Flaş: Erdoğan ve Obama'dan ilk açıklamalar
GÖRÜŞMENİN ARDINDAN İLK AÇIKLAMALAR
OBAMA: HERŞEYİ YAPMAYA HAZIRIM
ABD Başkanı Barack Obama, Türkiye ile ABD arasında kurulabilecek en iyi ilişkileri kurmak için elinden gelen herşeyi yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Beyaz Saray'da görüşen Obama, görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'yi ziyareti sırasında TBMM'de yaptığı konuşmaya değinerek, TBMM'de söylediği gibi Türkiye ile ABD arasında kurulabilecek ilişkilerin en iyisini kurmak için elinden gelen herşeyi yapmaya hazır olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin NATO müttefiki olduğunu vurgulayan Obama, Türkiye ve ABD'nin birbirlerini savunma taahhüdünde bulunduğunu hatırlattı.
"ABD'deki Türk-Amerikan camiası sayesinde de çok güçlü ilişkilerimiz var" diyen Obama, Türkiye ile G-20 üyesi olması sıfatıyla, son mali kriz döneminde birlikte çalışma fırsatı bulduklarını belirterek, "Türkiye'nin laik, demokratik, hukukun üstünlüğüne saygı duyan ve beraberinde çoğunluğu Müslüman bir ülke olması, sadece bulunduğu bölgedeki barışın ve istikrarın değil, genel anlamıyla dünya barışına yapacağı etkinin de çok büyük olduğunu gösteriyor" diye konuştu.
Erdoğan ile görüşmesinde hem ABD'nin hem de Türkiye'nin önem verdiği pek çok konuyu ele alma fırsatı bulduklarını söyleyen Obama, Afganistan'a istikrarın getirilmesi konusunda gösterdikleri destekten dolayı, Başbakan Erdoğan'a ve Türkiye'ye teşekkürlerini ifade ettiğini kaydetti.
Seçimlerin ardından Irak'ta barışın ve güvenliğin sağlanması için yapılanları konuştuklarını da ifade eden Obama, bölgesel barışı ele alırken İran'ın nükleer kapasitesini de gündeme getirdiklerini, İran'ın nükleer kapasitesini barışçıl amaçlarla kullanması için Türkiye'nin bölgedeki varlığının güven teşkil ettiğini, uluslararası camiada da bunun gösterilmesi anlamında Türkiye'nin oynayacağı önemli rolden bahsettiklerini söyledi.
Obama, sözlerini şöyle sürdürdü:
"NATO müttefiki olarak Türkiye'nin NATO'daki pozisyonunun güçlendirilmesi, füze savunma sistemi üzerine yapılabilecekler üzerinde konuştuk. Başbakan Erdoğan'ı Türk-Ermeni ilişkilerini normalleştirilmesi sürecinde attığı cesur adımlardan dolayı tebrik ettim ve bu yolda ilerlemesi için kendisini cesaretlendirmeye çalıştım. Terörist faaliyetlere karşı dünyanın neresinde olursa olsun birlikte savaşmak için yapmış olduğumuz taahhüdü bir kez daha tekrarladık. Türk halkına son terörist saldırıda vermiş olduğu şehitler nedeniyle baş sağlığı dileklerimi ilettim ve bu saldırının faillerinin adalet önüne çıkarılması konusunda ABD'nin yapacağı katkılardan bahsettim. Son olarak da çok da kolay olmayan dini ve etnik azınlıkların Türkiye'deki siyasi sürece dahil edilmesi konusunda Başbakan Erdoğan'ı başarılarından dolayı tebrik ettim."
Obama, Türkiye'ye Heybeliada Ruhban Okulu'nun tekrar açılması konusunda mümkün olduğu kadar destek vermeyi istediklerini de söyledi.
Türkiye ile ABD arasındaki bağların güçleneceği konusunda son derece ümitli olduğunu belirten Obama, bunun sadece NATO, askeri ve stratejik ilişkiler bağlamında değil, ekonomik ilişkileri güçlendirilmesiyle de sağlanacağını ifade etti.
Obama, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile daha önce konuştuğu gibi ekonomik konuları el almak amacıyla stratejik bir grup kurulmasını amaçladıklarını bildirerek, bu sürece ABD Ticaret Bakanı ve ticaret temsilcisinin de dahil olacağını, ABD ile Türkiye arasında ticaret konusunda alınacak çok büyük yol olduğuna inandığını kaydetti.
Obama, "Türkiye çok büyük bir ülke, çevresindeki ülkeleri de etkileyen bir ülke, bu nedenle Türkiye gibi bir ülkeye dostum demekten, Başbakan Erdoğan'a da arkadaşım demekten son derece mutluyum. Aramızdaki ilişkilerin yıllarca aşamalı bir şekilde devam edeceğini ümit ediyorum" diye konuştu.
-OBAMA: NATO ÇERÇEVESİNDE BİRBİRİMİZE YARDIM İLE YÜKÜMLÜYÜZ
Obama, terör örgütü PKK ile ilgili bir soruyu yanıtlarken, "NATO müttefikleri olarak topraklarımızın daha kapsamlı savunulmasında birbirimize yardım etmekle yükümlüyüz" dedi.
Obama, göreve geldiğinden bu yana vurguladığı gibi, ABD'nin, PKK'yı terörist örgüt olarak gördüğünü, oluşturduğu tehdidin sadece Türkiye değil, Irak'ı da içerdiğini ve bunun derin bir kaygıya neden olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan ile görüşmesinde, PKK sorununu ele almada, "yakın işbirliği içinde olunmasını" konuştuklarını ifade eden Obama, NATO müttefikleri olarak iki ülkenin, topraklarının savunulmasında birbirlerine yardımla yükümlü olduklarını ifade ederek, "terörizm konusunda nerede olursa olsun tutarlı bir tutuma sahip olunmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla askeri açıdan nasıl koordine edebileceğimizi konuştuk" dedi.
PKK konusunda Başbakan Erdoğan'ın Kürt toplumuna karşı daha kapsayıcı olacak şekilde attığı adımların çok yardımcı olduğunu kaydeden Obama, "Çünkü terörizmle sadece askeri açıdan mücadele edilemez. Düşünülmesi gereken sosyal ve siyasi hedefler de var" dedi.
Irak'taki Kerkük sorununa ilişkin olarak da Obama, Kürtlerin merkezi hükümette etkin temsil edilmelerinin, bu tür sorunların çözümüne yardımcı olacağını belirtti. Obama, "Kürt nüfus, merkezi hükümette etkin temsil edildiğini hissettiği oranda, Kerkük gibi baskı oluşturan sorunların çözümü sürecinde, çıkarlarının askeri eylemden değil, gerginliklerin siyasi yollarla giderilmesinden geçtiğini daha iyi anlayacaklardır. Bu yaklaşım herkesin yararına olacak yoldur" dedi.
ERDOĞAN: ÖNEMLİ ADIMLAR ATILMAYA BAŞLANDI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.
Obama'nın ilk ziyaretini Türkiye'ye yapmış olması ve burada Türk-Amerikan dostluğunu model ortaklık olarak tanımlamış olmasının, Türk siyasetinde ve kendileri üzerinde farklı bir sürece işaret ettiğini kaydeden Erdoğan, bu model ortaklıkla ikili ilişkilerin içeriğinin nasıl doldurulacağı sürecinde de önemli adımlar atılmaya başlandığını bildirdi.
Orta Doğu, Irak, İran'ın nükleer programı çerçevesinde bölgesel müşterek atılan adımların varlığına ve Afganistan'da müşterek çalışmaların sürdüğüne işaret eden Erdoğan, ''Afganistan'da şu andaki süreçte iki ay kadar önce oraya gönderdiğimiz ilave güçlerle üçüncü kez komutayı Türk Silahlı Kuvvetleri ele almış vaziyette. Eğitim çalışmalarına verebileceğimiz destekler, il imar timi konusunda şu ana kadar attığımız ve bundan sonra atacağımız adımlar, bunları görüşme fırsatımız oldu.''
Bir diğer önemli adımın da enerji konusu olduğunu ifade eden Erdoğan, enerjide Türkiye'nin transit ülke olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: ''NABUCCO anlaşması biliyorsunuz imzalandı ve ciddi adımları şu anda atmaya hazırız. Azerbaycan ile görüşmelerimiz devam ediyor. Bu konuda da ben önemli mesafelerin alınacağına inanıyorum. Tabii Azerbaycan'ın yanında orada Statoil, Total gibi, British Petrol gibi şirketlerin önemi var.''
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki süreci görüştüklerini kaydeden ve bu sürecin çok önem arz ettiğini belirten Erdoğan, ''Türkiye Ermenistan ilişkilerini ilgilendirmesi bakımından bu önemli. Minsk üçlüsü olarak ABD, Rusya ve Fransa'dan burada çok daha ivmeyi yükselterek farklı bir sürecin sürdürülmesini kendileriyle görüştük. Bunun, süreci çok olumlu etkileyebileceğini söyleyebilirim'' dedi.
Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin bununla çok ilgili olduğunu kaydeden Erdoğan, ''Türkiye olarak yönetim açısından bizler bu konuda kararlıyız'' dedi.
Erdoğan, bir diğer önemli adımın atıldığına da değindi ve sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bir diğer önemli adım burada özellikle yine Türkiye'de terörle süreç ki, 5 Kasım 2007'de yine bu odada yapılan açıklama çok önemliydi. Bölücü terör örgütünü burada ABD-Türkiye ve Irak'ın ortak düşmanı olarak ilan etmiştik. Çünkü terör, tüm insanlığın ortak düşmanı. Burada İkiz Kuleler vurulduğu zaman terör konusundaki hassasiyetimiz ne olduysa her ülkede terör konusundaki hassasiyetimiz budur. Çünkü terörün dini, milleti, ırkı, vatanı yok. Yine özellikle bölgede Türkiye olarak bu nükleer programa yönelik müşterek yapabileceğimiz çalışmaları müzakere ettik. Bu sürecin diplomatik yollarla çözümü noktasında üzerimize düşen ne gerekiyorsa, bizim üzerimize ne düşüyorsa biz onu yapmaya hazırız. İsrail-Filistin, İsrail-Suriye tüm bu ilişkilerde Türkiye olarak üzerimize düşen neyse bunları yapmaya hazırız. Çünkü küresel barışın sağlanmasında başta ABD üzerinde büyük görevler olduğuna inanıyorum.''
-''BU HAİN PUSUNUN YERİ VE ZAMANLAMASI PROVOKASYONUN İFADESİDİR''
Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama ile görüşmenin ardından Willard İntercontinental Oteli'nde yaptığı basın toplantısında, ''herkesi derinden üzen'' terör saldırısına dikkat çekerek, şunları kaydetti: ''Eminim ki bugün Tokat Reşadiye'de devriye görevine çıkan jandarma aracına çapraz ateş açmak suretiyle 2 uzman çavuşumuz, er ve erbaş olmak üzere 7 evladımız şehit olmuştur. Bu hain pusunun yeri ve zamanlaması milletimizin nasıl bir tertip ve provokasyonla karşı karşıya olduğunun da açık bir ifadesidir. Bugün kurumlarımız ve aziz milletimiz bu kalleş pusunun özellikle arkasında yatan emelleri ve niyetleri basiretle, ferasetle değerlendirecektir. Şehitlerimize bir kere daha Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine, güvenlik güçlerimize ve milletimize sabır ve metanet temmeni ediyorum. Tabii ki bu alçakla saldırıyı gerçekleştirenler, planlayanlar, bunun taşeronluğunu ve tetikçiliğini üstelenenler bunun bedelini de ağır bir şekilde ödeyeceklerdir. Tekrar söylüyorum; bu saldırının önünde arkasında kim varsa hepsi bunun bedelini en ağır şekilde ödeyeceklerdir.''
-''AMERİKA, TÜRKİYE VE IRAK'IN BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ ORTAK DÜŞMANIDIR''
Erdoğan, Obama ile başbaşa ve heyetler arası görüşmeler, daha sonrasındaki heyetler arası çalışma yemeğinin ''gerçekten karşılıklı samimiyet ve özgüvene dayalı bir şekilde gerçekleştiğini'' ifade etti.
Erdoğan, şöyle devam etti: ''Öncelikle Sayın Obama'nın Türkiye ziyaretinde ifade ettiği gibi model ortaklık kapsamında ikili ilişkilerimizin bundan sonraki sürecine yönelik ne gibi adımlar atabileceğimizi görüşme fırsatımız oldu. Tabii bunun içinde ekonomik ilişkilerimiz başta olmak üzere, bilimde, ileri teknolojide, askeri ve siyasi alanlarda neler yapabileceğimizi görüştük ve geleceğe yönelik Amerika tarafı iki üst düzey elemanını görevlendirirken bizler de Türkiye tarafı olarak Başbakan Yardımcımız Ali Babacan Bey ve Dış Ticaretten ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan Beyi görevlendirdik. Şu anda da kendileri görüşme halindeler ve bundan sonraki sürece yönelik daha kararlı bir adım atalım, örneğin; nitelikli endüstri bölgeleri gibi birçok askeri alanda atabileceğimiz araç gereç noktasındaki çalışmalarımız olsun, dış ticaretteki performansı daha da artırmaya yönelik adımları görüşecekler.''
