Bismark, Kur'an için ne dedi?

Bismark, Kur'an için ne dedi?
Türk siyasetinin duayenlerinden Hasan Aksay'la olan söyleşimizin ikinci bölümünü bugün yayınlıyoruz.

“İSLAM YüKSELEN DEĞERDİR”

-Dünya üzerindeki Müslüman nüfusun hızla arttığı söyleniyor. Bu hızlı artışı neye bağlıyorsunuz?

-İslam yükselen değerdir. Başka kim ne söyleyebiliyorsa söylesin. Dünyada bütün dinlerde hepsinde gelişmeler olmuş zamanında. Ama mesela Türkiye’nin 1920’lerdeki nüfusu ne kadar; 16 milyon. Şimdi ne kadar; 70 milyon. 70 milyona göre nispi olarak dünyada yükselen bir din yok. Hepsi azalmış. En çok yükselen din normalde Hıristiyanlar, çok çalışmışlar, çalışmalarının karşılığını vermiş Allah. Buna rağmen, nispi olarak, artan nüfusa göre yüzde 8.7 azalmış Hıristiyanlar. 1900 yılından 2000’e kadar bu oranda azalmışlar. Dünyada yalnızca Müslümanlar yüzde 54.6 artmışlar. Aslında İslam’ın son dönemdeki yükselişi çok daha hızlı.

PAPA’NIN YARDIMCISININ NüFUS AçIKLAMASI

-Bunu nerden çıkartıyoruz?

-Geçtiğimiz günlerde Papa’nın yardımcılarından bir tanesi dedi ki, ‘İslam’ın bizi geçmiş olması, bizim bir kısım Hıristiyanların vergi vermeyi reddetmesinden kaynaklandı. Vergi vermeyi reddedenler bu sayıların içine girmedi. Onun için böyle oldu.’ Bu da demek oluyor ki, bir artık Hıristiyanları da geçtik. Yani şimdiye kadar ki listelerde Hıristiyanlar 1 milyar 300 milyon, Müslümanlar da 970 milyonda görünüyordu. Şimdi Müslümanlar 1 milyar 400 milyon olarak görünüyor. Onlar şikayetçi olunca biz kendi sayımızı öğrenmiş oluyoruz.

MüSLüMANLARIN SAHİP OLDUĞU üLKELER

İstiklal harbinden sonra Müslümanların sahip olduğu devlet sayısı da arttı...

Aslında Müslümanların İstiklal harbinin sonunda yani 1920’nin sonunda 4 tane bağımsız devleti vardı. Şimdi ise 67 tane. 4’ten 67’ye çıktı. Aslında kaça çıkacak; 92’ye. Bir takım yerlerdeki mücadeleleri tamamlayıp devlet olunduğu zaman-ki olacak-mesela çin’de Doğu Türkistan. Türkiye’den büyük ve çok zengin bir ülke. çok zulüm altında, buna rağmen İslam’ı bırakmıyor. Adamlar diyor ki, ‘18 yaşına kadar camiye gitmeyeceksin, işçiysen, memursan, çocuksan camiye giremezsin’, o kadar sayıyor ki, geriye kimse kalmıyor zaten.

