Zulme topyekün tepki-FOTO
İSTANBUL VE TÜRKİYE'NİN DİĞER İLLERİNDE YAPILAN EYLEMLERDEN OBJEKTİFLERE YANSIYAN KARELER
YÖK'ün katsayı eşitsizliğini ortadan kaldıran kararının Danıştay 8. Dairesi'nce iptal edilmesi, onbinlerce öğrenciyi mağdur etti. Danıştay'ın kararına her kesimden tepki yağarken, çoğunluğunu imam hatip liseli öğrenciler ve bazı sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin oluşturduğu yaklaşık bin kişi, Beyazıt Meydanı'nda toplandı. Cuma Namazı çıkışında Danıştay'ı protesto eden öğrenciler, "Eğitimde ideolojik dayatmaya hayır, Katsayı zulmünü lanetliyoruz" yazılı pankartlar açtı. Öğrenciler attıkları sloganlarla da Danıştay kararına tepki gösterdi. Öğrenciler, 'Danıştay'a selam direnişe devam', 'Eğitim hakkımız engellenemez', 'Danıştay şaşırma sabrımızı taşırma', 'Cübbeli darbeye artık son' şeklinde sloganlar attı.
Protestocu gruba hitaben konuşma yapan gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak, İsviçre'de minareleri yasaklayan zihniyetle Ankara'da YÖK'ün kararını iptal eden zihniyetin aynı olduğunu savundu. Dilipak, Danıştay'ın yıllarca önüne gelen dosyalarda karar verme yetkisi YÖK'te derken şimdi yetkiyi kendisinde görmesinin kendini yalanlamak olduğunu söyledi. Danıştay'ın bu kararının Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dayatmasıyla alındığını öne süren Dilipak, "Karar juristokratik bir darbedir. Bugün yargıçlar cuntasıyla karşı karşıyayız. Karar 28 Şubat'ın devam ettiğinin bir göstergesidir." dedi.
Dilipak'ın ardından konuşan Güngören İmam Hatip Lisesi öğrencisi Şeymanur Berk ise birilerinin gençleri ve geleceği yok etmek için uğraş verdiğini söyledi. Bu kararın yüksek yargının halkla kavgalı olduğunun bir göstergesi olduğunu savunan Berk, "Eşitlik ve adalet duygusunu zedeleyen bu karara boyun eğmeyeceğiz. Siz set çekseniz de, biz okusak da okumasak da değerlerimizle dimdik ayakta durmayı öğrendik." diye konuştu.
ÖSS'ye girdiği 2007 yılında Türkiye 4.'sü olmasına rağmen katsayı eşitsizliği nedeniyle üniversiteye giremeyen Abdulkerim Buğra Şimşek de tüm kararlara rağmen özgürlük yürüyüşlerinin devam edeceğini söyledi. 1999 yılında alınan katsayı eşitsizliği kararıyla binlerce öğrencinin üniversite hayalleriyle oynandığını belirten Şimşek, "2007 ÖSS'de 3 yanlış yaptım ve Türkiye 4.sü oldum. İstediğim herhangi bir üniversiteye girebilecekken ondört bininci sıralardaki öğrencilerle aynı statüye koyuldum. Bu nasıl bir adalet?" dedi. Konuşmalar sırasında bir kız öğrenci gözyaşlarına hakim olamadı.
Konuşmaların ardından "Eğitim hakkımız engellenemez" şeklinde hep birlikte slogan atan öğrenciler, olaysız bir şekilde dağıldı.
Mut'ta Danıştay'a tepki mitingi düzenlendi
Mersin'in Mut ilçesinde, Danıştay 8. Dairesi'nin, Yükseköğretim Genel Kurulu'nun (YÖK) üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini durdurmasını protesto için miting düzenlendi.
Memur-Sen başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğrenciler ve vatandaşlar soğuk ve yağışlı havaya rağmen mitinge büyük ilgi gösterdi.
