Korkunç ihmal

Korkunç ihmal
Bayram Ali Öztürk Hoca cinayeti soruşturması çerçevesinde cemaatin şüphelendiği ve mescide getirdiği arkadaşının çorabından dinleme cihazı çıkan Y.E.M isimli kişinin ifadesine bile başvurulmamış.

3 Eylül 2006’da İsmailağa Camii’nde Bayram Ali Öztürk Hoca’yı bıçaklayarak öldüren Mustafa Erdal’ı kimin yönlendirdiğine dair soruşturma yapan savcıların cinayetin ayrıntılarına ilişkin ifadesine başvurduğu kişilerin cinayetten bir süre önce cemaatin Avcılar’daki mescidine gelip gitmeye başlayan ve şüpheli hareketleri ile dikkat çeken bir kişiyi tarif etmelerine rağmen savcının bu kişinin ifadesine bile başvurmadığı belirlendi. 

Savcının sözkonusu kişinin mescide getirdiği bir arkadaşının çorabından çıkan dinleme cihazının neden mescide sokulduğunu bile araştırmadığı belirlendi. Cemaatin “ondan şüpheleniyoruz” diye işaret ettiği Y.E.M isimli bu kişi daha sonra cinayet günü İsmailağa Camii’nde Bayram Ali Hoca’nın cesedini camiden taksiye taşıyan kişi çıktı.

CEMAAT ONU İŞARET ETTİ

Soruşturma çerçevesinde ifadesine başvurulan S.A savcının olay öncesi veya sonrasında dikkatini çeken anormal bir durum olup olmadığı sorduğunda Avcılar Cihangir Mahallesi’ndeki mescide cinayetten bir süre önce Y.E. isimli bir kişinin geldiğini belirterek şunları anlattı: “Kim tarafından ve ne amaçla geldiğini bilmiyorum. Kendisini Siirtli olarak tanıtmıştı. Ancak hocalarımız kendisine kimlik sorduklarında bunu ibraz edememiştir. Kendisini birkaç kez mescidde gördüğümde cemaatten birilerinin getirdiğini zannetmiştim. Ondan sonra Bayram Hocamızın öldürüldüğünden bir gün önce mescide gelmedi. Sorduğumuzda o gece çalıştığını söyledi. Mescidimizde özellikle akşam ve yatsı namazı arasında sohbetimiz olurdu. Diğer günlerde namaz kılmak için kullanılırdı. Bu kişi de bir gün namaz kılındığı sırada Osman isimli kişi Y.E’nin mescide getirdiği bir arkadaşının çorabının altında bir dinleme cihazı görmüş. Y. E. isimli bu kişi bir gün beni evine çağırmıştı. Şüphelendiğim için gitmedim. Bunun üzerine bu kişi sinirlendi ve namaz kılmadan gitti. Ertesi gün de mescide uğramadı. Pazar günü sohbete gel dediğimizde bir şey demedi. Ancak o gün bu şahsı camide gördüm. Ben üst taraftaydım o ise alt tarafta tam hocayla yüz yüzeydi. Kendisi ile yüz yüze geldim ancak sonradan yüzünü değiştirdi. Daha sonradan hoca vurulunca Y. E. isimli şahıs müdahale etmiş, gömleği kanlanmış ve dışarıya kadar götürmüş.”

Cemaatin bu yöndeki ifadelerine rağmen 3 savcının elinden geçen azmettirme soruşturması çerçevesinde bütün şüphelerin üzerinde odaklandığı Y.E.M isimli şahsın ifadesine bile başvurulmadı. Aileye soruşturmanın tıkandığını söyleyen Fatih Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı Mustafa Alıcıoğlu cemaatin parmakla gösterdiği Y.E.M isimli kişiyi dinlemeye dahi gerek görmedi. Sadece Mustafa Erdal’ın linç edilmesi olayı sırasında hazırlık soruşturması çerçevesinde ifade veren Y.E.M, linç davasında İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ifadeye çağırdı ancak ne gariptirki ifadesi alınmadı. Y.E.M, hakkında çıkarılan zorla yakalama müzekkeresine rağmen duruşmada dinlenmedi.

Vakit’in ulaştığı Y.E.M sadece Mustafa Erdal’ın linç edilmesi sebebiyle açılan soruşturmada ifade verdiğini söyledi. Öztürk Hoca’nın katili Erdal’ı kimin azmettirdiğine yönelik yürütülen soruşturmayla ilgili kimsenin kendisini çağırmadığını kaydeden Y.E.M, “Bana çoraptaki dinleme cihazını filan soran olmadı” dedi.

Y.E.M, SONRADAN SAKAL BIRAKTI

H.A ise ifadesinde Y.E.M adlı şahıstan şüphelendiklerini açık açık anlatıyor. H.A’nın ifadesinde şu satırlar yer alıyor: “Mescide gelen gençlerle birlikte Y.E isimli şahıs da o zaman gelmişti… Bu kişiden şüphelendik. Hareketi ve tavırları cemaate ait değildi. Örneğin yatsı namazını kılarken sünneti kılmadan mescidden kalkıp giderdi. Bu kişiyi bu nedenle birkaç kişiye takip ettirdik. Evinin adresini ve bindiği aracın plakasını aldık. Daha önceden normal kıyafet giyerdi sonradan cüppe giymeye başladı. Olay günü öğlenden önce Y.E. isimli şahıs benim bulunduğum yere geldi. Kirazlı Cadde üzerinde beni gördü. Ben o gün telefonla Bayram Hoca’nın bıçaklandığını duydum. Y.E, hocanın yanında olduğunu ve kendisinin taşıdığını söyledi. Elinde kanlı gömlek ve cübbe bulunmaktaydı. Gömleği bana verdi. O günden sonra kendisini görmedim. Bize bağlı cemaatten bir grup onu sahilde eşofmanla dolaşırken görmüşler. Bize gelmeden sakalı yoktu, sonradan sakal bıraktı.”

Hakan GÜNEŞ/VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.