Misyonerler sıkıştırınca dinimi yeniden keşfettim
Son zamanlarda sürücü kurslarında gündelik şoförlük yapmaya başladı. Aldığı para kira olan evinin ihtiyaçlarını zar zor karşılıyordu. Ağrı’ya dönmeyi düşündü; ancak orada da bir iş bulamadı. Bu zor durumunu öğrenen misyonerler onu ve tertemiz çocuklarını ağına düşürmeye başlayınca, hayatı kâbusa döndü.
Birkaç ay önce işsiz ve bir çocuğu hasta olan A.A., kendisini ağına düşüren misyonerlerin tuzaklarını Vakit’e anlattı. Misyonerlerin yardım bahanesiyle günlerce kendisine gelip gittiğini, kiliseye götürüp Hıristiyanlaştırmak istediğini anlatan A.A., yaşadıklarından sonra adeta İslâm’ı yeniden keşfettiğini söylüyor. Önce kendisine ve ailesine gıda, para ve giyim yardımında bulunan misyonerlerin, daha sonra kendisini ve ailesini Hıristiyanlaştırmak istediğini anlatan acılı baba, misyonerlerden yakasını zor kurtardığını söyledi. Başından geçenleri kimseyle paylaşmadığını; ancak gördükleri karşısında da kayıtsız kalmanın vebal olabileceği düşüncesiyle günlerdir uyuyamadığını anlatan A.A., “Bir Müslüman olarak dinimizin nasıl satın alınmak istendiğini en acı bir şekilde gördüm. Bunun bilinmesini istiyorum. Benim başıma geldi, başkasının başına gelmesin” dedi.
Uzun süre işsiz olduğunu ve bir çocuğunun astım hastası olduğunu anlatan acılı baba, misyonerlerin böyle bunalımlı bir dönemde yardım adı altında kendisine yaklaştığını anlatarak, “Dört çocuğum var, biri de hasta, sürekli tedaviye ve ilaca ihtiyacı vardı. Böyle bir dönemde bir tanıdık beni aradı ve ‘Bir hayır kurumu sana biraz yardım etmek istiyor..’ dedi. Ardından 4 kişi evimize geldi. Gelenlerden birisinin adı İshak’tı, Amerikalı olduğunu, biri de İskoçyalı olduğunu söyledi. Ellerinde gıda kolileri ‘Biz Allah için ihtiyaç sahiplerine yardım ediyoruz..’ dediler. Şaşırmıştım, adamlar Müslüman değildi ve Allah için yardım ettiklerini söylüyordu. Eşim karşı çıktı, ‘Bu gâvurların ne işi var evimizde, yardımları kabul etme..’ dedi. Eşime kızdım ‘Yok, bunlar sadece Allah için yardım ediyorlar..’ diye düşündüm. Ancak bu şekilde birkaç sefer daha geldiler. Bir gün beni Kadıköy’de bir yere götürdüler. Götürdükleri yer bir kiliseydi. İnsanlara sadece Allah için yardım yaptıklarını ve yardımın daha çok insana ulaşması için çalıştıklarını anlattılar. Günler ilerledikçe bu sefer bana Hıristiyanlığı anlatmaya başladılar. Sonra ileride daha güzel bir işim olacağını, geleceğimin çok parlak olacağını, çevremde uygun gördüğüm insan varsa onları da davet edebileceğimi söylediler. Nelerin döndüğünü anlamaya başladım ve gün geçtikçe huzursuz oldum” şeklinde konuştu.
DİNİMİ SATIN ALMAYA ÇALIŞTILAR
Yaşadıklarından yavaş yavaş bir girdabın içine sürüklendiğini sezdiğini anlatan A.A., “Beni ayinlere götürmeye başladılar. Artık o kadar çok sıklaştırdılar ki bu görüşmeleri, her Pazar ve Perşembe beni çağırdılar. Daha sonra hasta olan çocuğuma tedavi için bir cihaz aldılar. Tekrar evime geldiler, bu sefer bana bir İncil verdiler. Eşim İncil’i görünce çok kızdı. Tartıştık ve İncil’i geri götürmek zorunda kaldım, onlara İncil’i kabul edemeyeceğimi söyledim. Sonra yardımlara tekrar devam ettiler, bu sefer yurtdışından getirdikleri elbiseleri vermeye başladılar. Çocuklar için Hıristiyanlığı anlatan kitaplar vermeye çalıştılar. Ailemi de kiliseye getirmemi istediler. Yardım ettiler ama karşılığında dinimi satın almak istediler” ifadelerini kullandı.
A.A., kilisede başından geçenleri anlatırken gözleri dolarak şunları söyledi; “Müslümanım ama yaşadıklarım karşısında kalbim daralıyordu, kendimi satılmış gibi hissetmeye başladım. Günler sonra beni vaftiz etmeye karar vermişler. Bana bunu teklif ettiler, o anda sesimi çıkaramadım; ancak o tören başlayınca sanki başımdan aşağıya doğru ateş dökülmüş gibi oldum, utancımdan yerin dibine girdim. O kadar büyük bir pişmanlık hissettim ki; bunu anlatmak mümkün değil. Orada pastör diye bir görevli oluyor, ‘Ne oldu, daha eskileri üzerinden atamadın mı..’ dedi. ‘Evet, atamadım..’ dedim. O korkunç ruh haliyle oradan çıktım. Ancak günlerce kendime gelemedim, her ezan okunduğunda kendimi çok farklı hissetmeye başladım. Çok pişman oldum, tövbe ettim ve bir daha gitmemeye başladım. Beni defalarca aradılar; ancak onlara ‘Yeter artık düşün yakamdan, ben Müslümanım..’ dedim.”
“Adeta inancımı birkaç kuruşa satmış gibi olmuştum..” diyerek misyonerlerin tuzaklarını bir bir deşifre eden A.A., “Allah’a şükür ben o tuzaktan kurtuldum. Ancak onların tuzağına düşen çok insan var. Birçok genci ve aileyi tuzaklarına alıp dinlerini değiştiriyorlar. Yabancıların yaptıkları yardımın tek amacı var, o da yardım maskesiyle insanların dinlerini değiştirmek. Çünkü onlar size bir şey verirlerse, sizden fazlasını bekliyorlar, hem maddi, hem manevi sizden çok şey bekliyorlar” dedi.
GELMEK İSTEDİLER, ‘YOK’ DEDİM YOKSA EŞİM ONLARI KOVARDI
Yaşadıklarından büyük bir ders çıkardığını ve İslâm’ın ne kadar büyük bir din olduğunu daha iyi anladığını kaydeden A.A., “Şimdi dinimi daha çok yaşamaya başladım. Onlara yakamdan düşün dedikten sonra bile evime gelmek istediler; ancak kabul etmedim, çünkü ben kabul etseydim ve gelselerdi, eşim onları kovardı. Eşim inançlı bir insan ve günde beş vakit namazını kılar. Yaşadıklarım bana büyük bir ders oldu, açlıktan ölsem bile artık yabancılardan tek kuruş almam. Çünkü çocuklarımın rızkını Allah zaten veriyor; yeter ki ben de gayret edeyim, bunu çok iyi anladım. Şöyle veya böyle onların rızkı gelecek. Bu süreçte bunu çok iyi anladım” dedi.
KEMAL GÜMÜŞ-VAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.