-Hıristiyanlar ve Museviler Müslümanları dinlerinden etmek için çok büyük kaynak aktarıyorlar. Buna rağmen, İslam böyle. İslam ülkelerinde böyle bir para harcama faaliyeti de yok değil mi?
-Tabi. Bütün hakimiyet Kur’an’da. Onu okuyan vicdan başka bir şeye yönelemiyor. Bu konuda bir hatıramı anlatayım: Bir gün Riyad üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı gelmişti. Dekan bey, ben ve hoca otururken şunu anlattı. ‘Bir zaman uluslar arası bir konferans vardı Kahire’de. Ben de davetliydim. Avrupa’dan bir Profesör çıkıp tebliğini sunduktan sonra bize dönerek, size bir sitem edeceğim dedi. Merak ettik sorduk. Konu dışı dedi. Sitemimi yapmadan geçemeyeceğim dedi. Ben sizin yüzünüzden şu kadar sene sonra Müslüman oldum. Ve anlatmaya başladı: Kur’an-ı Kerim’i okuduk hanımla. Hanımı da Profesör. Okumuşlar ve demişler ki, Müslümanlıktan başka hak din yok, biz Müslüman olalım. Ama nerede olalım, gidelim bir Müslüman ülkede, orada şöyle merasimle Müslüman olalım demişler. Kahire’ye geldik, sizi görünce biz vazgeçtik bu işten. Biz yanlış anlamışız herhalde bunu demişler geri gitmişler. Fakat tekrar okumuşlar bu kez İstanbul’a gelmeye karar vermişler. Bu kez de İstanbul’da bizi görmüşler bizden de vazgeçmişler. Bu kez Tahran’a gitmişler ve oradan da vazgeçmişler. Ondan sonra seneler sonra, yok artık hiçbir yere gitmeden biz burada Müslüman’ız demişler. Dekan diyor ki, kürsüden indikten sonra yanına gidip biraz konuşalım dedim. Bak ben İlahiyat Fakültesi’nin dekanıyım. Sen ‘La ilahe İllallah, Muhammeden resulullah’ dedin. Bu bitti. Onun için ben 3-5 sene sizin yüzünüzden daha geç Müslüman oldum deme bir daha. Senin kadar ben de biliyorum demiş profesör. Ben de biliyorum, ama sizi görünce her halde biz yanlış anlamışız diye öyle gittik.

MüSLüMANLIĞIN BEDELİ

-Bu gelişin nasıl bir bedeli var?

-Hakikaten bu gün böyle geliyorlar. Bu teker teker gelişin zorlukları var. Ailesinden, toplumundan kopuyor, kısacası çok büyük bir bedel ödüyor. Bu gün başörtülü kızlar nasıl bedel ödüyor, nasıl bir kahramanlık içindeler, bu böyle basit bir durum değil. Sıradan bir baş örtmüyor. Diyor ki, ‘Benim hayatıma mal olsa ben bu işi yaparım.’ çelik gibi bir şey oluyor. Mızmız olmaktan çıkıyor artık. Bu da bütün dünyaya meydan okuyarak geliyor. Garudi’ye bakın, ailesine bakın hepsinden ayrıldı geldi. Yani bu çok güçlü bir şey.

İSLAM PROPAGANDAYA İHTİYAç DUYMUYOR

-Peki İslam’ın propagandası ne?

-Biz propaganda yapmıyoruz ama İslam o kadar güçlü bir şey ki, propagandaya ihtiyaç duymuyor. Bu gücün karşısında durabilecek kimse yok. Şimdi düşünün, şimdiki hesapla 200 milyondan fazla koyun keserek her sene bütün dünya fakirlerine ziyafet çekiyoruz. Bu ne korkunç bir şey. 200 milyon koyun. Bunu kimse yapamaz. Dünyanın en büyük şirketleri toplansa yapamaz. 10 sene sonra dünya Müslümanları, bu günkü hızla gittiği zaman zenginlikte 1 milyar koyun keseceğiz. 1 milyar koyunla bütün dünyaya ziyafet çekeceğiz. Aç kimse kalmayacak. Bu başka bir şey.

İSLAM’IN HIZLI YüKSELİŞİNDEN öRNEKLER

-Başka hangi örnekler var bununla ilgili?

