Erdoğan'dan FLAŞ açıklama
Erdoğan: Biz buraya demokratik açılım için gelmedik
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, ABD'ye seyahati konusundaki sözlerine ilişkin olarak, ''Biz, buraya demokratik açılım için gelmedik. Buraya hesap vermeye gelmişiz gibi davranıyor, bu çok ayıp'' dedi.
Başbakan Erdoğan, ''demokratik açılım'' konusunda TBMM'de yapılacak oturumun açık olacağını bildirdi.
Erdoğan, BM'deki etkinliklerin ardından New York'da 5. Avenue'da bir süre yürüdü. Daha sonra Rockefeller Center Cafe'de dinlenen Erdoğan, AA, NTV ve 24 Haber'in sorularını yanıtladı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, ABD'ye yaptığı seyahate ilişkin ''demokratik açılım'' bağlamındaki eleştirilerine de yanıt veren Erdoğan, BM Genel Kurulu için bu ülkeye geldiklerini, Baykal'ın ''bunu saptırdığını'' söyledi.
''Biz, buraya demokratik açılım için gelmedik. Buraya hesap vermeye gelmişiz gibi davranıyor, bu çok ayıp'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
''Samimiyetle bir şeyi tespit etmemiz lazım. Demokratik açılımı burada müzakereye açmak, tartışmak değil buraya gelişimizin nedeni. Buraya BM'nin 64. Genel Kurulu için geldik. Ana muhalefetin lideri bunu farklı yerlere kanalize ediyor. 'ABD'deki durağa uğradı' gibi çirkin bir yaklaşım ortaya koyuyor. Bu, bir defa Türkiye Cumhuriyeti devletine saygısızlıktır. Böyle bir saygısızlığı anlamakta ben zorlanıyorum. Bu Türkiye'ye zarar verir, fayda vermez. Böyle bir yakıştırmayı yapmak çok çirkin. Bir diğeri de ikinci derecede önemli olan G-20 zirvesi. Bu Pittsburgh'da olacak. G-20 zirvesinin gündemi herhalde demokratik açılım değil. Toplantının gündemi belli. O da dünyada baş gösteren küresel finans krizidir. Bunlar orada konuşulacak.''
Bu başlık altında yapılacak üçüncü zirve olduğunu anımsatan Erdoğan, bunu farklı yerlere çekmenin anlamsız olduğunu belirtti.
Temasları çerçevesinde ikili görüşmeler de yapacağını anlatan Başbakan Erdoğan, bu görüşmelerde ilişkilerin yanı sıra küresel sorunları da değerlendirme fırsatı bulacağını kaydetti. Erdoğan, ''Bu arada, demokratik açılımla ilgili olarak bize yöneltilen sorular olursa, bunların da cevabını veririz. Onları bilgilendirmek, bu noktada sordukları sorular konusunda aydınlatmak bizim için kaçınılacak bir husus değil'' diye konuştu.
Dün ABD'deki Musevi kuruluşlarının temsilcileriyle yaptığı görüşmeyi anımsatan Erdoğan, onlara da bu mesajları verdiğini, yönetilen sorulara da cevapları olduğunu ifade etti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Herhalde onlarla da ben demokratik açılımı konuşmadım. Onların bizim dünyaya bakışımız noktasında özellikle bölgesel sorunlar üzerinde sordukları sorular oldu. O sorunlara yönelik düşüncelerimizi onlarla paylaştık. Onlara gerekli cevapları bu noktada verdim ama şunu da söyleyeyim eğer Sayın Baykal, benim demokratik açılımdan kastım şu onu biliyorsunuz, son zamanlarda dedim ki; Bizim demokratik açılımımızın hedefi tüm sorun alanlarını masaya yatırmaktır. Bu da sorun alanlarından bir tanesiyse, bunu da masaya yatırmış oluyoruz. Bu konudaki düşüncelerimizi ortaya koyuyoruz. Bunlardan çekinmemize de gerek yok. Bunları da açık açık konuşuruz. Dediğim gibi kendisi lütfeder de kabul buyururlarsa, ziyaret ettiğimizde bu konularla ilgili soruları varsa, sorularını sorarlar ben de açık yüreklilikle onlara cevap veririm. Ama 'Yok, hayır, ben, görüşmeye gerek görmüyorum' derse o zaman da biz parlamentoda ne var ne yoksa her şeyi çok açık net ortaya koyacağız. Ortada bizim bir çekincemiz yok.''
-''AÇIK OLACAK''-
Başbakan Erdoğan, konuyla ilgili Meclis'te yapılacak oturumun ''açık mı'' olacağı sorusuna da ''Tabii, tabii'' diye yanıt verdi. Erdoğan, Baykal'ın yaklaşımını doğru bulmadığını, her seferinde aynı şeyi yaptığını ifade ederek, ülkenin ekonomi sorunu, Alevi sorunu, Ermeni konusu gibi alanlardaki sorunlarını çözmek için adım attıklarını belirtti.
ABD'deki temasları süresince Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan ile bir temasının olup olmayacağı sorusu üzerine Erdoğan, bildiği kadarıyla Sarkisyan'ın gelmeyeceğini söyledi. Bu ülkenin yetkilileriyle burada bir temasın söz konusu olup olmadığı sorusu üzerine de Erdoğan, netleşen bir temas olmadığını belirtti.
Ermenistan ile Türkiye arasında paraflanan protokol konusuyla ilgili soruya da Erdoğan, bunun Türkiye'yi bağlayan bir konu olmadığını ifade ederek, ''Bu süreci bekleyelim. Daha parlamentoya gelecek'' dedi.
Başbakan Erdoğan, bu yıl aralık ayında da Washington'a resmi bir ziyaret gerçekleştirmek için çalışmaların yapıldığını bildirdi.
Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile de planlanan bir görüşmesinin bulunmadığını ancak talep gelmesi halinde görüşebileceğini bildirdi.
BM iklim zirvesinde Başbakan Erdoğan'ın görüntülü mesajı yayınlandı
Birleşmiş Milletler 64. Genel Kurulu'na katılmak üzere New York'ta bulunan 100'den fazla ülke lideri, şimdiye kadarki en geniş katılımlı iklim zirvesinde buluştu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un davetiyle gerçekleşen ve ilk kez bu kadar çok sayıda lideri bir araya getiren toplantıya Türkiye'den de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan katıldı. Erdoğan, zirveye diğer liderlerle birlikte geldi. Erdoğan, toplantıda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile birlikte oturdu.
Toplantıda başta BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon olmak üzere ABD Başkanı Barack Obama ve Çin Devlet Başkanı Hu Jintao gibi iklim değişikliği konusunda tepki çeken ülkelerin liderleri de bir konuşma yaptı. İklim değişikliği konusundaki Yüksek Düzeyli Zirvenin Açılış Oturumu'nun ardından da İklim Değişikliği Zirvesi Yuvarlak Masa Toplantıları'na geçildi. Bu toplantıda ise Başbakan Erdoğan'ın görüntülü bir mesajı yayınlandı.
Görüntülü mesajında ilk olarak toplantıyı düzenleyenlere teşekkür eden Başbakan Erdoğan, iklim değişikliğinin, bugün insanoğlunun karşılaştığı "en önemli sınamalarından biri" olduğunu söyledi. Erdoğan, "Bu sorunun yol açtığı büyük bir tehditle karşı karşıya olduğumuz açıktır" diye konuştu.
İklim değişikliğinin sınır tanımadığının bir gerçek olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, bu sorunun olumsuz etkilerinin tüm dünyada hissedildiğini kaydetti. Erdoğan, sorunla mücadele edilmediği takdirde de iklim değişikliğinin etkilerinin giderek kötüleşeceğin ifade etti.
Ancak bazı bilimsel gerçeklerin bu konuda neler yapılabileceği hakkında yol gösterici olduğuna işaret eden Erdoğan, "Türkiye, küresel sorunların, küresel çözümler getirdiğine inanmaktadır." sözlerini kullandı. Sorunun ayrıca bölgesel ve küresel işbirliğini de zorunlu kıldığını aktaran Erdoğan, iklim değişikliği sorununun yol açtığı olumsuz etkilere en açık coğrafyalardan biri olan Doğu Akdeniz havzasında bulunduğunu belirttiği Türkiye'den bazı örnekler verdi. Erdoğan, "Hükümetim, iklim değişikliklerinin bahse konu olumsuz etkilerini hafifletebilmek ve uyum sağlayabilmek amacıyla tamamen ulusal kaynaklarla desteklenen çok önemli çalışmalara farklı sektörlerden ivme kazandırmış, bu yönde önemli gelişmeler kaydedilmiştir." diye konuştu.
TÜRKİYE GİBİ ÜLKELERİN FİNANSMAN GEREKSİNİMLERİ DİKKATE ALINMALI
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne 2004 yılında taraf olduğunu, Kyoto Protokolü'ne katılım belgesini 28 Mayıs 2009'da sunduğunu 26 Ağustostan itibaren de resmen taraf olduğunu vurguladı. Erdoğan ayrıca 2012'den sonraki yeni iklim değişikliği rejiminde de "ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar' ilkesi ışığında ulusal koşulları ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleri, görece kapasitesi dikkate alınmış adil bir hukuki statüyle yer almayı" istediklerini dile getirdi. Başbakan Erdoğan, "Böylelikle Türkiye, küresel salımlarla uluslararası mücadele ve işbirliği çalışmalarında sürdürülebilir kalkınma hamlelerine zarar vermeyecek nitelikte 'ulusal olarak uygun eylemleri' yerine getirme konusunda üzerine düşeni yapabilecektir" ifadelerini kullandı.
Ülkelerin 'yeşil ekonomilerin' oluşturulması için yapacakları yatırımların çok büyük meblağlara ulaşacağının da bilinmekte olduğunu söyleyen Erdoğan, sanayileşme sürecini tamamlamamış ülkelerin teknoloji transferi ve finansman gereksinimlerinin Kyoto Protokolü'nün yerini alacak olan yeni anlaşmada dikkate alınacağını umduğunu dile getirdi. Erdoğan, yeni anlaşma ile "her ülkenin kendi koşullarına uygun salım azaltım ve uyum eylemlerine olanak sağlayacak esnekliğe sahip yeni ve adil bir mekanizmanın oluşturulmasını" temenni ettiğini ifade etti. Erdoğan ardından sözlerini şöyle bitirdi: "2012 sonrasına bağlı yeni anlaşmanın halen devam eden müzakerelerinde bugüne kadar hâkim olmuş bir nevi siyasi bölünme atmosferinin yerini yapıcı işbirliği ve eş güdüme dayalı bir anlayışa bırakması ve her ülkenin kaygılarını göz önünde bulunduran bilimsel gerçeklerle uyuşan tek taraflı ve katı önlemler içermeyen gerçekçi ve adil olan bir anlaşmanın ortaya konmasının metnin aralık ayında Kopenhag'da yapılacak taraflar konferansında benimsenmesi şansını artıracağına inanıyorum." (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.