Terörle mücadeleye yönelik konuları da ele aldıklarını belirten Erdoğan şunları söyledi: ''Tabii bundan sonraki diğer görüştüğümüz en önemli alan terörizme yönelik ortak mücadelemiz aynen 5 Kasım 2007'deki Oval Ofis'teki kararlılık ne ise 'Amerika, Türkiye ve Irak'ın bölücü terör örgütü ortak düşmanıdır' anlayışını aynı şekilde bugün de pekiştirdik. Bundan sonraki süreçte bu devamlılık, süreklilik ile birlikte aynen devam edecektir. Bu da burada teyit edildi. Ve neler yapmamız gerekiyorsa bunları Kuzey Irak'ta olsun, uluslararası platformda olsun birlikte yine anlık istihbarat paylaşımı ile birlikte diğer konularda da sürdüreceğimizi teyit ettik.''
-İRAN VE AFGANİSTAN-
Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle devam etti: ''Bir diğer önemli konu; özellikle Irak'taki gelişmeler. İran'daki nükleer program, Afganistan ile ilgili gelişmeler bunların üzerinde yoğun bir şekilde durduk ve Afganistan'da özellikle Türkiye'nin eğitim noktasında şu ana kadar Türkiye'de verilmiş olan desteği, bundan böyle ikinci bir etabı da hem Türkiye'de hem de Afganistan'da kurulabilecek bir merkezle bu eğitimin verilebileceği noktasında kendilerine teklifimizi sunduk. Yani bir tabur Türkiye'de eğitiliyorsa Afgan Ulusal Ordusu ile ilgili olarak bir tabur da aynı şekilde Afganistan'da eğitilebilir.''
-SORULAR-
Erdoğan, bir gazetecinin, ''Son olaylar nedeniyle gezinizi kısa kesmeyi düşünüyor musunuz? Yoksa devam edecek misiniz?'' sorusuna şu yanıtı verdi: ''Bu son olaylar sebebiyle yani bizim geri dönmek gibi henüz oturup bir değerlendirme yapmamız söz konusu olmadı. Zaten şu anda toplantıdan çıkıp geldim. Fakat şu anda geri dönmeyi şahsen kişisel olarak düşünmüyorum. Arkadaşlarımla gerekli görüşmeleri yaptım onlar da gerekli çalışmaları yaptılar, değerlendirmeleri yaptılar. Çünkü bizler de buradan malum 10 yıl aradan sonra ilk defa bir Meksika ziyaretimiz olacak. Yarın burada yapılacak olan programlarımız var dolayısıyla şu anda programda bir değişiklik öngörmüyoruz.''
Başbakan Erdoğan, ''Amerika Kandil'in boşaltılması konusunda bir adım atacak mı? Somut bir adım atacak mı? Böyle bir şey istediniz mi? Kendileri buna ne yanıt verdi. Amerika'nın Afganistan konusunda Türk muharip asker beklentisi sürüyor mu yoksa bir uzlaşıya varıldı mı?'' şeklindeki sorular üzerine şunları söyledi:
''Kandil noktasında böyle bir konumu biz şu anda zaten kendimiz başından itibaren sürdürdük. Bundan sonraki süreçte de ancak istihbarat paylaşımı hususundaki birlikteliğimizi aynen devam ettireceğiz. Yeni bir şey olarak da gerekli olan farklı bazı destekleri kendileri verebileceklerini söylediler, ama müşterek bir çalışma bunun dışında aramızda konuşmuş değiliz. bu süreçte böyle.
Afganistan'la ilgili bu muharip güçteki sayı konusunda böyle bir talep daha NATO'dan ifade edilmeden, Amerika'dan böyle birşey ifade edilmeden önce zaten biz atacağımız adımı attık malum. Oradaki sayımızı neredeyse 1 kattan daha fazla artırmak suretiyle 1750 civarında bir askere oradaki gücümüzü ulaştırdık artı eğitim gücümüz var. Ve yine bir artı çalışmamız orada polise yönelik. Afganistan polisini oluşturmaya yönelik de ayrıca bir mutabakat sağlanırsa bunu da yapabileceğimizi söyledik.''
Başbakan Erdoğan, ''Kıbrıs konusunda yapılan yorumlarda Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker çekmesi ve hatta Kıbrıs'tan çektiği askerleri Afganistan'a göndermesi gibi konulardan da bahsediliyor. Böyle bir konu gündemde var mı yok mu?'' sorusuna şu yanıtı verdi: ''Kıbrıs'tan asker çekme konusu, bunların hepsi magazin haberi diyebilirim. Kıbrıs'tan asker çekmek diye bir şey söz konusu değil, böyle bir şey olamaz, düşünülemez. Bu teklifi bize getirenler önce bu teklifi Güney'e getirsinler. Annan Planı'nda bunların hepsini uzun uzadıya konuştuk, belli bir yere bağladık. Uydular mı? Sadık kaldılar mı? Yok. Öyleyse askerimiz orada aynen görevinin başında.''
(AA)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.