Askerler inadına ‘İnönü’yü sordu!

Askerler inadına ‘İnönü’yü sordu!
27 Mayıs darbesi ile Cumhurbaşkanlığı makamından indirilerek Yassıada’da yargılanan Celal Bayar’ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, Vakit’e 27 Mayıs’ı anlattı.

27 Mayıs 1960 darbesi ile Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere birçok Demokrat Partili tutuklandı. Yassı Ada’da yapılan yargılama ardından Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan hakkında idam kararı verilirken Cumhurbaşkanı Celal Bayar hakkında verilen idam kararı daha sonra kaldırıldı. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül’de idam edilirken Başbakan Adnan Menderes 17 Eylül günü asıldı. 

Adnan Menderes’in idamı ile sonuçlanan süreci, Türk demokrasisini, Ergenekon’u ve CHP himayesindeki İş Bankası’nı Merhum Celal Bayar’ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali’yle konuştuk.

27 Mayıs darbesi yapıldığında 10 yaşındaydınız. Merhum Celal Bayar’ı almaya geldiklerinde de köşkte olduğunuzu biliyoruz. Neler yaşandı o akşam?
27 Mayıs darbesi yapıldığında Çankaya'daydım. 10 yaşındaydım. Gece tank sesleriyle uyandım. Büyükbabam Celal Bayar'ı almaya gelmişlerdi. Sonradan anlatıldığına göre, geldiklerinde büyükbabam direniyor. 'Millet iradesiyle geldim, onunla ayrılırım, siz kim oluyorsunuz?' diyor. Tabancasıyla gelenleri vurmak için tabancasına davranıyor. İçinden bir ses “katil olma” diyor. Bunun üzerine kendini vurmak üzere tabancayı şakağına götürürken tabancasını elinden alıyorlar.

Darbe sonrasında neler yaşadınız? Dedenizi aldıktan sonra devletin, toplumun ve askerin size karşı tavrı nasıl oldu? Zorluk çıkarttılar mı?
Çok kısa bir süre sonra Çankaya'dan ayrıldık. Ben, kız kardeşlerim, anneannem, annem, teyzemi İzmir Çeşme'ye götürdüler ve ev hapsine alındık. Büyükbabam önce Ankara'da Harp Okulu'ndaydı, sonra Yassıada'daydı. Başımızda bir manga asker vardı. Onlara bir liste verirdik, alışverişe onlar çıkardı. Biz kimseye gidemezdik, kimse de bize gelemezdi. Hatta önümüz denizdi, önümüzden balıkçıların da geçmesi yasaklanmıştı. İçeri gelen her şey kontrol ediliyordu. Yoğurt içinde mesaj olmasın diye kaşıkla karıştırıyorlardı.

Eğitiminize devam edebildiniz mi?
O sırada ben ilkokulu bitirecektim. Darbe nedeniyle bitirme sınavlarına girememiştim. Dilekçe verdik sınava girmek için. Bir gün bir teğmen ve bir tomsonlu asker geldi. Kimsenin olmadığı bir gün ve saatte tek başıma beni Çeşme’nin bir ilkokuluna götürdüler. Sınavda İnönü Savaşlarını sordular. Özellikle böyle sorular sordular. Sınavdan sonra bana diploma vermeleri gerekiyordu. Aradan epey zaman geçti, bir gün gece yarısı, dışarıda gürültü patırtı oldu. Bir görevli elinde iki parça bir kağıt getirdi. Bu benim diplomamdı. Diplomamı fotoğrafımın olduğu yerden yırtmışlar, geçersizdi. Annem dilekçeler yazdı İzmir Milli Eğitim Müdürlüğüne. Bu işler çok uzadı. O yıl okula gidemedim. Zaten hiçbir okul beni almak istemedi.

Bu tür sıkıntıları DP’li ailelerde yaşadı mı?
O dönemde DP’li ailelerin çocukları da benzer olaylar yaşadılar. O zamanlar DP'lilere ‘düşük’, DP yakınlarına da 'kuyruk' deniliyordu, İlkokul birinci gün birinci sınıf öğrencisine “Sen kuyruk çocuğusun, gözükme gözüme, git en arkaya otur” dediğini anlatmışlardı.

Adnan Menderes’in idam edildiğini duyduğunuzda ne yaptınız? Ne düşündünüz?
İçimde birşey taş kesildi. Sanki bu hayattan soyutlandım. Dehşet ve acıyı içimin görünmez bir köşesine kapattım. Yassıada'dan adalet diye söz etmek mümkün değil. Hukukun, insan haklarının ihlal edilmiş olduğu yüz karası bir senaryo. Bu darbeyi yapanlar Türkiye'ye nelere mal olduğunun farkında olmayan insanlar.

27 Mayıs darbesi ile Menderes ve arkadaşlarının asılmasında CHP’nin payı ne olmuştur?
İnönü ve CHP, 27 Mayıs 1960 darbesinin azmettiricisidir, sivil ayağıdır. İnönü Meclis kürsüsünden darbeye davetiye çıkarmıştı. Darbe sayesinde iktidar partisini tasviye edip, halk oyuna gerek duymadan iktidar olmaya heves etmiştir. Nitekim 61 Anayasası, İnönü’ye ve Millik Birlik Komitesine ömür boyu Mecliste tabii senatörlük vermiştir. Bu kimseler de hiç bir beis görmeden gidip Meclise oturmuşlardır. Seçilmeden ömür boyu hükümranlık...Bazı CHP’li üniversite hocaları da darbecilerin akıl hocası olmuştu. Mahkeme kurma ve mahkeme yoluyla Bayar, Menderes ve diğerlerini suçlu göstermek gerektiğini de bu hocalar telkin etmiştir, yarılayıp suçlu bulmazsanız darbe suçundan siz suçlu duruma düşersiniz demişlerdir. Mahkemenin kurulması, mahkemenin seyri ve şiddeti; darbeyi aklamak içindi.

Celal Bayar askerin siyasete karışmasını nasıl karşılardı?
Celal Bayar askerin askerin siyasetle uğraşmasının ve siyasete girmesinin bu memleket için felaket olacağını düşünürdü. Bütün tarihimizin de bunu gösterdiğini, askerin siyasete girmemesi için mümkün olan her şeyin yapılması lazım geldiğini söylerdi. Bu görüşünü Yassıada mahkemesinde de net bir şekilde anlatmıştı.
Menderes ve arkadaşlarının asılmasını Türkiye demokrasi tarihi açısından nasıl değerlendirmeliyiz?
’60 askeri müdahalesi ve idamlarla yani cinayetle sonuçlanan Yassıada mahkemesi, Cumhuriyet tarihinde silahlı dayatma zihniyetinin semboli olmuştur. 14 Mayıs 1950’de halkın coşkusu ve iradesiyle ikidar olan Demokrat Partiyi siyasi tarihimizden silmek suretiyle 27 Mayıs darbecileri ve yandaşları insanımıza “senin hiç bir değerin yoktur” demiştir.

27 Mayıs darbesini yapanlar hukuk karşısında hiçbir ceza almadılar. Peki bu insanlar vicdanlarda gerekli cezaları almışlar mıdır?
Kamu vicdanı onlara gerekli cezayı vermiştir.

Ergenekon davasıyla açığa çıkan darbe planlarıyla 27 Mayıs süreci birbirine benziyor mu?
Ergenekon soruşturması Türkiye'yi 27 Mayıs benzeri bir darbeden kurtardı. Bugünkü vesayetçi, darbeci zihniyet de darbe zemini yaratmaya çalışıyor, toplulukları meydanlara topluyor, 'irtica var, şeriat geliyor' diyerek korku ortamı yaratıyor. Pavyondan çıkardıkları bir kızı giydirip, rol ezberletip, 'tarikatlar Türkiye'yi ele geçiriyor' dediler. Türkiye, aylarca bu uydurma olaya kilitlendi."

Ergenekon örgütü çökertilmeseydi Adnan Menderes’in başına gelenler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başına da gelebilir miydi?
Darbe günlüklerinin ortaya çıkarılması, Ergenekon davası, darbeci vesayetçi zihniyetin gerek askeri gerekse sivil boyutunun kamu gündemine taşınmış olması bir takım planları tabii ki bir ölçüde akamete uğratmıştır.

Atatürk, İş Bankası’nı dedeniz ile beraber kurdu. Şimdi ise İş Bankası CHP’ye ait. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?
Hint Müslümanlarının Kurtuluş Savaşı için gönderdiği 250 bin altın Atatürk’ün kasasında duruyordu. Atatürk’ün kayınpederi Muammer Bey (Latife Hanımın babası) tüccar. Bu parayla Atatürk’ü de ortak ederek bir ticaret şirketi kurmak istiyor. Atatürk de Celal Bey’le konuşalım diyor. Büyükbabam, Cumhurbaşkanının, yani Atatürk’ün, ticaretle ilgilenmesinin doğru olmayacağını söylüyor, bu parayla bir milli banka kurmayı teklif ediyor. Ve 1924’te İş Bankası’nı kuruyor. Bugün İş Bankası, bu bankayı Celal Bayar’ın kurduğunu, milli banka kurma fikrinin de, bankayı kurma işinin de Bayar’a ait olduğunu açıkça telaffuz etmek istemiyor.

FAHRETTİN DEDE-VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.