Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Obama’ya iki farklı bakış

Obama’ya iki farklı bakış

ABD ve İsrail ilişkilerinde kim kimi etkiliyor veya kim kimin üstünde bulunuyor? Bu sürekli tartışılan bir husustur. Muhammed Hasaneyn Heykel gibiler bu soruya, 'ABD İsrail'in üzerindedir' diye cevap verirler. Kimileri de bu tespitin yanıltıcı olduğunu düşünür ve durumun farklı olduğunu söyler. Bu hususta herhalde en doğru olan bu üstünlüğü kategorize etmemektir. Dinamik olan bu ilişkilerde zaman zaman farklı taraflar birbirini etkileyebilmektedir. Lakin topal ördek olan ve 10 Şubat'la birlikte Bush'a iltihak edecek olan ve siyasete veda etmesi beklenen Olmert gider ayak, ABD-İsrail ilişiklerinde İsrail'in edilgen/münfail değil etken/fail unsur olduğunu otaya koymuştur. Bu, BM Güvenlik Konseyi ateşkes oylamasında açık bir suretle görülmüştür. Meselenin detayına inecek olursak: İsrail, BM toplantısını bir şekilde sabote etmiştir. 12 Ocak (2009) tarihinde İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Bush'la yaptığı telefon görüşmesinden sonra, Dışişleri Bakanı Rice'ın BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze'yle ilgili karar tasarısının oylamasında çekimser oy kullanmaya mecbur kaldığını ifade etmiştir. Olmert, Konsey’de yapılacak oylama öncesinde Rice'ın kabul oyu kullanmak istemesine "anlam verememeleri" üzerine Bush'la görüştüğünü ifşa etti. Bush'un bir konferans için Philadelphia'da bulunduğunu öğrenmesine rağmen telefonla görüşmekte ısrar eden Olmert, sonunda Bush'a konuşmasını yarıda kestirerek, kendisiyle telefonla görüşmeye muvaffak olur. Emeline ulaşır. Bush'a telefonda talimat veren Olmert, karar tasarısı lehinde oy kullanamayacaklarını dikte eder. Bush'un "karar tasarısını bilmediği ve görmediğini" söylemesi üzerine, çok iyi bildiği bu tasarıyı ABD'nin desteklememesi gerektiğini Bush'a telkin eder ve akabinde ABD'nin tavrı bu yönde gelişir. Bu görüşmeden sonra Rice planın hilafına ve istemeyerek Bush'un talimatı doğrultusunda oylamada çekimser oy kullanır. İsrail Başbakanı, karar tasarısında emeği bulunan Rice'ın bu durumdan rahatsız olduğunu da ifade ediyor. Karar tasarısını 15 üyeden 14'ü onaylamıştı.
-
Selef için durum bu merkezdedir ya halefin tutumu ne merkezde? Obama da selefi Bush gibi rengini belli etti. 'ABD'nin tek bir başkanı olmalı' diyerek, Gazze operasyonları konusunda sessiz bir tutum izleyen Obama ekibinden İsrail'e destek geldi. Obama'nın BM büyükelçisi olarak atadığı Susan Rice, 'Müttefikimiz İsrail'i haksızca kınamak için birçok ülke BM'yi kullanmaya çalıştı' diye konuştu. Bu sözler aslında Recep Tayyip Erdoğan'a BM meselesinde cevap veren ve Amerikalı gazeteciler tarafından da terörist yaftası yapıştırılan Tzipi Livni'nin verdiği cevabın aynısı sayılabilir. Rice'ın yerini alan Hillary Clinton ise Darfur'da insani krizden bahsederken, Gazze'de yaşananlar konusunda yorum yapmaktan kaçındı. Clinton, Gazze konusunda ağzını bıçak açmazken sözlerini şöyle sürdürüyor: 'Darfur için alarm zillerini yeniden çalmamıza büyük ihtiyaç var. Hartum'daki yolsuz ve zalim rejimin örtbas etmeye çalıştığı korkunç bir insani kriz yaşanıyor. Uçuşa yasak bölgeler ilan edilmesi, ambargolar, BM ve Afrika Birliği güçlerinin konuşlandırılması gibi seçenekleri değerlendiriyoruz.' Bu, Gazze'de katliam yapılırken birilerinin Londra'da Holokost'u anmalarına benziyor. Maalesef Batı, gözü önünde cereyan eden, yaşanan Filistin katliamına kör ve seyirci kalırken illa da mazide kalmış ve tartışmalı bir Holokost meselesini eşeliyor.. Hillary'nin tavrı da bunun gibi bir şey.
-
İHH'nın davetlisi olarak ülkemize gelen Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zühri de tam da Hillary'nin açıklama yaptığı günlerde sorduğumuz 'Obama size göre nasıl biri ve ondan ne bekliyorsunuz?' sorusuna çok açık ve net bir karşılık veriyor: "Obama çok aciz bir kişi. Bush ona çok ağır ve kötü bir miras bırakmıştır. Bu mirasın altından kalkması veya üstesinden gelmesi mümkün görünmemektedir. Bush ABD'nin yıkılışını hazırladı ve Obama da bu süreci tamamlayacaktır..." Bununla birlikte karşımızda iki farklı Obama portresi var. Bu itibarla, sadece ABD değil, aynı zamanda Obama da üzerinde birçok zıddı barındırması açısından iki yüzlü Roma tanrısı Janus'a benzetilmektedir. Yine Zühri ile aynı günlerde konuştuğumuz Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren ve burada Hizb-i İslâmi'nin fikri bir uzantısı gibi olan Kürt İslâm Birliği Partisi Başkanı Muhammed Bahaeddin Selahaddin, Obama'nın; selefinin bazı hatalı yaklaşım ve tarzlarını değiştireceğini düşünmektedir. Irak'tan öngörülen süre içinde çekileceğini, ancak Irak'ın Katar modeline benzer bir modele de dönüşebileceğini öngörmektedir. Bilindiği gibi bölgedeki en büyük Amerikan askeri üssü Katar'da olmasına rağmen kimsenin tepkisini çekmemektedir. Muhammed Bahaeddin Selahaddin, Obama'nın Bush'un yanlışlarından ders aldığını ve bu çerçevede İslâm dünyasıyla ilişkilerini geliştirmeye ve tamir etmeye gayret edeceğini kaydetmektedir. Obama'lı veya Obama'sız 10 yıllık süre içinde ABD'nin İsrail'i terk edeceğini ve keza Ortadoğu petrollerine bağımlılıktan kurtulmak için temiz ve ucuz alternatif enerji kaynağı bulmaya çalışacağını belirtmektedir. Obama ister selefinin izinden gitsin isterse gitmesin; ABD bıçak sırtı ve keskin bir süreç içine girmiştir. Süreç her ne şekil olursa olsun sonunda ABD'yi, İsrail'le ilişkilerini gözden geçirmeye sevk edecektir. ABD ve hiçbir ülke sonuna kadar 1.5 milyarlık bir kitle karşısında birkaç milyonluk bir varlığı veya yapıyı destekleyemez. Bunun çok yönlü ilişkiler üzerindeki baskısını kaldıramaz. Baba Bush'un dışişleri bakanlarından James Baker bunu söylediğinde belki erkendi ve bu yüzden siyaseten aforoz edildi ve harcandı ama şimdi vakit tamam oldu ve olgunlaştı. Artık bu tabu da yıkılmayı bekliyor. Dünya ile birlikte ABD de aynı noktaya gelecektir. Bu kaçınılmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi