Büyükşehir Tasarısı Büyük Tehlikelere Gebe

Büyükşehir Tasarısı Büyük Tehlikelere Gebe
Habervaktim.com olarak, Büyükşehir Tasarısı’nın büyük tehlikelere gebe eksik ve mahzurlu yönlerini kamuoyunun takdirine sunmaya devam ediyoruz:

Yeni Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı’nın TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sürüyor. Görüşmeler hayli gergin geçiyor. Bunun terör örgütü ve yandaşlarının elini güçlendireceği; eyalet sisteminin yolunu açacağı görüşü öne çıkarken, eksik ve mahzurlu yönleri bu iddiaları güçlendiriyor.

Habervaktim.com olarak, tasarının eksik ve mahzurlu yönlerini kamuoyunun takdirine sunmaya devam ediyoruz:

KANUN TASARISI NELER GETİRİYOR, YİNELEYELİM:

Mevcut büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırı olacak şekilde genişletiliyor,

Toplam il nüfusu 750 bini aşan 13 ilde sınırları ilin mülki sınırları olacak şekilde Büyükşehir Belediyeleri kuruluyor,

Orman köyleri de dâhil olmak üzere yaklaşık 16 bin köy kaldırılarak, mahalleye dönüştürülüyor,

Yeni büyükşehir olacak 13 ilde en az 13 yeni ilçe kuruluyor,

Yerel yönetimler alanında yaşanan bazı sıkıntıların giderilmesi amacıyla yerel yönetimlerle ilgili kanunlarda çeşitli değişiklikler yapılıyor,

İl genelindeki tüm belde belediyeleri ile köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak mevcut ilçelerde ilçe belediyesine, yeni kurulan ilçelerde bu belediyelere mahalle olarak katılıyor.

TASARININ HEDEFİ NE?

Tasarının hedefi hususunda kamuoyu açık bir şekilde bilgilendirilmemekle beraber Başbakan’ın çeşitli konuşmalarından hareketle ana hedefin imar uygulamalarındaki karmaşaya son vermek olduğu belirtiliyor. 

Ancak kurulacak büyükşehirlerin alanları ve özelliklerinin çok farklı olması bu amacın yanında başka hedeflerin de olabileceği kanaati uyandırıyor.

BAŞKA HEDEFLERİN EN MASUM OLANI

AK Parti tüzüğü doğrultusunda üçüncü defa seçilemeyecek olan başta bakanlar olmak üzere önemli milletvekillerine görev alanı açmak akla ilk gelen hedeflerden biri olarak gösteriliyor. 

TOPLUMSAL TALEPLER DİKKATE ALINIYOR MU?

Demokraside kararlar toplumsal talepler ve beklentiler üzerine alınır. Bu genel kuralın ihlal edilmesi halinde bazen bir kişinin bazen sınırlı sayıda kişilerin rasyonel olduğunu düşünerek aldığı kararlar isabetsiz, uygulanamaz ve genel çıkarı temsil etmez nitelikte olabilir. Yeni büyükşehir belediyeleri kurulması ve büyükşehirlerin sınırlarının mülki sınırlara genişletilmesi hususu bu konuda iyi bir örnek olarak gösteriliyor.

EYALET SİSTEMİNİN YOLU MU AÇILIYOR?

Ülkemizde kamu hizmetlerinin sunumunda karşılaşılan sorunların çözümünün büyükşehir belediyelerinin il genelinde yetkili olmasıyla mümkün olacağını düşünen bir kamuoyu bulunmamakta, halkta bu doğrultuda bir talep görülmüyor.

İl ölçeğinde genel bütçe vergi gelirlerinden alınacak payın artırılması ihtimaline odaklanan bir kısım yerel yöneticiler ve büyükşehir sıfatının vilayete verilmesi arzusunu duyan sınırlı sayıdaki kişilerin dışında büyükşehir olma talebi yokken, bu durum büyükşehir belediyesini mülki sınırlara genişletme hususunda çok daha belirgin olarak karşımıza çıkıyor.

ASIRLARA DAYANAN YÖNETİM GELENEĞİ YOK SAYILIYOR

Tasarı ülkemizin yönetim geleneklerini, anayasaya yansıyan merkez taşra dengesini ve asırlara dayanan kurumsal yapıları hesaba katmadan, anlık verilmiş bir karara dayanarak hazırlanmış görüntüsü veriyor.

Bu tür moda akım ve konjonktürel yaklaşımların il idaresini, dolayısıyla Türkiye’nin taşra yönetimini nasıl etkileyeceğini anlamak için il idaresi sisteminin mahiyetinin bilinmesi gerektiği ifade ediliyor.

İl idaresi sistemi, Osmanlı’nın klasik döneminde Beylerbeyliği veya Eyalet, Tanzimat’ı takiben Vilayet, Cumhuriyet döneminde İl İdaresine dönüşen Türkiye’nin 700 yıllık taşra yönetim geleneğini ifade ediyor.

Yine il idaresi (veya il genel idaresi), merkezi idarenin diğer adıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel örgütlenme şekli olup, coğrafi şartlar, ekonomik durum ve kamu hizmetlerinin gerekleri gibi ölçütlere dayanılarak Türkiye’nin ‘il’ denen ünitelere bölünüp idare edilmesini içeriyor.

Büyükşehirlerin “belediye halkının” ihtiyaçlarını karşılama görevlerinin il sınırlarına kadar genişletilmesi yoluyla il idaresi sisteminin ortadan kaldırılmasının yolunun açılacağı, bu durumda merkezi idarenin taşrada temsilinin zayıflayacağı, hükümet ve devlet politikalarının yerine getirilmesinin güçleşeceği veya imkansız hale geleceği belirtiliyor.

BELEDİYELERİN KAPASİTELERİNİN GENİŞ ALANLARA HİZMET VERMEYE YETERLİ OLUP OLMADIĞI HESABA KATILMIYOR


Günümüzde her derde deva olarak gösterilen yerel yönetimlerin merkezi yönetime göre daha başarılı olup olmadıkları, kaynakları etkin kullanıp kullanmadıkları oldukça tartışmalı bir konu olarak gösteriliyor. Peşinen başarılı olduğu varsayılan yerel yönetimlerin sanılanın aksine ciddi başarı sorunuyla karşı karşıya olduğu, Türkiye’nin kent alanlarının yarıdan fazlasının gecekondu ile dolmasının yegâne müsebbibinin yerel yönetimler olduğu kaydediliyor.

Yerel yönetimlerde performans ölçümüne yönelik birçok proje girişimi, her alan başarılı olduklarını iddia eden yerel yöneticileri rahatsız ettiği için uygulama şansı bulamamışken, yerel yönetimlerde başarısızlık sorunu, kişisel olarak erdem sahibi ve idarecilik yeteneğine sahip bazı yerel yöneticilerin başarılarını da gölgeleyecek düzeyde Türkiye’nin önemli sorunlarından biri olarak kayda geçiriliyor.

BÜYÜKŞEHİR DEĞİL BÖLGESEL YÖNETİM MERKEZLERİ Mİ KURULUYOR?

Merkezi yönetim dışında, karar organları seçimle gelen ve adına yerel yönetim denen her kurumsal yapı aslında yerel yönetim değil. Bugün gelinen noktada daha küçük, merkezi yönetime göre vatandaşa daha yakın, halkla iç içe olması gereken büyükşehir belediyeleri bu özelliklerini kaybetmiş durumdalar. Milyar dolarlık bütçeleri, yüz binlerce personeli, araç, gereç ve devasa teşkilat yapılarıyla bazı büyükşehir belediyeleri birkaç bakanlığın toplamından daha büyük. Vatandaşın büyükşehir belediye kadrolarına ulaşması, merkezi yönetim kabul edilen kurumlara ulaşmasından daha zor, karar ve yönetim süreçlerine katılması nerdeyse imkânsız.

Büyükşehir belediyelerinin sınırlarının il sınırlarına çıkmasıyla birlikte yerel yönetim niteliğini kaybetme durumu daha fazla ortaya çıkacak. Örneğin Antalya ilinde mezarlık alanlarının tespiti, binalara numara verme gibi yerel hizmetlerin 250 km uzaklıktaki Antalya Büyükşehir Belediyesi veya Hollanda Devleti kadar il sınırına sahip Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından karara bağlanması yerinden yönetim anlayışının tamamen kaybolması anlamına geliyor.

BU YAPILANMA BÖLGESEL OTONOMİ ARZULARINI ARTIRACAKTIR

Türkiye’de bölge denince genelde birkaç ili içine alan teşkilatlar anlaşıldığı için büyükşehir belediyelerinin durumu bölgesel yönetim olarak görülmüyor. Oysa niteliği bölgesel yönetime benzeyen teşkilatların birkaç ili kapsaması gerekmiyor. Tasarıyla oluşturulacak büyükşehir modeline nüfus ölçeği, coğrafi genişlik, bütçe büyüklüğü gibi açılardan bakıldığı zaman bölgesel yönetimlerle örtüştüğü görülüyor.

