Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Memduh Münafık Efendi!

Memduh Münafık Efendi!

Bekri Mustafa irtihal eden bir mevtanın kulağına: "Bekri Mustafa Sultan Ahmet'te imam oldu de gerisini anlarlar' diyerek ahirete mesaj göndermiş. Şimdi de Bekri Mustafa gibi ulema ve hocalar düzine düzine. Bazılarının foyaları meydana çıkıyor ve piyasadan geçici olarak siliniyorlar. Lakin medya yerlerine yenilerini ikame edemediği için çok geçmeden onları yeniden bulup çıkartıyor ve yeniden milletin başına sarıyor, bela ediyor. Bir başka ifade ile yeniden tedavüle ve servise sokuyor. İsimleri lazım değil. Zaten onları bilirsiniz, tanırsınız. Ekranlardan aşina olmalısınız. Bunlar her ülkede var. Kimileri bunlara 'uydu hocası' diyor. Zira bolca uydu kanallarında arz-ı endam ediyorlar. Mısır'da Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi bunlardan birisi. En garip fetvalar kendisinden sadır oluyor. İcraat mevkiinde de olduğundan fetvalarıyla amel ediyor ve ülkeyi gerip duruyor. Peçeli veya çarşaflı kız çocuklarını okula kabul etmeme ve sınavlara sokmama kararı mahkemeden döndü. Dolayısıyla onun sözde şer'i fetvalarını düzeltmek seküler yargıçlara düşüyor. Bu haliyle adam Bekri Mustafa'yı da solladı. Bekri Mustafa yaşasaydı adamın eline su dökemezdi. Yarışsa yarışsa onunla kulvarında ancak bizden Yaşar Nuri Öztürk veya Zekeriya Beyaz yarışabilir. Ne de olsa sikletleri birbirine yakındır. Bir de Suriye Müftüsü Şeyh Hasun olmalı. Dini özgürlükler konusunda Suriye ve Mısır gibi ülkeleri turlayan Amerikan ruhani heyetini kabul eden Şeyh Hasun hoşgörü noktasında Türkiye'de son sıralarda revaç bulan deyimle fazla gaza bastığından dolayı nerede duracağını kestirememiş ve hızını alamayarak:" Hazreti Muhammed bana Hıristiyanlık ve Museviliği reddet ve onları tanıma deseydi kendisini tanımaz ve inkar ederdim' demiştir. Bu söz şeriat dairesinde caiz değildir. Zira onlar da melekler gibi ancak Hakkın söylediklerini tebliğ eder ve uygularlar. Kendi başlarına hareket etmeleri mümkün değildir. Kaldı ki, Kardavi'nin dediği gibi biz mevcut haliyle Hıristiyanlık ve Museviliği tanımıyor ve reddediyoruz. Lakin Şeyh Hasun onlarla amentüde ortaklığı olduğunu düşünüyor olmalı.

Kardavi böyle bir sözün bırakın ulemadan; sıradan bir kişiden bile sadır olmayacağını söylemiştir. Bazı çağdaş ulema onların gözüne girmek için her türlü boyaya giriyor. Kardavi buna karşılıklı nifak yapmak diyor. Nifak, akide konusunun haricinde sosyal bağlamda kullanılırsa yağ çekmek anlamına gelir. İnanç bağlamında ise inandığının aksini izhar etmek demektir. Suriye Müftüsü Hasun'un inandığının hilafını izhar ettiğini söyleyemeyiz. Olsa olsa, inanç bağlamında ve ekseninde, karşıdakilere yağcılık yapmış ve mertliğini bozmuş denebilir. Ya da cehalet örneği sergilemiştir. Her iki ihtimal de varittir. Lakin Suriye uleması da bu sözleri kabul edilemez bulmuştur. Camii-i Emevi hatiplerinden Muhammed Said Ramazan Buti bu sözlerin Müftü Hasun'a yakıştıramamış ve ondan sadır olup olmadığına emin olmadığını lakin kimden sadır olursa olsun kabul edilemeyeceğini ifade etmiştir. Bu sözler peygamberlik müessesesine bir saldırıdır. Peygamberimiz 'Musa Aleyhisselam yaşasaydı ancak bana tabi olurdu' derken müftü kılıklı birisi kalkıyor ve boyunu ve haddini aşan ifadeler kullanıyor. Müftülük makamını suistimal ediyor. Maalesef Suriye rejimi de El Cezire'de Seyyid Tantavi'yi eleştiren Suriyeli bir alimi uçaktan iner inmez hapse tıkarken Tantavi kılıklı Başmüftü Hasun'un ise dini hesabına yabancılara hulus çekmesine veya laubalilik sergilemesine ses çıkarmıyor adeta göz yumuyor.

Son dönemlerde biz de memduh ismi de tedavülden kalktı. Zinhar pek kullanılmıyor. Memduh övülmüş demektir. Münafıklığın veya nifakın memduhu yani övüleni olur mu? Diyeceksiniz ki elbette olmaz. Lakin kazın ayağı öyle değil ve bazıları olacağı kanaatinde. Bunlardan birisi de Mısırlı tanınmış sufilerden Abdulvehhab Şarani'dir (Bak: El Hitab Es Siyasi es Sufi fi Mısra/ Dr. Muhammed Sabri Dali, s: 112, Daru'l Kütüp Ve'l Vesaik, Kahire). Şarani, 'memduh nifak/methe layık nifak' diye bir tabir üretmiştir. Şayet gerçekten de böyle bir nifak çeşidi varsa bu ifadeleri kullanan müftüye fazlasıyla yakışır. İhtimaldir ki, Suriye Müftüsü Şeyh Hasun bu kavramın gölgesine sığınmıştır. İçi başka dışı başka bir biçimde başkalarını idare etmeye veya müdarata memduh nifak demektedir. Bazı yerlerde gıybet ve yalan caizdir diyenlerin izinden giden Abdulvehhab Şarani'nin çığırında yürüyen Şeyh Hasun galiba Amerikalı heyeti memnun etmek ve şirin görünmek için Hazreti Peygamberi de aşmış. Kayıt dışına çıkmış. Onlara şirin görünmek için Şarani'nin deyimiyle övgüye mazhar nifak çeşidine başvuruyor. Şarku'l Avsat gazetesinde geçmiş yıllarda bir Münafık Efendi tiplemesi vardı. Münafık Efendi'nin birilerini ve devletlüleri öve öve gıdıkları yağ bağlamış ve gıdıkları ve yanakları Hindi gıdığına dönmüş ve şişmişti. Şimdi de memduh nifaklık karşılığında bazı müftülerimiz devletlülerin sofrasında böyle semiriyorlar. Geçmişte Memduh Ün diye sinemacılarımız vardı. Rahmetli oldular. Şimdi de orta oyunu oynayan memduh münafıklarımız oluştu. Ne diyelim! Bekri Mustafa'dan beri dünyanın ahvali daha da bozuldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi