Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Karadavi ve Ebu Zakzuk

Karadavi ve Ebu Zakzuk

Aynı ülkeden iki önemli zat Kudüs konusunda iki farklı anlayışı benimsiyor ve temsil ediyorlar. Karadavi, Mescid-i Aksa İsraillilerin veya Yahudilerini işgali altında olduğu müddetçe ve onların vizesiyle buraya gidilmemesi gerektiğini savunuyor ve kendisinin de gitmeyeceğini söylerken Ebu Zakzuk tam tersi görüşü benimsemektedir. Faysak Kasım bu hususta mümkün olsa da iki zatı İtticahu'l muakis (ters açı) programına konuk etse. Ne âlâ olur. Her iki zat da Mısırlı ve ülkemizde iyi tanınıyor. Hamdi Ebu Zakzuk, Almanya'da felsefe eğitim görmüş ve günümüzde Mısır'da Vakıflar Bakanı sıfatını taşımaktadır. Garip icraatları var. Bu bağlamda, sabık Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi'nin yakın destekçilerindendi ve O'nun gibi peçeye ve çarşafa karşıydı ve bakanlığı içinde görevli bayanların bu kıyafetlerle dolaşmasına izin vermiyordu. Bazı kitapları Türkçe'ye de çevrilmiş bulunuyor. Mübarek rejiminin kıdemli bakanları arasında yer alıyor. Halkına karşı haşin ve üstlerine karşı kanatları eğik ve kırık. Son sıralarda bir açıklamasıyla ve tavrıyla dikkatleri üzerine çekti. Filistinli mevkidaşı bakanın davetiyle ve İsrail vizesi alarak Kudüs'e gidebileceğini söyledi. Bilindiği gibi, Mısır, İsrail'le barış yaptı ama bu sıcak değil soğuk barış olarak kaldı. Hatta Mübarek dahi iktidara geleli beri İsrail'i ziyaret etmediği için Lieberman gibilerinin şimşeklerini üzerine çekmişti. Bir defasında Dışişleri Bakanı Ebu'l Geyt, Kudüs'ü ziyaret etmiş ve Mescid-i Aksa'ya girmişti lakin Mescid-i Aksa'da bazı Filistinliler tarafından önü kesilmiş, taciz edilmiş o da bunun üzerine fenalık geçirmişti. Ebu Zakzuk, Kudüs'e gidebileceğini ve burada Aksa'yı ziyaret edebileceğini açıkladı. Bir de analoji yaptı. İşgal altındaki Kudüs'ü ziyaret etmenin Peygamberimiz ve arkadaşlarının Hudeybiye antlaşması çerçevesinde Mekke'yi ziyaretlerine benzetti ve bunda bir mahzur olmadığı yorumunu yaptı.

Zakzuk, Kudüs'ü ziyaret etmenin Filistin davasına en büyük destek olduğunu söyledi. Bu sözler aslında Ebu Mazin (Mahmut Abbas)'in Sofya'da 'öteki ülkelerin İsrail ile irtibat kurmaları barışa katkı sağlar' demesine benzer. Aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş. Fehmi Huveydi, Zakzuk'un tezlerine karşı 'Ne tarihi ne de realiteyi okuyor' başlıklı bir yazı kaleme almış ve Mekke ve ahalisinin statüsüyle İsrail'in Kudüs'teki varlığı ve statüsünün karşılaştırılamayacağını yazmıştı. Mekkeliler müşrik de olsalar kendi topraklarında oturuyorlardı ve kesinlikle işgalci pozisyonunda değillerdi. Kendi topraklarında yaşıyorlardı. Lakin dinlerinden dolayı Müslümanların hicretine neden oldular ve dolaylı olarak Müslümanları tehcir etmiş oldular.

Bu defa da tartışmaya Karadavi katılarak kesinlikle İsrail işgali altında Kudüs'ü ziyaret etmeyeceğini ve ziyaret edilmesini de doğru bulmadığını ve tasvip etmediğini açıklamıştır. Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcılarından Muhammed Subeyh de Karadavi'nin bakış açısına katıldığını söylemiş ve akabinde şunu sormuştur. İsrail Batı Şerialı ve genel olarak Filistinlilerin ziyaretine izin vermezken diğer Müslümanlara neden izni versin? Veriyorsa bunun başka bir anlamı olmalı değil midir?

Karadavi zımni olarak Netanyahu'ya da cevap vermiş ve Tevrat'ın ilk beş kitabında (esfar) kesinlikle Kudüs'e bir ehemmiyet atfedilmediğini hatırlatmıştır. Bilindiği gibi, Netanyahu, Yaşar Nuri Öztürk ve benzerleri gibi Kur'an-ı Kerim'de Kudüs isminin geçmediğini oysa ki Tevrat da dahil Yahudi dini metinlerinde bolca vurgu yapıldığını ileri sürmüştü. Karadavi ise esasında Yahudilerin dini olarak Kudüs'e önem vermediklerini savunmaktadır. Mescid-i Aksa'yı yıkmak için fırsat kolladıklarını beyan eden Karadavi, dünyanın önemli bir olayla meşgul iken bir oldu bitti ile muratlarına ereceklerini ve Mescid-i Aksa'yı yıkacaklarını ve böyle bir fırsatın ellerine geçmesini beklediklerini ifade etmiştir. Bundan dolayı da ona göre Kudüs, bir ümmet meselesidir ve bu bağlamda İsrail sadece Filistinliler için tehdit değil aynı zamanda bütün Müslümanlar ve ümmet için de bir tehdittir. Karadavi, İsrail ile mücadelede dini kenara koyduğumuzu ve bundan dolayı da zayıf düştüğümüzü nazara vermektedir. Karadavi buna mukabil, İsrail'in Müslümanlarla mücadelesinde dini tavzif ettiğini ve bunu dayanak olarak kullandığını hatırlatmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi