Güngören davasında tahliye çıkmadı

Güngören davasında tahliye çıkmadı
Güngören'de 17 kişinin ölümü ve 154 kişinin yaralanmasıyla ilgili açılan davada tahliye kararı çıkmadı. Patlamada 3 yaşındaki kızını kaybettiğini belirten Melike Çelik, "Kızım, doğum gününde öldü. Bugün de benim doğum günüm. Doğum günümde çocukları

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya 8 tutuklu sanık katılırken tutuksuz sanık Şaban Güneş ise gelmedi. Patlama sırasında yakınlarını kaybettikleri için önceki duruşmada müdahillikleri kabul edilen 10 kişi duruşma salonundaki yerlerini alırken 12 kişi de bugün müdahillik talebinde bulunmak için duruşmaya geldi.

Mahkeme başkanı, çeşitli kurumlarla dava ile ilgili yaptıkları yazışmalara gelen cevabi yazıları okudu. Daha sonra müdahillik talebinde bulunan 12 kişi teker teker mahkeme salonuna alınarak ifadelerine başvuruldu. Olay sırasında 3 yaşındaki kızını kaybettiğini belirten Melike Çelik, "Kızım, doğum gününde öldü. Bugün de benim doğum günüm. Doğum günümde çocuklarımın katillerini görmeye geldim. Suçluların cezalandırılmalarını talep ediyorum." dedi. Müdahillik talebinde bulunan Türkan Öztürk, olay sırasında 27 yaşındaki oğlu Yunus Öztürk'ü kaybettiğini söylerken Perihan Özkul ise, yeğeni Taha Yıldız ile torunu Aleyna Çelik'in patlama sırasında vefat ettiğini söyledi. Olay sırasında kendisinin de ağır yaralandığını ve aylarca tedavi gördüğünü belirten Özkul, hala sağlık sorunlarının devam ettiğini ifade etti.

Patlamada çocukları Buse, Ferhat ve torunu Yeşim ile birlikte kendisinin de yaralandığını belirten Aysel Hazarlı, "Onların canları çıksın! Kızın ayağı kırıldı, onların da elleri ayakları, her şeyleri kırılsın! Onları bir kaşık suda boğmak istiyorum. Binlerce kez cezalandırılmalarını istiyorum." şeklinde konuştu. Öğleden önce sanıkların nezarethaneye götürüldükleri sırada kendilerine sövdüğü şeklinde internette haberler gördüğünü belirten Hazarlı, "Şükürler olsun ki askerlerimiz, polislerimiz var. Küfür ederken ağzına bir tane çakmışlar. Oh olsun!" diyerek sanıklara tükürdü. Bunun üzerinde duruşmaya müdahil ve izleyici olarak katılanlar, Hazar'ın bu sözlerini alkışlarla destekledi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, Mehmet Karababa, "Burada bağırıp çağırmayın. Mahkemeye hakaret sayarız. Burası intikam yeri değil. Devlet yargılama yapar, adalet dağıtır." dedi. Aysel Hazarlı konuşurken bombalı saldırı sırasında hayatını kaybedenlerin yakınları ellerindeki fotoğrafları sanık avukatlarının bulunduğu bölüme doğru kaldırdı. Sanık avukatları da Aysel Hazarlı'nın sözlerine tepki göstermesi üzerine Hazarlı, "Avukat bey siz neyi, kimi savunuyorsunuz." diye konuştu.

Patlama sırasında ölen 14 yaşındaki oğlu Furkan Şentürk'ün çerçeveli fotoğrafını duruşma boyunca iki eliyle kaldırıp başının üzerinde tutan Mustafa Şentürk, "Oğlum Kuleli'yi kazanmıştı. Katilleri o kadar avukat savunuyor, bizim bir tane avukatımız bile yok." ifadelerini kullandı.

Saldırı esnasında oğlunu kaybeden Perihan Ağca'nın avukatı Mustafa Arıboğan ise, olayın arkasındaki gerçek kişilerin de yargılamaya dahil edilmesini istediklerini belirterek, "Görgü tanığımız var ancak bu tanığın gizli mi açık tanık mı olarak dinlenmesi gerektiğine dair beyanlarımızı daha sonra bildireceğiz." diye konuştu.