-1968’de hacca gittim. O günkü hac, şimdiki umrenin en küçüğünün en küçüğü kadar yoktu. O zaman taş doluydu Kabe’nin etrafı. Sadece orta kısmında biraz mermer vardı ve bütün hac tavafı bile o mermerde yapılıyordu. Yalınayak o taşların üstünde yürümek mümkün değildi. Bu günkü hac, tavaf edilen sahanın yüzde 1’i kadar yoktu. Ama şimdi o katların üzerinden de tavaf ediyorlar. Şimdiki tavaf sahasının yüzde biri kadar kesinlikle yoktu. Şimdi bu kadar kısa zamanda bu kadar artıyor. Hani o Afganistan’da esir düşüp de Müslüman olan İngiliz gazeteci kız var, onun bir röportajını okumuştum. Diyor ki, ‘Müslüman olduktan sonra hacca gittim. Dünyada hayret ettiğim; ordular aylarca, senelerce talim yapıyorlar, böyle sıraya giremiyorlar. Birden bire herkes koşarak geliyor, ezan okununca hemen öyle bir daire şeklinde öyle bir saf oluyor ki, hiç kimsenin ayağı bir birinden bir parmak ileride değil. Bu Afrika’dan gelmiş, yürümesini bilmeyen adamlar, dünyanın her tarafından gelmiş adamlar. Hiçbir düzenli ordu bile böyle olamaz.’

HAC, EZAN VE İSLAM HOŞGöRüSü

Bir hac meselesi, bir ezan meselesi. Bir ezan, her gün ‘Haydin felaha, haydin kurtuluşa, haydin saadete, gelin saadet burada gelin’ diye dünya yüzünde bir saniye susmadan sürekli okunuyor. çünkü, şimdi Ankara’da okunuyor. Biraz sonra kazasında, sonra bir ilde, biri bitmeden öteki yerde okunacak ve bütün dünyayı dolaşacak ve bütün zamanlarda okunacak. Bir de İslam ne büyük bir şey. Kudüs’te, bir Hazreti ömer gelmiş, çiçeklerle karşılamışlar. Hiçbir şey yok, kan yok. Herkes karşılamış ve demişler ki ‘sen şu kilisede namaz kıl.’ ‘Yok’ demiş, ‘Belki sonra Hz. ömer namaz kıldı diye, cami yaparlar, ben şu arazide kılayım’ demiş. Kıldığı arazide mescit yapmışlar.

OSMANLI’NIN TUTUMU

Bir Osmanlı gelmiş. Kudüs’ün arsası, harem kısmı 1040 dönüm. Bu alanın etrafında o zamana kadar bir duvar yoktu. Osmanlı bu alanın etrafına sur çekmiş. Suru çektikten sonra bir de şahane bir kapı yaptırıyor. Şimdi, haçlılar geliyor yapmadık felaket bırakmıyor, Osmanlı geliyor kimsenin burnu kanamıyor. Ondan sonra Osmanlı, o kapının üzerine mutlaka şunu yazar; La ilahe illallah, muhammeden resulullah.’ Ama Osmanlı, Kudüs’te bunu yazmıyor. Ne diye bunu yazmıyor, ne yazıyor. Diyor ki, buraya sadece Müslümanlar değil, Hıristiyanlar da, Yahudiler de geliyor. Belki üzülürler diye, ‘La ilahe illallah, İbrahim Halilullah’ Yani ‘Hazreti İbrahim de Allah’ın sevgilisidir’ diye yazıyor.

üç çEçEN RUSYA’YA KAFA TUTUYOR

-İslam’ın mükemmelliği buradan kaynaklanıyor...

-Mükemmel bir anlayış. İslam böyle düşündürüyor. Kafirlik oldu mu, ‘İlla sen benim gibi yapacaksın. Ya sen bana müdahale edersen diyor. Ye sen niye müdahale ediyorsun peki? Benim müdahale etmemin nedeni var diyor. Adamın sıkıntısı var, bizim elhamdülillah sıkıntımız yok. Onun için Huntington diyor ki, ‘Kardeşim bunlar bir acayip, bu Müslümanlar üç tane çeçen, dünyanın süper gücü Rusya ile senelerden beri savaşıyor. Ben neyim, etim ne budum ne?’ Bosna’da öyle. Müslümanlar böyle. Elhamdülillah, İslam çok büyük bir din. Onu anlayabilecek hidayet ve basiret gerekiyor. Bunlar yanlış hesaplıyorlar. Bizi 1 milyar 400 milyon olarak hesaplıyor. Halbuki ABD’deki adamın da evladı Müslüman fıtratında doğar diyoruz, Yahudi’nin çocuğunun da Müslüman doğduğunu biliyoruz. Biz onları da sayarsak dünyanın yarısıyız. Şimdi zaten bu Müslüman olmalar da bu hidayetten geliyor.

