Yunanistan özentinin kurbanı
Yunanistan'ın aşırı borçlanma ve kaynaklarını doğru kullanamaması konusunda en çok eleştiri aldığı konulardan ilkini aşırı lüks yaşama olan düşkünlüğü oluşturuyor. Ülkenin ekonomik durumu ve fiziki şartları dikkate alınmadan yapılan harcamalar, sağlanan borç paralarla Avrupa'nın gelişmiş ülkelerine benzemek için lükse ve moderne yatırım, yaşanan zor günlerin altında yatan nedenlerin ana kaynağını teşkil ediyor. Yunan ekonomisini bugüne getiren diğer etmenler arasında yolsuzlukların artması, devlete yapılan çoğu büyük projenin gerçek değerinin bir kaç katına bitirilmesi, zenginler ve siyasilerin bu döngüden nemalanması.
Kredi derecelendirme kurumları Fitch ve Standard and Poor's'tan sonra Atina'da incelemelerde bulunan ?oody?s'in kuvvetle muhtemel vereceği negatif not, 2010 yılında Yunanistan için gerekli olan 60 milyar Euro'luk ek borcun bulunmasında sorun teşkil edebileceği endişelerine neden oldu.
11 milyon nüfuslu ülke, ekonomik krizden nasıl çıkılacağı konusuna kilitlenmiş durumda. 4 Ekim'de krizin etkisini iyice hissettirdiği bir dönemde iktidara gelen PASOK hükümeti, ülkenin iflasa sürükleneceğine ilişkin senaryoların önünü almak için kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini netleştirme ve piyasaları rahatlatma çabasına ağırlık verdi. 12,7 seviyesindeki bütçe açığını 4 yıl sonunda yüzde 3'lere çekmeyi hedefleyen Başbakan Yorgo Papandreu, bunun için sert önlemlerin ve acı reçetelerin zorunlu olduğunu açıkladı. Yunanları 'rahatlarını terk etmeye' ve 'ulusal bir çaba' göstermeye davet eden Yunan başbakan, ülke ekonomisinin IMF gibi yabancı kurumlar tarafından dizayn edilmesi ile diğer senaryolar içinse net konuştu: "Ekonomik çıkmaz, 1974'ten sonra ilk defa ulusal egemenliği tehdit ediyor." Papandreu, AB'den yardım değil sadece anlayış beklediklerini belirterek, 'yağımızla kavrulmasını biliriz' mesajı gönderdi.
Atina'nın uzun vadeli düşündüğü ülkeyi düzlüğe çıkarma programı şöyle: Bugünlere gelinmesinde başrol oynayan yolsuzlukların önüne geçme, devlet harcamalarında kesinti, devletten ayrılan her 5 kişinin yerine bir kişi alınması, devlet memurlarına verilecek maaşların 2 bin Euro ile sınırlanması, KİT yöneticilerinin maaşlarında yüzde 50 indirim, yurtdışındaki turizm bürolarının üçte birinin kapatılması, gayrimenkullere ek vergi artışı, vergi kaçakçıları için özel tim oluşturulması, kayırmacılığın önüne geçilmesi, şeffaflık ve silahlanma harcamalarında kesintiye gidilmesi. PASOK hükümeti, dar ve orta gelirli halk sınıfı için önlemler almayı ise düşünmediğini açıkladı. Bu arada Başbakan Papandreu, sosyal güvenlik, vergilendirme ve gelir politikasına ilişkin yasa tasarılarının biran önce Meclis'e sunulmasını istedi. İlk hedef Yunan ekonomisine uygulanan baskıların aşılması.
Diğer yandan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas başkanlığında bir araya gelen parti liderleri, büyük oranda ülkenin zor dönemden geçtiği bir sırada hükümete destek vereceklerini açıkladı.
YUNANİSTAN'DA SİNİRLER GERİLDİ
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'ten sonra dün Standard and Poor's da Yunanistan'ın kredi notunu A-'den 'BBB'ye indirmesi Yunan hükümetini zora soktu. Maliye Bakanı Yorgos Papakonstanti'nunun AB'nin ekonomisi güçlü ülkeleri Fransa, Almanya ve İngiltere'ye yaptığı 'negatif havayı' değiştirme girişimleri sırasında gelen haber, Atina tarafından art niyetli bir girişim olarak yorumlandı. Yunan hükümeti, uluslararası derecelendirme kuruluşlarının daha katı önlemler alması için hükümete baskı yaptıklarını duyurdu. S&P'nin açıklamasından kısa süre önce Yunan Maliye Bakanı'nın yaptığı açıklamada 2010 bütçesinde öngörülen bütçe açığının yüzde 9,1'den 8,7'ye çekileceğine ilişkin koyduğu yeni hedefe piyasaların ilk tepkisi pozitif oldu. Piyasaların psikolojisine artı katkı yapan diğer gelişmeler ise şunlar: 2010 yılı için 2,5 milyar Euro'luk özelleştirme yapılacağına ilişkin paketin açıklanması, ücret harcamalarında yüzde 4'lük indirim (memur maaşlarının 2000 Euro'da sabitlenmesi ile ödeneklerde kesinti) ve dolaylı vergilerin arttırılması.
Ancak bu iyimser hava kısa sürdü. Yunanistan'ın hassas bir dönemden geçtiği bir sırada S&P'den gelen açıklamaya başta bankalar olmak üzere ekonomi çevreleri de tepki gösterdi. Yapılan değerlendirmelerde S&P'nin Yunan ekonomisini izlemeye aldığını açıkladığı 8 Aralık'tan sadece bir hafta sonra notunu düşürmesi, 'belden aşağı vurma' ve 'Yunanistan üzerinden büyük bir oyunun oynandığı' şeklinde yorumlandı. Yunanistan, S&P'nin notu düşürmenin dışında yaptığı açıklamayı tehdit olarak değerlendirdi. S&P gerekçesinde, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'nun bu hafta açıkladığı tasarrufla ilgili önlemlerin kamu borç yükünde 'sürdürülebilir' bir azalma sağlamasının mümkün olmamasını gösterdi.
Gözlerin çevrili olduğu Yunanistan'a bir kötü haber daha gelebilir. Zira kredi derecelendirme kurumu ?oody?s de Atina'da incelemelerde bulunuyor.
53 MİLYAR EURO'NUN BULUNMASINDA TEDİRGİNLİK
Kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen düşük notların, Atina'ın 2010 yılında ihtiyacı olan en az 53 milyar Euro'luk dış borçlanma yükünün artmasına, bono alıcısı ile yatırımcıların kaçmasına neden olması bekleniyor. Yunanistan, 2010 yılında borç alacağı 53 milyar Euro'nun 13 milyarlık bölümünü kritik olarak nitelenen ilk 3 ayda temin etmesi gerekiyor. Kredilendirme kurumlarının notları sadece devlet bütçesine olumsuz katkılar yapmayacak. Direk olarak banka, özel kuruluş ve vatandaşı da etkileyecek. Bankaların borçlanma maliyetleri artacak, aile ve işyerlerinin alacağı kredilerin faiz oranları da artacak.
Avrupa Birliği (AB) ise Atina'ya uyarılarını sıralamakla birlikte desteğini de ifade ediyor. Bu bağlamda Atina'yı endişelendiren en ciddi uyarılardan birini Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schauble'in yaptı. Schauble, 'Yunanistan bizim için büyük endişe' açıklamasında bulundu. Angela Merkel de, Avrupa'da IMF benzeri bir kurtarma kurumunun oluşturulması teklifinde bulundu. 300 miyar Euro dış borcu bulunan Yunanistan, bu rakamın 200 milyarını Almanlara borçlanmış durumda.
