sonra karşılaşacağımız kötü sürprizlerin habercisi gibiydi.

Aslında bizi Antalya'ya Onur Air'le götürmeleri de ön uyarıydı ama bunu o an düşünememiştim. Çünkü bilet fiyatları THY'ye göre daha ucuz…Uçakta, üst düzey Özdilek yetkililerinin olmayışı da ileride karşılaşacağımız sınıf ayrımcılığının işaretiydi aslında. Fakat asıl şoku otele vardığımızda yaşadık. Sadece basın mensuplarını taşıyan araç, GRIDA CITY isimli, kamu misafirhanelerini andıran, sahilden uzak bir otelin önünde durdu. Olabilirdi... Şirketin bütçesi ancak buna yetmiş olabilirdi, diye düşündüm. Fakat gazeteciler olarak ikinci şoku da Özdilek yöneticilerinin ve ağır misafirlerinin Sheraton ve Divan otellerinde kalacağını öğrenince yedik. Bu resmen sınıf ayrımcılığıydı. Kendilerini ağa, gazetecileri de marabaları sanıyorlardı…Hadi dedik arada arkadaşımız var. Onun hatırına ses etmeyelim. 

Odalarımıza çıktık. Minibardan bir su alalım susuzluğumuz gitsin dedik. Üçüncü şoook… Minibar bomboş… Oteldeki aksaklıktandır diye düşündük.

Aynı akşam açılış kokteyli tertip edilmiş, oraya gittik. Bu arada minibara da bir şeyler konulacağı söylenmişti. Gece döndüğümüzde gördük ki, sadece bir tane küçük şişe su konulmuş. Lutfetmişler…

Açılış kokteylinde de Özdilek yetkililerinden kimse ile karşılaşmadık. Sanki basın mensupları davet edilmemiş, orada yoklarmış gibi…10 yıldır ekonomi muhabirliği yapıyorum, ne organizasyonlar, ne işadamları gördüm… 

Hiçbirinde basın mensuplarını bu kadar hâkir görene şahit olmadım. 

Özdilek Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdelik'i yanımıza çağırıp, haberin değerini artıracak, olayı sadece bir AVM açılışından öteye taşıyacak bir şeyler çıkarabilmek için yanımıza davet ediyoruz. Davetlerimiz duvara çarpıp geri dönüyor. 

Neyse ki Avi Aklaş gibi birisiyle çalışmışlar. Adamcağıza bir selam vermemiz yetti. Masamızı şereflendirdi. Sorularımıza cevaplar verdi de Özdilek"in ulusal basında geniş bir şekilde yer almasını sağladı…

Gazeteciler olarak AVM'de mağaza açan Süvari Giyim'in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Caşkun'la, Sarar Giyim'in patronu Cemalettin Sarar'la görüştük de Hüseyin Özdilek'le bir türlü görüşemedik. 

Her şeye rağmen, mesleğimize saygımız gereği, sabahki açılış öncesinde de Hüseyin Özdilek'le görüşme ayarlayabilmek için teşebbüste bulunduk. Asıl organizasyonu yürüten Dokuzonbeş isimli ajansın sahibi bizi kale bile almadı. Yanımızdaki PR'cı Birgül hanıma, “Benim muhatabım sensin” diyerek, hem gazetecileri, hem de Birgül arkadaşımızı rencide etti. 

Kalabalık arasında Hüseyin Özdilek'i gördük. Haber 7'den deneyimli muhabir arkadaşımız Ahmet Gemici ile birlikte kendimizi tanıttık. “görüşelim” demeye fırsat kalmadan, “Sizinle açılış sonrasında görüşeceğim, şimdi işim var” deyip yüzümüze bile bakmadı adam… Şok üstüne şok... 

Nezaket denen bir şey var be kardeşim… 

Neyse ki Birgül hanım var. Tek başına Özdilek"in imajını kurtarmaya, gazetecileri teskin etmeye çabaladı. Fakat, son şoku da açılış sonrasında yedik. Biz restoranlar katında oturmuş, haberi geçmek için konuşlanırken (Bu arada basın mensupları için ne bir bilgisayar odası, ne bir teknik destek var ortada. Onları akıl etmelerini beklemiyordum zaten) Hüseyin bey basın mensuplarıyla görüşecek dediler. Bir cafeye davet ettiler, gittik. Biz oraya giderken de Hüseyin bey"i İskender Kebapçısı"na girerken gördük. Bekle ki Sayın Özdilek gelsin...

Günlerden Cuma, vakitlerden öğle… Bazı arkadaşlarla ayrıldık camiye gittik. Döndüğümüzde öğrendik ki, toplantıyı Bursalı yerel gazetecilerle yapmış. Ulusal basından arkadaşlar dahil olmamış. Özdilek, sonradan onların yanına, yine bizim arkadaşların davetiyle gelmiş. Sordukları sorulara da tatminkar cevaplar vermemiş. Gazeteci arkadaşlar, Özdilek'in yemek davetini de kibarca reddetmişler… 

Benim için kâbus gibi, sıkıcı, rencide edici, küçük düşürücü, üzücü ama aynı zamanda da ibret verici bir program oldu… 

Sayın Özdilek, bilmeniz gerekir ki; bizler sizin açılışınıza keyfimiz için gelmedik. Hepimiz çoluk-çocuk sahibi insanlarız. Eşimizi, dostumuzu, daha önemli işlerimizi bırakıp geliyoruz, bu tür organizasyonlara. Sizin programa geleceğim diye daha önceden planladığım röportajımı iptal ettim, biliyor musunuz?

 Üstelik bizi siz davet ettiniz... 

- Kardeşim, madem ki birilerini davet ediyorsun, nezaket göster de, bir kez olsun “hoş geldiniz” de….

- Madem organizasyon yapıyorsun, bari davetlilerini ağalar, uşaklar ve marabalar olarak sınıflara bölme…

- Madem ki, basın mensuplarını davet ediyorsun, onların haberle ilgili taleplerine cevap ver. Açılıştaki konuşmalarını ajanslar zaten geçiyor…

- Gazeteciler, nezaket gösterip seninle diyalog kurmaya çalıştıklarında, mesleğine değilse bile insanlığına hürmeten adam yerine koy da bi dinle…

- Sen THY ile giderken, marabalarını Onur Air'le gönderme…

- Basını sohbet için çağırdığında başka yere gidip de adamları boşu boşuna bekletme.

- “Zengin olduk ama kibirli olmadık” diyerek hava atacağına, nasıl organizasyon yapılır, insanlarla, basınla nasıl muhatap olunur onu öğren. Kimseye soramıyorsan, BTSO Başkanı Ali Osman Sönmez"e sor…

- Madem ki, zengin oldun, büyüdün; etrafına duvarlar ören adamlar değil, sana işadamlığını, insanlığı, Allah"ı hatırlatacak kişiler koy…

- Madem ki açılış yapıyorsun, Müslüman bir ülkede olduğunu unutma. Cuma namazı saatine açılış programı, basın toplantısı koyma… Sen kılmıyorsan, namaz kılan birileri vardır…

- Bir de dua et ki Avi Alkaş gibi, Birgül Taşdemir gibi profesyoneller vardı ekibinde… 

Yoksa, ulusal gazetelerde gördüğün o haberler de olmayacaktı…

Ekoayrinti.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.