BİSMARK KUR’AN İçİN NE DEDİ?

-Mesela İslam’ın büyüklüğünü itiraf eden devlet adamları var tarihte. Bir örnek verir misiniz?

-İnsaflı ve akıllı adamların hepsi bunu söylüyor, mesela Bismark... Bu siyasi hayatta en güçlü adam olarak, alman birliğini kuran adam olarak Bismark’ı bilirim. Almanya 300 tane derebey o zaman. Bu halde iken Alman birliğini sağlıyor bu adam, kolay değil. Ama Bismark ne diyor: ‘Bütün semavi kitapları tetkik ettim. Hiç birisinde, değil bütün insanlığın dünya ve ahret saadetini temin edecek hükümler, yalnız bir insanın dünya ve ahret saadetini temin edecek hükümler dahi bulamadım. Yalnız, Muhammedilerin Kur’an’ı bundan ayrı. Ey Muhammed, sana muasır bir vücud olamadığımdan dolayı bedbahtım.’

BİSMARK’IN ABDüLHAMİT TANIMI

Bismark’ın Abdülhamit için söylediği laf da çok önemlidir. ‘Dünyada bu günkü siyasi kadroların eğer aklını yüz olarak kabul edersen, bunun yüzde 90’nını Allah Abdülhamit Han’a vermiştir. Yüzde 5’ini bana, geri kalanını da diğer hepsine vermiştir.’

ABDüLHAMİT NASIL BİR İZ BIRAKTI?

-Abdülhamit, dünyanın dört bir tarafında halen bile unutulmayan bir isim? Onu bu kadar farklı kılan yanı neydi?

-Hakikaten, bu gün Afrika’daki Müslümanların hepsi Abdülhamit’in gönderdiği Abdurrahman Efendi sayesinde harekete geçmişler. Leningrad’da, iki minareli şahane bir cami. Gittim, müftü efendi karşılıyor, gayet de güzel Türkçe konuşuyor. Diyor ki, ‘Burayı Abdülhamit Han yaptırdı.’ Ama aynen tarihi Türkiye’nin tarihi gibi. 1925 ve 1930’lardan sonra cami Komünist idare tarafından sıkıntı yapılmaya başlanmış. Askeri kışla yapılmış. 1950’den sonra tekrar eski konumuna gelmiş, şu anda tamir edilmek isteniyor. Keşmir’e gidiyorsun aynı şey. Abdülhamit dünyanın ücra bir yerinde cami açıldığında oraya bir halı göndermiş.

BİR HATIRA

İlk defa, 1962 falandı. Ben İslam dünyasını da bir tanımak istedim. 1961’de milletvekili oldum. 1962’de Şam’a gittim. Şam’da kulenin üzerine cami yapılmış bir tane. Abdülhamit Han’ın yaptığını öğrendik. İçinde de adamlar böyle uzanmış, onlara dedik ki, ‘bunu kim yaptırmış?’ Hemen kalktılar, önlerini iliklediler, caminin içinde yatan adamlar Abdülhamit deyince önlerini iliklediler, dediler ki, ‘Abdülhamit’in ismini bütün eserlerden kazıyorlar ama buna kimsenin gücü yetmeyecek, bunu Abdülhamit Han yaptırmıştır.’ öyle de Bismark’ın dediği kadar varmış.

(Devam edecek)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.