Kale Mahallesi Cumhuriyet Meydanı'nda uzun bir kortej oluşturarak caddeyi trafiğe kapatan topluluk, "Danıştay Ancak Yürütmeyi Durdurur! Eşitlik ve Adalet Yürüyüşümüzü Durduramaz!", "Yargı Oligarşisi Halkın İradesini Teslim Alamaz!", "Danıştay Darbesine Hayır!", "Katsayı Adaletsizliğine Hayır!", "Meslek Liseleri bu Ülkenin üvey evlatları mı?" yazılı pankartlar açıp sloganlar atarak yürüdü.
Eylem boyunca "Danıştay Eşitlik ve Hukuku Kafes'e Tıktı!", "Hani Katsayı Konusunda YÖK Yetkiliydi?", "Yargıtay Hukukun Değil, 28 Şubat Zorbalığının Hamisidir", "İslam Düşmanı Yargı Bürokrasisi" yazılı dövizler taşındı.
Eylemde konuşma yapan Memur-Sen Başkanı Hasan Açıkgöz, "Bilindiği gibi 30 Temmuz 1998 günün darbe sever Yüksek Öğretim Kurulu bir kararla üniversiteye giriş sınavında memleketimiz evlatlarını, üvey-öz, zenci-beyaz ayrımına tabi tutarak katsayı adaletsizliğini getirmişti. Millete ve milletin değerlerine karşı acımasız bir savaşın başlatıldığı 28 Şubat sürecinin ilk yansımalarından birisi olarak YÖK'ün kararı ile 1999 yılından itibaren başlatılan adaletsiz katsayı uygulaması, siyasi hınçla milletin özünü hedef alan bir uygulama olarak yüz binlerce mağdur oluşturmuştur." dedi.
Millete muhalefet etmeyi aydın olmanın gereği zanneden, adı hukuktan çok darbecilerle anılan İstanbul Barosu'nun bu durum karşısında harekete geçtiğini ifade eden Açıkgöz, "Baronun imdadına Sabih Kanadoğlu yetişerek pası vermiş, baro da zaman kaybetmeden topu Danıştay'a göndermiştir. İşte asıl sorun da burada başlıyor. Haykırışımız ve toplanmamız bunun içindir. Hukuk, adalet dağıttığı için üstün sayılır. Ayrıca üstün olan hukukçular değil, bilakis hukukun kendisidir. Türkiye yargıçlar devleti olamaz. Birileri bize diyor ki, ortada yargı kararı var, kabullenin! Evet, yargı kararı var ama bu karar hukuka, adalete, ahlaka, vicdana uygun değil! Sırtlarına kara cübbeleri geçirmiş birileri yüksek masaların arkasına geçip, Müslümanlara karşı biriktirdikleri ideolojik kinlerini, öfkelerini karar haline getirince ortaya çıkan şey hukuk olur mu?" diye konuştu.
Memur-Sen Başkanı, bir zamanlar Nazilerin Yahudilere karşı uyguladığı kanunlar ne kadar hukuka uygunsa; Amerika'da siyahileri ötekileştiren yasalar ne kadar hukuka uygunsa, Filistinlilere işkenceyi meşru gören Siyonist İsrail'in kanunları ne kadar hukuka uygunsa, bu kararın da ancak o kadar hukuka uygun olduğuna işaret etti.
Taksim Meydanı'nda Danıştay protestosu
Taksim Meydanı'nda toplanan meslek lisesi öğrencileri Danıştay'ın katsayı kararını, oturma eylemi yaparak protesto etti. Öğrenciler, kendilerine yapılanın büyük bir haksızlık olduğunu belirterek adeta kobay faresi gibi kullanıldıklarını söyledi. Beyazıt Meydanı'nda cuma namazının ardından düzenlenen Danıştay eylemine katılanlar arasında bulunan yaklışık 100 kişi yürüyerek Taksim Meydanı'na geldi. Burada "Danıştay uyuma sabrımızı taşırma, memleket meselesi meslek lisesi, kat sayı hakkımız engellenemez" şeklinde slogan atan grubun "Bir nesli devlete ve millete küstürdünüz, Bizleri bari küstürmeyin" yazılı dövizler taşıdığı görüldü.
Öğrenciler yaptıkları basın açıklamasında, kendilerinin kobay faresi gibi kullanıldıklarını yapılan haksızlığın meslek liselilerin önünü tıkadığını söyledi. Açıklamada ayrıca, "Katsayının kalkmasını istiyoruz, içinde cevher olan insanlar katsayı eşitsizliği nedeniyle mağdur oluyor." denildi.
Açıklamanın ardından İstiklal Marşı'nı okuyan öğrenciler olaysız bir şekilde dağıldı.
Danıştay'ı protesto eden Eğitim Bir-Sen üyelerine meslek lisesi öğrencileri de destek verdi
Danıştay 8. Dairesi'nin, YÖK'ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy birliği ile durdurması Mersin'de Eğitim-Bir Sen üyeleri tarafından protesto edildi.
Meslek Lisesi öğrencilerinin de destek verdiği eylemde üzerinde "hukuk" yazan topu biri birine atan Eğitim-Bir Sen üyeleri "Baro at Danıştay tut" sloganları attı.
Çeşitli pankartları açıldığı eylemde öğrenciler ise "Danıştay şaşırma sabrımızı taşırma", "meslek liseliler burada Danıştay nerede?" şeklinde sloganlar attı.
Eğitim Bir Sen Mersin Şubesi önünde toplanan kalabalık adına açıklama yapan Şube Başkanı Atilla Olçum, Danıştay 8. Dairesi'nin eşitsizliğin devamını sağlamaya dönük önceki kararıyla çelişen kararın tüm Türkiye'yi şaşırttığını söyledi.
Danıştay'ın 2005 yılında katsayıda belirleyiciliği YÖK'e verdiğini hatırlatan Olçum, "Millet adına karar veren yargının milletin beklentilerinin aksine eşitlik ve adalet duygusunu rencide eden bu kararı bayram öncesi hayal kırıklığına uğratmıştır. Şaşkınlığımız hukuktaki bu tezattır." diye konuştu.
Gençleri mağdur eden katsayı adaletsizliğinin ortadan kaldırılması için yeni düzenlemenin YÖK tarafından çekleştirilmesini isteyen Olçum, şöyle devam etti: "Meclis YÖK'ün yapacağı düzenlemenin yargı tarafından iptal edilmesini engelleyecek yasal düzenleme yapmalı. Siyasi iktidar da kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun olarak özellikle yüksek yargı organlarının oluşumuna ve görevlerine ilişkin yargı reformunu ivedilikle hayata geçirmeli."
Grup, açıklamanın ardından olaysız dağıldı.
Öte yandan, Danıştay'ın kararı Mersin Gönüllü Kuruluşlar Birliği tarafından da kınandı.
Mersin Gazeteciler Cemiyeti'nde basın toplantısı düzenleyen Birlik Başkanı Ömer Erdoğdu, meslek lisesi öğrencilerine verilen haklarının tekrar geri alınmaya çalışılmasının Türkiye'ye ve Türk insanına yakışmadığını savundu.
Erdoğdu, Danıştay 8. Dairesi'nin iki yıl içinde bir birine iki zıt iki karar almasının bir takım endişelere neden olduğunu söyledi.
Danıştay'ın katsayı kararını yakasına siyah kurdele takarak protesto etti
Çorlu M. Rüştü Uzel Endüstri Meslek Lisesi Müdürü Caner Baysal, Danıştay'ın katsayı kararını yakasına siyah kurdele takarak protesto etti.
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde düzenlenen Demonte Mobilya Yapı Elemanlarının İmalatında Avrupa'daki Yeniliklerin Değerlendirilmesi projesinin ele alındığı toplantı ilgi gördü.
Çorlu M. Rüştü Uzel Endüstri Meslek Lisesi'nde gerçekleştirilen toplantıya Danıştay'ın katsayı kararı damgasını vurdu.
Okul Müdürü Caner Baysal, Danıştay'ın katsayı kararını yakasına siyah kurdele takarak protesto ettiğini söyledi.
Baysal, "Ben bir meslek lisesi mezunu olarak öğrencilerim adına şunları söylüyorum. Biz çalışmayı, üretmeyi, alın terini en iyi bilenlerdeniz. Sessizliğimiz esnaf ağırlığındandır. Kürsüye yakamda siyah kurdele ile çıktım. Üniversiteye geçişlerde tamamen meslek liselilerin önünü tıkayan Danıştay'ın katsayı kararını protesto ediyorum.'' dedi.
Toplantıya Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Bağlar, Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı İhsan Erik, Leonardo da Vinci Programı Proje Uzmanı Özgür Nurdoğan, işadamları, dernek temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Sivil toplum kuruluşları, Danıştay'ın katsayı kararını protesto etti
Danıştay 8. Dairesi'nin, Yükseköğretim Genel Kurulu'nun (YÖK) üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini durdurmasına tepkiler sürüyor.
Trabzon'da 30'un üzerinde sivil toplum kuruluşunun desteği ile gerçekleştirilen basın açıklamasında karar protesto edildi.
Mazlum-Der öncülüğünde Meydan Parkı'nda gerçekleştirilen protestoya sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğrenci velileri ve aralarında İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin de bulunduğu meslek liseli öğrenciler katıldı.
"Katsayı adaletsizliğini hayır, Eğitimde eşitlik hakkımız, Meslek liseleri üvey evlat mı, 28 Şubat sürüyor (D)uyuyor'sun, veteriner, mimar, avukat, müzik öğretmeni olmak istiyorum" yazılarının yer aldığı dövizler açan grup, 'Engelsiz eğitim istiyoruz' şeklindeki sloganlarla kararı protesto etti.
Mazlum-Der Trabzon Şube Başkanı Mehmet Çınar, Danıştay'ın YÖK'ün yetkisine müdahale ederek yanlış bir karar aldığını söyledi.
Çınar, mesleki eğitimi bitiren bu hatadan bir an önce dönülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Avukatlar, danıştayın katsayı kararını protesto etti
Danıştay'ın ÖSS'ye girişte katsayı adaletsizliğini yeniden yürürlüğe sokan karara imza atması bir grup avukat tarafından protesto edildi.
Hak ve Eşitlikleri Savunan Avukatlar Platformu tarafından Danıştay önünde düzenlenen protesto gösterisinde yargı organının almış olduğu karar ile 'hukuki bir garabetin' ortaya konulduğuna dikkat çekildi. Danıştay'ın İstanbul Barosu'nun uzmanı olmadığı bir konuda taraf kabul etmesinin daha önce 'baro, ilgili olmadığı konuda taraf olamaz' hükmüne aykırı hareket ettiğini dile getiren avukatlar, hem öğrencilerin mağduriyetinin giderilerek eğitimde eşitliğin sağlanması, hem de hukuk açısında tam bir garabet olan bu karardan dönülmesini istedi.
Tokat'ta da Memur-Sen İl Temsilciliği tarafından organize edilen geniş katılımlı eylemde Danıştay kararı protesto edildi. Memur-Sen İl Temsilcisi Cemil Çağlar tarafından okunan açıklama şöyle:
DANIŞTAY’IN EŞİTLİĞE TAHAMMÜLÜ YOK
Ortaöğretim gençliğimizin büyük bölümünün yüksek öğretim görme hayallerine kabus gibi çöken 28 Şubat ara rejiminin katsayı adaletsizliğinin YÖK tarafından kaldırılması, demokrasiyi, milli egemenliği ve hukukun üstünlüğünü önceleyen kişi ve kurumlar tarafından takdirle karşılanmıştı.
YÖK’ün katsayı adaletsizliğini son erdiren mevzuat değişikliğiyle; özellikle meslek lisesi mezunu gençlerimizin yarışa geriden başlamaları şeklindeki hakkaniyet değerlerine aykırı durum sona erdirilmiştir. Bu değişiklik, eşitler arası bir yarış içerisinde yüksek öğrenim hakkından yararlanmalarına imkan sağlamıştır.
