Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

İmam-Azam Ebu Deniz Baykal

İmam-Azam Ebu Deniz Baykal

öncelikle İmam-ı Azam Ebu Hanife Efendimizden özür dilemek isterim. O mübarek adını hiç mübarek olmayan biriyle aynı hizada yazdığım için, İmam-ı Azam’ın engin hoşgörüsüne sığınıyorum. Allah’tan da af diliyorum.
Başka kızacaklar varsa onlar umurumda değil. Bana kızacaklar önce kendilerine baksınlar ve hayatlarında neyin yanlış, neyin doğru olduğunu gözden geçirerek, kendilerinden kimlerin razı olup olmadığına dikkat etsinler, böylece çevrelerine bir iyilik yapmış olsunlar.
Gelelim İmam-ı Azam Ebu Deniz Baykal’a. İnsan olan insan biraz utanır. İslâm dininden ve mensuplarından nefret eden birinin, kalkıp da İslâm adına konuşması, bir de üstelik fetva vermesi, akıl dağıtması, çok bilmişlik yapması büyük ayıplardandır.
Yahu bu insanlar Türkiye’yi ve halkı tanımamak için yıllardan beri öyle direniyorlar, öyle direniyorlar ki, bir tek bu yönlerini takdir ediyorum. “İnatçılık ve inkarcılıkta” kimse bunların eline su dökemez. Elle tutulur, gözle görülür tek artıları, inatçılık ve inkarcılık.
Erbakan Hocam siyaset sahnesinde olsaydı eminim şöyle derdi: “Din adına fetva vermek kim, sen kim be adam, hadi öte hadi öte. Din adına yaptığınız zulümleri bu millet daha unutmadı, hafızasında yaşatıyor.”
Din adına fetva vermek veya din adına yapılan zulümler hakkında çok uç noktadan bir iki örnek vereyim. Malum zihniyet sahiplerinin günlük konuşmalarda, “Allah” diyenleri bile suçlu saydıkları günlerde çok komik başka icraatları da olmuştur.
İmam-ı Azam Ebu Deniz Baykal ve aynı çizgide yürüyenlerin, Din-i İslâm denilince ne kadar ürktüklerini anlatmak bakımından şunları kaydetmekte fayda vardır. İnönü’nün rüzgar ekip, fırtına gibi “insan ve inanç” biçtiği günlerdir.
O zamanlar TRT adına tek kanallı radyoda bir şarkı programı vardır. Şarkılar icra edilirken, şarkının birinde şu söz geçer: “Yanıyor mu yeşil köşkün lambası.” Sözlerinin içinde sırf “yeşil var, yeşil de türbe rengidir” diye bu şarkı derhal yasaklanır.
Sadece bu şarkı değil, içinde dini ve milli duyguları hatırlatan bütün şarkılar ve türküler yasaklanır. Yasaklanan türkülerden biri de; “Elif dedim be dedim, yar ben sana ne dedim” diye başlayan türküdür.
Kütahya yöresine ait olan bu türkünün sözlerinde sadece; “Elif dedim be dedim”den başka herhangi bir dini ve milli hatırlatma yapan söz yoktur. Türkü, “hasretlik, gurbetlik ve aşk” üzerine söylenmiş bir türküdür. Bu türkü de yasaklanır içinde “Elif ve be” var diye.
Bunları da geçelim, bu familyanın çocuklarında da yine dini ve milli değerleri akla getirecek isimlere pek rastlanmaz. Bırakın bu isimleri çocuklarına vermelerini, Ahmet, Osman, Hüseyin, Ali, ömer, Mahmut, Mehmet, Hasan gibi isimlere sahip olanlara dahi bir dönem devlette görev verilmemiştir. “Bu isimlerin dini temelleri vardır” diye.
Dışişleri Bakanlığı bunların başında gelir. Rahmetli özal ve bu iktidara kadar Dışişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapan başta büyükelçiler, konsoloslar ve diğer dış temsilcilik görevlerinde bulunan isimler arasında yukarıda saydığım adlara rastlamak mümkün değildi.
The İmam Deniz Baykal’ın atası İsmet İnönü Cumhurbaşkanı iken iyi niyetli biri; “Efendim bu halk Müslümandır, siz oları görmezden geliyorsunuz ama millet Cuma namazına giden Cumhurbaşkanını çok sever” dediğinde rivayete göre İnönü’nün şöyle cevap verdiği söylenir: “Ben Cuma namazını köşkte kılıyorum.”
İmam-ı Azam Ebu Deniz Baykal ne der bilmem ama bildiğim kadarıyla söyleyeyim; Cuma namazının şartı camide ve cemaatle kılınmasıdır. Kısacası, Sayın Baykal’ın din adına konuşabilmesi için gerçekten biraz insaf sahibi olması gerekir.
Bu ülkede dini otorite olarak devletin resmi kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı vardır ve Başkan Sayın Prof. Dr. Ali Bardakoğlu da bu konuda sözünü söylemiştir. İnsan hiç olmazsa devletin kurumuna ve başkanına saygı duyar.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi