Diyarbakır, 'Demokratik Açılım'ı tartışmaya açtı

Diyarbakır, 'Demokratik Açılım'ı tartışmaya açtı
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) tarafından 'Demokratik Açılımın Sosyal, Siyasal ve Olası Ekonomik Etkileri' konulu toplantıda Kürt sorunu tartışıldı.

Diyarbakır Ticaret Borsası Konferans Salonu'ndaki toplantının açılışında konuşan DTSO Başkanı Galip Ensarioğlu, sorunun çözümünde hükümetin bir kardeşlik ekseni oluşturmaya çalıştığına işaret etti. Ensarioğlu, "Kardeşlik rıza gerektirir. Yarın kardeşimizin tepesi atabilir. Bu nedenle hukuk temelinde kanuni düzenleme yapılmalı." dedi.

Çözümün üniter yapıya zarar verecek tedirginliğinin yersiz olduğunu belirten Ensarioğlu, İspanya, Fransa, İrlanda ve İskoçya'dan örnekler verdi. İspanya'da Bask, Katalonya ve Galiçya özerk bölgelerinin olduğunu hatırlatan Ensarioğlu, "Örnek verdiğim ülkeler gibi yapalım demiyorum. Ancak onların deneyimlerinden yararlanmak gerekiyor." diye konuştu. Anayasa'daki vatandaşlık tanımının ırkçılık ihtiva ettiğini iddia eden Ensarioğlu, net bir anayasal vatandaşlık tanımı yapılması gerektiğini vurguladı. Yeniden düşmanlık yapmanın zamanı olmadığını ifade eden Ensarioğlu, "Kürt meselesi üzerinden patolojik bir toplum yaratmanın kimseye yararı olmaz." ifadeleri kullandı.

CHP'ye de eleştiriler yönelten Ensarioğlu, bu kadronun, cumhuriyetin kendilerine sağladığı imtiyazları halka devretmenin telaşını yaşadığını, Cumhurbaşkanının kendilerinde olmasını, yüksek yargı ve ordunun da kendi ideolojilerinin koruyucusu olmasını istediklerini, cumhuriyetin başlamasıyla oluşturdukları zenginler dışında da kimsenin bu zümre içine girmesini istemediklerini kaydetti.

Daha sonra kürsüye gelen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de elinde ekonomik ve siyasal içerikli iki konuşma metni olduğunu belirterek, dinleyicilerden hangisini okumasını istediklerini sordu. Her ikisinin de konuşulmasının istenmesi üzerine Baydemir, "Demek ki ikisi de ak veya kara değil. İkisi de birlikte okunabilir. Ben ikisini birlikte okuyacağım" diye sözlerine başladı. Diyarbakır'ın gelişmişlik bakımında cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'nin üçüncü kenti iken, bugün sosyo-ekonomik gelişmişlik endekslerine göre 81 il içinde 63'üncü sıraya gerilediğini ifade etti. Teşvik paketleriyle bölgeye yeterli yatırımın gelmediğini dile getiren Baydemir, "Tek başına Diyarbakır Surları bacasız bir fabrika gibi orta yerde dururken, turizme yönelik yatırım kalemine bir bakalım. 2002-2007 yılları arasında kamu turizm yatırımlarında Samsun 120 bin, Kocaeli 7 milyon 126 bin, Mersin 11 milyon 719 bin lira kaynak kullandı. Diyarbakır ise sadece "sıfır" lira kaynak aldı. Örnek verdiğimiz iller nüfus olarak Diyarbakır nüfusuna yakın ve her biri bir başka bölgede bulunuyor." diye konuştu.

Adalet ve sağlam demokrasi güçlü bir ekonomiyi de beraberinde getireceğini kaydeden Baydemir, "kanla değil; adalet, eşitlik ve özgürlüğün hayat suyuyla bu topraklara can" verebileceğini aktardı.


"PKK'NIN İRADESİ OLMADAN SİLAHLARA VEDA EDİLEBİLİR Mİ?"

Siyasal içerikli konuşmasına "Kürt sorununun çözümü, demokratikleşme ve sivilleşme çabası CHP-MHP ittifakına ve muhalefetine kurban edilebilir mi?" sorusu ile başlayan Baydemir sözlerini şöyle sürdürdü: "PKK'nın iradesi olmazsa silahlara veda olabilir mi? Silahsızlanma için PKK'nın iknası bu durumda zorunlu değil mi? O halde PKK nasıl ikna edilecek? Askeri operasyonlar devam ettiği müddetçe ikna gerçekleşebilir mi? Askeri operasyonların durması için ne yapmak gerekir? Askeri bürokrasi nasıl ikna edilecek? Askeri bürokrasinin iknasında kimler rol alabilir? Gerçek manada bir çözümden söz etmek için sizce Türkiye'de yaşayan Kürtler, yani Kürt yurttaşlarımız veya Kürt halkı kimlik olarak statüsü ne olmalıdır? Nihai çözüm için idari yönetim şekli ne olmalıdır? Demokratik özerklik, eyalet sistemi, üniter yapıyı zedeler mi? Anadilde eğitim olmadan gerçekten çözüm olabilir mi? Ana dilde eğitim olmadan bir dilin korunması ve geleceğe aktarılması mümkün olabilir mi? Cezaevleri tamamen boşalmadan, siyaset yasakları kalkmadan, ülkeye dönüşler gerçekleşmeden "çözüm sağlandı" denilebilir mi? Kısacası aspirin pratik ve geçici suretle baş ağrısını dindiren ilaç olmakla birlikte kanser tedavisinde çözüm olur mu?"

CHP-MHP ittifakı ülkeyi felakete götüren, ayrıştıran ve çatıştıran bir politika olduğundan şüphe duymadığının da altını çizen Baydemir, AK Parti hükümetinin açılımın düzeyini CHP-MHP muhalefetinin dozuna göre belirlemesi veya sınırlandırmasının çözüm getiremeyeceğini aktardı. Baydemir, Şeyh Sait'ten Seyyid Rıza'ya, Mazlum Doğan'dan Uğur Kaymaz'a üç kuşaktır savaşı, kanı, gözyaşını yaşadıklarını aktaran Baydemir, herkesin cephesinden fedakarlıkla kararlılık, cesaret ve samimiyetle onurlu bir gelecek, onurlu bir barış için çaba sarf edilmesi gerektiğini kaydetti: "Kürtler barışın inşası çabasında kararlı ve samimidir. Bundan böyle ocaklarımız annelerin acı feryatları ile değil sevinç çığlıkları ile inlemelidir. Annelerin sevinç çığlıklarını acı feryatlarına yeğlemeliyiz. Çiçeklerle karşılamayı, çiçek almayı ve çiçek vermeyi cenaze uğurlamaya yeğlemeliyiz. Elbette ki süreç hassastır, hassasiyetlere dikkat etmek gerekiyor. Acılarımızı yarıştırarak, acılarımız arasına bir ayırım koyarak onurlu bir barışa ulaşma şansımız yoktur. Şunu açıkça kabul edelim. Türkiye'nin batı yakasındaki ruh hali, algı, atmosfer ile doğu yakasında büyük bir fark var. Empati kurulamıyor. Sevinçte ve tasada maalesef farklılaşma var. Aslında en büyük tehlike budur." Baydemir, acılar, vicdanlar ortaklaştırılması halinde sorunun kardeşlik havası içerisinde çözüme kavuşacağını sözlerine ekledi. Daha sonra toplantının ilk oturumuna geçildi. (CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.