Dünyada son yıllarda yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, ülkemizin güçlü idari yapısını sarsacak düzenlemelerin ülkemize yönelebilecek tehditlerin önünü açma ihtimalinin göz ardı edildiği gözlemleniyor.

Zaten kırılgan bir seyirde sürdürülen güneydoğu politikalarının arzulanan sonuçları vermemesi, Irak’ta oluşan mezhebe ve ırka dayalı parçalı yapı, İran’ın Ortadoğu’da yürüttüğü garip politikalar, Suriye’nin yaşadığı akibeti belirsiz süreç, Barzani yönetiminin bağımsızlığın eşiğine getirdiği Kuzey Irak ortada dururken federatif yapıyı çağrıştıran böyle bir modelin denenmesi Türkiye’yi geri dönüşü olmayan bir maceraya atmak olarak yorumlanıyor.

Ayrıca büyükşehir olarak kurulması benimsenen illerin neden büyükşehir yapıldığı, benzer durumda olanların neden seçilmediğiyle ilgili rasyonel bir gerekçe bulunmuyor.

Madem büyükşehir kurulması ve sınırlarının il sınırlarına çıkarılması hizmet açısından verimli ve etkin bir düzenleme kabul ediliyorsa,  bu uygulamanın neden ülke geneline yapılmadığı da ayrıca cevapsız bir soru olarak ortada duruyor.

2 YENİ OSMAN BAYDEMİR’İMİZ OLACAK

Bu konuda ilave edilmesi gereken bir başka konu da bölgenin siyasi haritası. Bilindiği üzere merkez sağ bir siyasal partinin en yüksek oranda oy aldığı seçimlerden biri olan 2011 milletvekili seçimlerinde AK Parti’nin yeni büyükşehir olacak illerden Van ve Mardin’de aldığı oy oranları sırasıyla % 40 ve % 32. Bu oran Diyarbakır’da % 33. Bölgesel yapıyı çağrıştıran yeni düzenlemenin etnik milliyetçilikle birleştiğinde oluşacak atmosferde bu vilayetlerde etnik merkezli siyasal partilerin dışında seçim kazanmayı imkânsız hale getireceği orta. Oysa yakın dönemde Van Belediyesi ve hali hazırda Mardin Belediyesi AK Parti tarafından kazanılabilmiş.  Bu düzenlemeyle terör örgütüyle içli dışlı bir görüntü arzeden, terörün finansmanı hususunda çıbanbaşı konumunda olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne iki büyükşehir belediyesi daha ilave edilmiş olacak.

Büyükşehir belediye başkanıyla hükümetin farklı siyasal partilerden olması durumunda hizmetlerde aksama il geneline yayılabilecek.

Ülkemizde siyasal işleyişin doğası gereği yerel yönetimle merkezi yönetim farklı siyasi partilerden olursa hizmet sunumunda büyük problemler yaşanabiliyor. Günümüzde İzmir, Diyarbakır ve Antalya ve Adana’da bunun canlı örneklerini görüyoruz. Türkiye’nin gözbebeği şehirlerden biri olan İzmir son on yılda ülkemizin geçirdiği büyük dönüşümü yakalayamamış ve özelliğini kaybedip bugün sıradan bir şehir görüntüsü veriyor.

Büyükşehir sınırları içerisinde toplumsal baskıyla götürülmek zorunda kalınan hizmetler kırsal alana adil bir şekilde götürülemeyecek, dengeleyici bir mekanizma olmadığından nüfus yoğunluğunun az olduğu yerlerde temel kamu hizmetlerinin sunumunda aksamalar olacağı aşikar.

Bir diğer husus ise, büyükşehirlerde belediye başkanlarının konumları gereğince güçlü siyasi kişi olarak öne çıkıyor olmaları.

Merkezi idarenin uygulaması gereken büyük projelerin uygulanmasında farklı siyasi partiye mensup belediye başkanları olduğu zaman merkezi idarenin uygulaması gereken projelerin uygulanmadığı görülüyor. Bu durum diğer Avrupa ülkelerinde de aynı. Merkezi idareler uygulamak durumunda oldukları büyük projelerin koordinasyonunu valilere bırakıyor. Örneğin Fransa’da uygulanan Büyük Paris Projesi, Almanya’da uygulanan Münih Otoyol Projeleri… Bu projeler valiler aracılığı ile uygulanıyor ve büyükşehirlerde merkezi hükümetin taşra temsilcilerine daha fazla fonksiyon verme eğilimi ortaya çıkmış bulunuyor.  Ülkemizde siyasi parti farklılığı durumunda daha ciddi sorunların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.

Habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
13 Yorum