İŞSİZLİK ARTIYOR
Diğer yandan dün açıklanan Euro bölgesindeki enflasyon oranında da Yunanistan lider. Euro bölgesinde ortalama yüzde 0,5 olan enflasyon oranı, Yunanistan'da ekimde yüzde 1,2'yken kasımda yüzde 2,1'e yükseldi.
Yunanistan Devlet İstatistik Enstitüsü'nün yaptığı açıklamaya göre ise ülkede işsizlik oranının 2009 yılı eylül ayında 456 bin 803 işsizle yüzde 9,1'e ulaştığını, bu oranın 2008 yılı eylül ayında yüzde 7,4 seviyesinde olduğunu duyurdu.
YUNAN EKONOMİSİNİN KISA TARİHÇESİ
Bağımsız bir devlet olarak geçen 188 yıla bakıldığında Yunanistan ekonomisinin duraklama ve krizlerle geçtiği görülüyor. 1850-1880 ve 1920-1960 yılları arasında dağınık bir büyüme göstermenin dışında krizlerden belini doğrultamayan ülke, coğrafi küçüklüğü ve nüfusun azlığı gibi nedenlerle sınai kalkınmayı bir türlü başaramadı. Gelişen dünya sanayisiyle rekabet edemeyen Yunanistan, hafif ölçekli sanayi ve imalatla yetinmek zorunda kaldı. Savaşlar ve çevresindeki komşularıyla sorunlar yaşaması da Yunanistan'ın diğer Avrupa ülkelerine göre gelişmesini yeterince gerçekleştirememesine neden oldu. Buna aşırı silahlanma da eklenince iktisadi büyümenin önü kesilmiş oldu.
Yunanistan'ın 1981 yılında AB üyesi olmasıyla birlikte almaya başladığı ekonomik yardımlar ülkenin altyapısının gelişmesine fırsat verdi. Ticaret konusunda da başarılı bir performans gösteren Yunanistan, bunu ağır sanayi alanına taşıyamadı. Rekabetçi bir dünyayla yarışmaktan yorulan ticari performans her geçen gün biraz daha küçüldü.
100 milyar Euro'luk AB desteğiyle üye devletler arasında en çok parayı çekme başarısı gösteren Yunanistan, bunu iyi kullanamamak ve israf etmekle suçlandı. Kullanılan yardımlar, doğru yerlere ve doğru biçimde değerlendirilmeyince, henüz bitirilemeyen altyapı çalışmaları ekonomik krizle birlikte durma noktasına geldi. AB'den sağlanan fon ve destek programlarını halkına dağıtmada da kayırmacılıklar yaşandı, belli kesimlerin elinde yenilip tüketildi. AB fonları adeta iş yapmadan zenginlik aracına dönüştürüldü. Bu nedenle de ülkede işsizlik bir türlü istenen seviyeye çekilemedi. İhtiyacı olanların iş kurması için dağıtılması gereken fonlar doğru kullanılmadı.
Yunanistan'ın aşırı borçlanma ve kaynaklarını doğru kullanamaması konusunda en çok eleştiri aldığı konulardan ilkini aşırı lüks yaşama olan düşkünlüğü oluşturuyor. Ülkenin ekonomik durumu ve fiziki şartları dikkate alınmadan yapılan harcamalar, sağlanan borç paralarla Avrupa'nın gelişmiş ülkelerine benzemek için lükse ve moderne yatırım, yaşanan zor günlerin altında yatan nedenlerin ana kaynağını teşkil ediyor. Yunan ekonomisini bugüne getiren diğer etmenler arasında yolsuzlukların artması, devlete yapılan çoğu büyük projenin gerçek değerinin bir kaç katına bitirilmesi, zenginler ve siyasilerin bu döngüden nemalanması.
Son olarak iki büyük partinin (PASOK-Yeni Demokrasi) rekabetçi politika uygulamaları yüzünden "vergi reformu" devamlı ertelendi ve "seçim-harcama döngüsü" nedeniyle de maliye bir çıkmaza sürüklendi.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.