'O' evin altında kalan sorular
Almanya'nın Ludwigshafen şehrinde hüzün hakim. 3 Şubat Pazar günü yangında ölen beşi çocuk, dördü kadın, dokuz Türk'ün cenazeleri olaydan sekiz gün sonra Gaziantep'te toprağa verildi. Ludwigshafen'da ise, geriye ölenler için yas tutan insanlar ve gerçeği araştıran gazeteciler kaldı. Evin önüne gelen Türk, Alman ve çeşitli milletlerden insanlar çiçekler bırakıp dualar okuyarak gözyaşı dökmeye devam ediyorlar. Küçük çocuklar yaptıkları resimleri evin hemen önündeki güvenlik şeridinin üzerine yapıştırmışlar. Aşağılarda mumlar yakılmış, tel örgüye ölen çocuklar için oyuncaklar iliştirilmiş. Resmi makamların çelenkleri göze çarpıyor. Solgun çiçekler sallanıyor tel örgünün üzerinde. ölenlerin resimleri ilişiyor gözlerimize. Medine Kaplan (48), gelini Hülya Kaplan (31) ile çocukları Karanfil (4) ve Dilara (11) Kaplan , 5 aylık hamile Döne Kaplan (21) ile çocukları Kamil (3) ve Kenan (2) Kaplan, İlyas çalar (2) ve Belma özkaplı (22). Resimlerin altındaki şu ifadelere takılıyor gözümüze: "Aramızdan dokuz melek ayrıldı. Sizleri çok seviyoruz. Mekanınız cennet olsun." Tek tek okuyoruz yazılanları. En çok dikkatimizi çeken ise, "neden" kelimesi oluyor.
Yangında hayatını kaybeden kadın ve çocukların hayat hikayeleri ile yakınlarına bıraktıkları acılar yürekleri dağlıyor. Olay anındaki canhıraş görüntüler canlanıyor hafızalarda defalarca. Sekiz aylık yeğeni Onur çalar'ı üçüncü katın penceresinden "hayata yollarken" objektiflere takılan Kamil Kaplan, bu elim hadiseyi zihinlere kazıyan fotoğrafta yer alıyor. Onur'un anne ve babası Muhamet ve Nergis çalar ağır yaralı olarak kurtuldular. Hâlâ hastanede tedavi görüyorlar. Ancak Onur'un üç yaşındaki büyük kardeşi İlyas o kadar şanslı değildi. İlyas olay yerinde can verdi. Cevdet ve Döne Kaplan çiftinin hikayesi de yürek parçalayacak cinsten. Yangından kurtulan Cevdet'in, eşi Döne ve iki oğlu alevlere yenik düşenlerden. Beş aylık hamile olduğu anlaşılan Döne Kaplan'ın cansız bedeni, iki oğlu Kenan ve Kamil'e sarılı halde bulunmuştu. Yanan evin penceresinden ölüme atlayan Belma özkaplı, geride gözü yaşlı eşini ve iki küçük kızını bıraktı. Baba Fatih özkaplı, kızları Tuğçe (1,5) ve Zümrüt'ün (2,5) sürekli ölen annelerini sayıkladıklarını söylüyor. Yeğeni Onur'u aşağı atarak kurtulmasını sağlayan Kamil Kaplan da alevlerin içinde ailesini bıraktı, annesi Medine Kaplan'ı da kurtaramadı. İki ayağı sakat olan ve küçüklükten beri yürüyemeyen Kamil Kaplan eşi Hülya ile kızları Dilara ve Karanfil'i son kez gülerken görmüştü o talihsiz gün. Küçük kızların Alman öğretmeni Ann Weislogel de öğrencileri Dilara ve Karanfil'in ölümünden sonra olay yerine gelerek gözyaşı döktü. Weislogel, "Şimdi onların fotoğraflarına bakarak ağlıyorum, ama sınıftaki arkadaşlarına hiç bir şey anlatamıyorum," diyor. Geride onlarca hatıra, yürek dolusu acılar ve kalbi yaralı insanlar kaldı. Ama yanan evin enkazı altında "olayın nasıl meydana geldiğine" , "kimin ve neden yaptığına" dair "sorular" da kaldı.
Yetkili makamlardan olayın üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen tatmin edici bir açıklama gelmedi. Fakat önümüzdeki günlerde "kesin bir açıklama" yapmak zorundalar. Yangından sonra "kundaklama" iddialarını kuvvetlendiren gelişmelerle birlikte resmi açıklamanın gecikmesi insanları tedirgin etmiyor değil. Sebebi her ne olursa olsun, bu olay kolay kolay hafızalardan silinmeyecek. Sadece yangını yaşayan veya şahit olanların değil, olayı takip eden gazetecilerin hafızalarından da. özellikle "sorular" hiç silinmeyecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.