Mahalle baskısı ne demek?
HU-DER Başkanı Kamil Uğur Yaralı, mahallenin sosyal bir otokontrol mekanizması olduğunu, bunun anlam ve fonksiyonunu 'Allah’tan kork, değilse kuldan utan' vecizesinde bulduğunu söyledi.
özgür-DER tarafından düzenlenen ve “Başörtüsüne özgürlük Süreci’nin Neresindeyiz?” ismini taşıyan bir forum yapıldı.
BAŞöRTüSüNE öZGüRLüK SüRECİ TARTIŞILDI
Kötü hava koşullarına rağmen yoğun bir katılımın gözlendiği ve yöneticiliğini özgür-DER Genel Başkanı Hülya Şekerci’nin yaptığı panele MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Av. Gülden Sönmez, AK-DER Genel Başkan Yardımcısı Av. Fatma Benli, HU-DER Genel Başkanı Kamil Uğur Yaralı ve AS-DER Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi konuk olarak katıldı.
“KORKU TİCARETİ YAPILIYOR”
Programın açış konuşmasını yapan Hülya Şekerci, başörtüsü tartışmalarının uzun geçmişine vurgu yaparak, sürecin başörtüsü yasağı despotluğuyla tırmandırıldığını belirterek, başörtüsü üzerinden korku ticaretinin yapılmakta olduğunu, kendilerinin susturulmaya ve sindirilmeye çalışıldığını, anayasa değişikliği sürecinin kansız olmayacağı teraneleriyle kaosun üretilmek istendiğini ve rektörlerin son çıkışında da anlaşıldığı üzere oligarşik azınlığın provokatörlüğe soyunduğunu kaydetti.
“TBMM’NİN DüZENLEMESİ YETERSİZ”
Yasağın hukukî meşruiyeti ve meclisin son düzenlemesini değerlendiren Av. Fatma Benli de, Türkiye’de mevcut yasal mevzuatı herkesin kendisine göre değerlendirdiğini, oysa mevcut durumun aslında mevzuattan kaynaklanmadığını, kanunlarda ve yasalarda başörtüsünün yasak olduğuna dair somut bir hükmün bulunmadığını hatırlattı. Benli, malum süreçte uygulanan fiili yasağın sadece üniversitelerle sınırlı olmadığını, bu süreçte adaletten yana tavır alan birçok kişinin de baskı altına alındığını, birçok hakimin bile sırf eşi başörtülü olduğu için ya açığa alındığını, ya da soruşturmalara maruz kaldığını ifade ederek; fiili uygulamanın iç hukuk ve uluslar arası sözleşmeler bağlamında tutarsızlığını değerlendirdi. Benli TBMM’deki düzenleme ile ilgili olarak da “varolan düzenleme yeterli değil” dedi.
“ASIL BASKIYI BAŞöRTüLüLER GöRüYOR”
Sorunun mevzuattan kaynaklanmadığını hatırlatarak bu yüzden “düzenleme gereksiz” diyen HU-DER Genel Başkanı Kamil Uğur Yaralı ise, Kemalist zihniyetin malum laiklik anlayışıyla dini kontrollerinde tutmak istediklerini ve doğrudan inkar sonuç getirmeyince de kendilerine uygun tanımladıklarını ve bu tanımı kitlelere dayattıklarını söyledi. “Mahalle baskısı” tartışmalarına da değinen Yaralı, aslında mahallenin sosyal bir otokontrol mekanizması olduğunu, bunun anlam ve fonksiyonunu ‘Allah’tan kork, değilse kuldan utan’ vecizesinde bulduğunu; ancak modernleşme süreciyle birlikte değer yargılarının değiştiğini ve mahallenin de baskı altına alınarak bundan nasiplendiğini belirterek “Başörtülülerin kendileri bizatihi baskı altında tutulan insanlar” dedi.
“SORUN DARBECİ OLİGARŞİ”
AS-DER Genel Başkanı Adnan Tanrıverdi ise, Türkiye’de temel iki akımın bulunduğunu ve bunların da yasakçılar ve özgürlükçüler olarak tasnif edilebileceğini söyledi. Oligarşinin tepe noktasında TSK’nin bulunduğunu söyleyen Tanverdi YöK, Anayasa Mahkemesi gibi kurumların bunun bünyesinde olduklarını ve oligarşinin özellikle de Cumhurbaşkanlığı makamını çok önemsediğini belirtti. Tanrıverdi, AK-Parti iktidarı sürecinde oligarşinin gücünü kaybetmeye başladığını, militarizmin kısmen gerilettirildiğini ifade ederek siyasi iradenin oligarşi karşısında cesur olması gerektiğini altını çizdi.
“öRTüNME ŞEKLİ PAZARLIK KONUSU OLMAMALI”
Son olarak söz alan MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Av. Gülden Sönmez de, mevzuat değişimi üzerinden tartışmakla konunun kritik bir noktaya vardırıldığını, ancak sorunun mevzuattan kaynaklanmadığını hatırlatarak, anayasanın mantalitesi ve kurumlara egemen olan zihniyetin değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Müslümanların sürüklendikleri savunma kompleksini aşmaları gerektiğini, yeni düzenlemeyle değişen bir şeyin olmayacağını, üniversiteye girişte aynı sorunların yaşanmaya devam edeceğini ve dolayısıyla İslami kurumların buna hazırlık yapmaları gerektiğinin altını çizen Sönmez, özgürlük mücadelesinin genişletilerek memur hakları gibi diğer alanları da kapsaması gerektiğini belirtti.
İKİNCİ TURUN öNEMLİ VURGULARI
Formun ikinci turunda da şu konulara vurgu yapıldı:
Savunma psikolojisini aşmak ve kimlik düzeyinde netleşmek,
Yasakçıların yargılanarak cezalandırılması talebini yükseltmek,
Uluslar arası düzeyde benzeri sorunları yaşayan Müslümanlarla dayanışmak,
Yeni süreçte hukukî tedbir görmek ve Müslüman kadınları bilinçlendirme yönlü faaliyetler,
TSK içinde Kemalist ideolojik kadrolaşma ve militarizmi püskürtme yönünde siyasi iradenin sorumluluk ve cesarete çağrılması,
Hak ve özgürlük mücadelesinin kitlesel düzeyde yükseltilerek anayasa gibi kısmi değişimlerin desteklenmesi ve egemenlerin çözüme zorlanması,
özgürlük mücadelesinin uzun soluklu olduğunun bilincinde olarak kuşatıcı ve bütüncül bir tutum içerisinde olmak.
(Engin Kaşdaş-habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.