'Rektörlerin o lüksü yok'

'Rektörlerin o lüksü yok'
Alperen Ocakları Başkanı Eyüp Gökhan Özekin, 'TBMM'de kabul edilen başörtüsü düzenlemesi ile ilgili karar çıktıktan sonra kimsenin başörtülüleri üniversitelere almama gibi bir lüksü yok' dedi.

Alperen Ocakları Genel Başkanı Eyüp Gökhan özekin, Alperen Ocakları dergisinin Yerli Düşünce adıyla yayın hayatına devam etmesi dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

“BAŞöRTüLüLERİ OKULA ALMAK ZORUNDALAR”
Başörtüsü ile ilgili gelişmelerin damgasını vurduğu toplantıda özekin, TBMM’den geçen düzenlemenin uygulanmasında çıkabilecek sorunlara ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. özekin, “Bazı rektörlerin kararı uygulamaması durumunda ne yapacaksınız?” şeklindeki bir soruya, “Rektörler bu karardan sonra başörtülüleri üniversiteye almazlarsa, ben de onlara maaş vermem. Hükümetin de vermemesi lazım. Ben bir vatandaş olarak vergi veriyorum. Vermemek gibi bir lüksüm var mı? Yok. Bu durumda rektörlerde sorumluluklarını bilecekler ve başörtülüleri adam gibi almak zorundalar. Başörtülüler o üniversitelere girecek. Almazlarsa suç duyurusunda bulunacağız” cevabını verdi.

YENİDEN ALPEREN OCAKLARI
Alperen Ocakları olarak zamanın ruhuna uygun bir yapılanma içerisine girdiklerini belirten özekin, “1980 dönemi şartlarıyla şekillenmiş ocak ruhunun 2008’de devam etmesinin bir anlamı yoktur. Yani resmi yayın organımız da bir slogan dergisi olmayacaktır. Entelektüel kaygıları olmayan bir dergi olmayacak. Yerli bir anlayışla hareket edecek ve herkesin okumasını sağlayacak bir anlayış hakim olacak. Geleceğe dair antrenman yapıyoruz. Şu anda 68 ilde varız. özellikle doğu ve güneydoğuda fena değiliz. Milliyetçi olarak kendini ifade eden yapılanmalarla kıyaslandığında biz daha şanslıyız. İslami hassasiyetlerimizden ötürü doğu insanının sempatisini kazandık. BBP’den zihniyet olarak bağımsız hareket etme gayretimiz var. BBP’nin bir gençlik kolları olması gerekiyor” diye konuştu.

“GENçLİK SANCILI BİR DöNEMDEN GEçİYOR”
Alperen Ocakları olarak, bundan böyle daha çok çeşitli yayınlarla, eğitim çalışmaları, seminerler ve toplantılarla faaliyetlerini genişleteceklerini kaydeden özekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğrudan katma değer üretimi adına bir takım çalışmalarımız olacak. Gençlik, büyük sancılar yaşıyor. Avrupa’da söz sahibi olan bir gençlik yapılanmamız yok çünkü Türkiye üniversiteleri dünya üniversiteleri sıralamasında ilk 500’de yok. Bunu görmek lazım. Gençlerimiz fikir üretmek yerine hazır olanı almak gayreti içerisindeler. Güç kazanma peşindeler. Bunun değişmesini istiyoruz.”

“KİMSENİN ALMAMA LüKSü YOK”
“Sağ camianın en büyük sorunu dava adamı yetiştirme sorunudur. Ya kaliteli ama ahlaksız insanlar var ya da ahlaksız ama kaliteli insan. Böyle olmaz. Bizim gayemiz, hem kaliteli hem de ahlaklı insanların temelini atmak” diyen özekin, TBMM’de kabul edilen başörtüsü ile ilgili düzenleme hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirdi: “Karar çıktıktan sonra kimsenin başörtülüleri üniversitelere almama gibi bir lüksü yok. Bu tür konularda ortaya çıkan sorunlar biraz da bizden kaynaklanıyor. Şu an öyle bir konum var ki, sanki tek meşru olan başı açıklık. Bunun dışında başı örtülü olmak iyi ya da kötü olarak algılanıyor. Bazıları kaygılanıyor. Ya rektörler almazsa diye soruluyor. Almazsa olur mu?”

“HAYIR DEMESİNİ öĞRENMELİYİZ”
Yapılan düzenlemeyi de, “özgürlüğü belli bir çerçeveye sıkıştırma gayreti” olarak eleştiren özekin, “böyle bir şeyi kabullenemeyiz. özgürlüğün bir kalıba sığdırılması gayretlerini görüyoruz. özgürlükleri savunan yüzde 80’lik kesim olarak sürekli savunmadayız. Mağduru, mazlumu oynuyoruz. Kısacası Müslümanlar şu anda kaybedeni oynuyor. Birileri bize kabadayılık yapıyor. Hayır demesini artık öğrenmeliyiz. Mukaddesatı savunan yüzde 80’lik kesimin hayır demesini öğrenmesi lazım. Vergi veren biziz, askere giden biziz, birileri yüzde 20 ile bize tahakküm etmeye çalışıyor. Bunları kale almamalıyız. Herkes eşittir ama bazıları daha eşittir gibi bir yaklaşımı kabul etmek mümkün değil. Bu özgürlüğün kamuda çalışan-çalışmayan olarak ayrılması doğru değil. Zamanla bu konuda da düzenlemelere gidilmeli” diye konuştu.

“KADININ META OLMASINA KARŞIYIZ”
özekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz sadece başörtüsü konusunda değil, kadının mağdur edildiği bir çok konuda karşı olduğumuzu beyan ediyoruz. Televizyonlarda, reklamlarda ve yarışma programlarında kadının sadece bir meta olarak kullanılmasına karşı durmalıyız. Kadını söz hakkı bile olmayan bir varlık olarak lanse ediyorlar. Kadın sadece Hürriyet gazetesinin arka sayfasını süsleyen bir meta değildir.”

“çATIŞMA DEĞİL FİKİR üRETİMİ İSTİYORUZ”
Bazı sol grupların üniversitelerde başörtüsü serbestisini protesto etmek için eylem yaptıklarını da hatırlatan özekin, “Başörtülülere fiili bir müdahale edilmesi durumunda ne olacak?” şeklindeki soruya, “Fiili müdahaleler başlayabilir. Biz de karşı bir müdahalede bulunduğumuz vakit çatışma ortamı doğacak. Bu nedenle böyle bir girişimde bulunmayacağız. çünkü en küçük bir müdahalemizde bazı gazetelerin manşetinde ‘Biz demiştik, açıklara saldırdılar’ gibi yazılar göreceğiz. Hele bir de Ramazan ayına denk gelirse ‘Oruç tutmadığı için dövdüler’ diyecekler. Biz çatışma değil, fikir üretimi istiyoruz. çünkü şu anda ipler yanlış adamların elinde. Saldırdığımız an, ‘Hrant’ı da bunlar öldürdü’ diyecekler” şeklinde konuştu.

YENİ DüŞüNCE DERGİSİ
Alperen Ocaklarının yeni resmi yayın organı Yerli Düşünce dergisi, Alperen Ocakları dergisinden farklı olarak tasarlandı. Daha çok geniş kitlelere hitap etmeyi amaçlayan dergide tanınmış bir çok ismin yazıları yayınlanıyor. özekin, derginin herkesime hitap etmesini amaçladıklarını ve derginin bir slogan dergisi olmayacağını vurguladı.

(Engin Kaşdaş-habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.