Sanıklardan Hüseyin Türeli ve Cihan Aydın'ın avukatı Ercan Kanar, davanın müdahil, savunma ve yargı organları açısından zor bir dava olduğunu ifade ederek, olayın vehameti nedeniyle kamuoyunun infial halinde, müdahil tarafın da acılar içinde olduğunu söyledi. Emniyet tarafından 21 Nisan 2008'de teknik takip yapılamaya başlandığını ifade eden Kanar, "Aylardır teknik takip var. Olay 27 Temmuz 2008'de meydana geliyor. Gizli tanık 12 Mayıs 2008'de sanıkların bazılarını teşhis etmiş. 21 Nisan 2008'den 27 Temmuz 2008'e kadar geçen sürede emniyet ne yapmıştır? toplumda infial var diye sanık üretmiştir. O zaman emniyet gizli tanık beyanlarına inanmamış, daha sonra olay gerçekleştiğinde gerçek faili bulamayınca kamuoyunda infial var diye sanık bulmak için kurgu yapmıştır. Gizli tanığı iddianameyi hazırlayan savcı da dinlememiştir." dedi. Müvekkilinin böyle bir suçu işlemediğini, örgüt bağlantısı bulunmadığını ileri süren Kanar, tutukluluk halinin de dikkate alınarak sanık Türeli ve Aydın'ın tahliyesine karar verilmesini talep etti.

Sanık Şerafettin Kara'nın avukatı Cesim Yalçın da, "Biz de olayın gerçek faillerinin ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Gerçek faillerin yakalanmadığı kanaatindeyiz. Mağdurların acılarını paylaşıyorum. Tepkilerini de normal görüyorum. Ancak kişi sadece kesin hükümle suçlu kabul edilebilir. Biz savunma avukatları olarak baskı altındayız. Bize karşı bir linç kampanyası başlatılmıştır." diye konuştu.

Sanık Aydın Ağlar'ın avukatı Eren Keskin ise "Neden bu coğrafyada on binlerce faili meçhul var? Neden Danıştay saldırısı davası, Ergenekon davasına eklenmiştir? Bu coğrafyada çok acı çeken insanlar var. Neden bunları savunuyorsunuz diye bize saldırıyorlar. Bizim müvekkillerimiz burada bombayı koymaktan yargılanmıyorlar." dedi.

Tahliye taleplerinin kabul edilmediği duruşmada, olaydan zarar gören 12 kişinin daha müdahillik talebi kabul edildi. Olaydan zarar gören diğer müştekilerin dinlenmesi ve dosya eksikliklerinin giderilmesi için duruşma 31 Mart 2010 tarihine ertelendi.

Bu arada, gerginlik nedeniyle sanık avukatları hakim ve savcılar tarafından kullanılan protokol kapısından çıktı. Tutuklu sanıkları bekleyen cezaevi araçlarının bulunduğu yerde beklemeye başlayan aileler, sanıkların gidişine engel olmak istedi. Bunun üzerine 2 cezaevi aracı, adliyenin hakim ve savcıların çıktığı kapıya yanaştırıldı. Ancak aileler burayı da kontrol altına alınca bu 2 araç, dışarı çıkarıldı. Ancak aileler, sanıklar bu araçların içerisinde düşüncesiyle araçlara engel olmak istedi. Daha sonra sanıkların hala adliyede olduklarını öğrenen aileler, bu kez yine önceki bekleme yerlerine geçerek sanıkların çıkışını bekledi. Tutuklu sanıkların cezaevi araçlarına bindirilmesinden sonra polis tarafından dağıtılmak istenen, ancak bulundukları yerden ayrılmayan aileler, cezaevi aracının geçeceği yolu araç trafiğine kapadı. Üzerlerinde olay sırasında ölen 17 kişinin fotoğrafları bulunan bez afişi de ellerinde tutarak yola etten barikat kuran aileler, adliye servis aracına yol verdikleri sırada oluşan boşlukta cezaevi araçları hızla yola çıktı. Bu sırada mağdurlar, gündüz gelişi sırasında saldırdıkları cezaevi araçlarına, gidişi sırasında da tekme, yumruk ve pet su şişeleriyle saldırdı.


(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.