Ancak, katsayı adaletsizliğinin sona ermesi toplum tarafından takdirle karşılanırken, demokrasi, özgürlük ve eşitlik gibi kavramların kendilerinin mülkiyetinde olduğunu savunan kimi kişi ve kurumları rahatsız etmiştir. Bu çevreler, katsayı adaletsizliğinin kaldırılmasına, hukuk ve hakkaniyete ilişkin değerler açısından kara mizah sayılabilecek şekilde “Sınava katılacak adaylar arasında eşitliği sağlamak eşitsizliğine neden olmak” gerekçesiyle karşı çıkmışlardır. Ergenekon davasına ilişkin değerlendirmeleriyle demokrasi ve milli egemenlik konularında kelimenin tam anlamıyla çuvallayan İstanbul Barosu ise daha da ileri giderek doğrudan ya da dolaylı olarak ilgisinin bulunmadığı açık olan katsayı adaletsizliğine son veren mevzuat değişikliğinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemleriyle Danıştay nezrinde dava açmıştı.
İstanbul Barosu’nun bu konuda dava açma ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın usul yönünden reddedileceği beklenirken Danıştay, katsayı adaletsizliğini sona erdiren ve adaylar arasında eşitliği sağlayan YÖK Kararının yürütmesini durdurdu. Danıştay 8. Dairesi’nin kararda İstanbul Barosunun dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki itirazları reddederken yer verdiği “1136 sayılı Avukatlık Yasasının 76. maddesinde; baroların, hukukun üstünlüğünü savunmak ve korumakla görevli olduğu belirlenmiş olduğundan, sadece kendi meslek grubu için yürütülen iş ve işlemler için hukuki görev ve sorumlulukları bulunduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.” gerekçesi, ister bireysel ister düzenleyici nitelikte olsun baroların bütün idari işlemlere karşı dava açma ehliyetine sahip olduğuna kapı aralaması nedeniyle usul hukuku açısından oldukça kaygı vericidir. Bu gerekçe, sanıyoruz ki, bu davaya mahsus olarak ortaya konmuş, hukuki dayanaktan yoksun bir gerekçedir.
Katsayı adaletsizliğini sona erdiren ve yüksek öğretime geçiş sınavının eşitler arasında yarış şeklinde gerçekleşmesine zemin hazırlayan 21 Temmuz 2009 tarihli YÖK Genel Kurulu kararının yürütmesini durduran Danıştay 8. Dairesi kararı; Danıştay’ın hukukilik denetimi ile yetinmeyip yerindelik denetime de yapma eğiliminde olduğunun göstergesidir. Oysa, “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.” hükmünü içeren Anayasanın 125 nci maddesinin 4 üncü fıkrası karşısında böyle bir eğilimin dahi Anayasanın açık ihlali olacağı tartışmasızdır.
Bu karar göstermektedir ki, eğitim sistemi ve felsefesi konusunda ahkam kesen ancak Anayasa’nın kendisine çizdiği sınırları dahi algılamakta zorlanan bir Danıştay var.
Katsayı adaletsizliğinin dayanağını oluşturan YÖK Kararı’nın iptali istemiyle açılan sayısız davada “Katsayı belirleme ve sınav sistemini değiştirme kararı YÖK’tedir” diyerek katsayı adaletsizliğinin devamına yönelik yargısal bir kalkan oluşturan Danıştay 8. Dairesi’nin, aradan geçen kısa süre içerisinde bu kararından ve içtihadından vazgeçmesini hukuken makul gösterecek bir hukuk ilkesi ve kuralı henüz oluşmuş değildir. Biz, bu içtihat değişikliğinin konjonktür değişikliği kaynaklı olmamasını temenni ediyoruz. Hukuk devletinde yaşayan birey olmanın en büyük getirisi, hukuki güvenliğe sahip olmakken, hukuki güvenliğe sahip olmanın ön şartlarından biri ise, hukuki şartları temin edecek bağımsız ve tarafsız yargı sistemine sahip olmaktır. Katsayı adaletsizliğini sona erdiren YÖK Genel Kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Danıştay kararı, başta gençlerimiz olmak üzere toplumun büyük bölümünde hukuki güvenliğe sahip olmadıkları inancını oluşturacaktır.
Toplumun demokratikleşmeye, özgürleşmeye ve eşitliğe ilişkin beklenti ve kararlılığının her geçen gün daha da arttığı bir dönemde, ara rejim ürünü katsayı adaletsizliğini sona erdirerek yüksek öğretime geçiş sınav sisteminin eşitler arası yarışa dönüşmesini sağlamakla kuruluşundan bu yana en doğru icraatını gerçekleştiren YÖK’e, Danıştay kararına itiraz edeceğini açıklamak suretiyle adaleti tesis etmede ve eşitliği sağlamadaki ısrarcı tutumu nedeniyle teşekkürlerimizi ve takdirlerimizi sunuyoruz.
Katsayı adaletsizliğini sona erdiren YÖK kararına karşı dava açarak eşitliğe tahammülü olmadığını açıkça beyan eden ve adaletsizliğin devamına kapı aralayan Danıştay kararına zemin hazırlayan İstanbul Barosu’na, Taksim Meydanı’nda “Darbeci Baro Taksim’e Hoş Geldin” pankartıyla karşılanmalarını gerektiren özgürlük, eşitlik ve demokrasi karşıtı fiil ve görüşlerden arınmalarını tavsiye ediyoruz.
Emekli hukukçu! Sabih KANADOĞLU’nun katsayı adaletsizliğini kaldıran ve gençlerimizin eşit şekilde yarışmasına zemin hazırlayan YÖK kararı sonrasında yapmış olduğu “Danıştay, gereğini yapar.” Açıklamasını doğrular nitelikteki Danıştay 8.Dairesi kararı, millet adına verilmekten çok millete rağmen verilen bir karar niteliği taşıyor. Bu karar, gelişmiş demokrasilerde, yasama ve yürütmenin özgürlüklerin ve eşitliğin ihlaline ilişkin kararlarının yargı tarafından düzeltildiği gerçeğine karşın ülkemizde ise yürütmenin özgürlükten yana karar ve düzenlemelerinin yargı tarafından iptaline yeni bir örnektir.
Milletimiz artık Sabih Kanadoğluna yeter demektedir. Milletimiz hukuk darbesine hayır demektedir. Milletimiz Ergenekon çete düzenine hayır demektedir.Milletimiz Fırsat ve imkan eşitliğini yok sayan 1998 yılında dayatmayla hayata geçirilen katsayı adaletsizliğinin tarihin çöp sepetindeki yerini almasını istemektedir. Gençlerimiz, mezun oldukları ortaöğretim kurumu yönüyle ayırım yapılmaksızın çözebildiği soru kadar başarılı sayılmalarını sağlayacak bir sistem istemektedir. Danıştay kararının ortaya çıkardığı karamsar tablo başta YÖK olmak üzere konuyla ilgili olanlar tarafından ivedilikle düzeltilmelidir.
Buradan sesleniyoruz, gençlerimizi mağdur edecek bu kararın etkilerini ortadan kaldıracak şekilde katsayı adaletsizliğini bertaraf edecek yeni düzenleme YÖK tarafından ivedilikle gerçekleştirilmeli, Meclis YÖK’ün bu konuda yapacağı düzenlemenin yargı tarafından iptal edilmesini engelleyecek yasal düzenleme yapmalı, siyasi iktidar da kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun olarak özellikle yüksek yargı organlarının oluşumuna ve görevlerine ilişkin yargı reformunu evrensel hukuk ilkelerini de dikkate alarak ivedilikle hayata geçirmelidir.
HABERVAKTİM.COM-AJANSLAR
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.