Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Esmaü’l Hüsna İle Hakk’a Münacat

Esmaü’l Hüsna İle Hakk’a Münacat

Bu haftaki kitabımız kitapların hası. Hepsinin başı ve sonu. Allah’ın 99 isminin şiirle bezendiği bir eser.
Sessiz şairlerimizden ve romancılarımızdan Saadettin Kaplan, şairliğinin zirvesini konuşturmuş. Dış sesini pek duymayız Saadettin Kaplan’ın, çünkü ortalıklarda gözükmekten çok hoşlanmaz. Ama iç sesi bir volkandır ve patlayınca duyguları paramparça eder.
Şiire oldukça uzak biriyim, birkaç şair ismi say deseler, Necip Fazıl’ı başa koyarak Karakoç’lardan sonra belki beş şairin adını sayabilirim. Bunlardan biri de Saadettin Kaplan'dır. Şairliğinin yanı sıra, roman ve hikayede de onu ön sıraya alırım.
çelik Yayınları’ndan çıkan “Esmaü’l Hüsna İle Hakk’a Münacat” adlı esere şair kadar yayınevi de büyük önem vermiş ve sarraf inceliğinde çok güzel hazırlamış. Yayınevi sahibi Zekeriya çelik’e de bu hassasiyetinden dolayı teşekkür etmek gerekir.
Bir yerde şair konuşuyorsa ben susmayı yeğlerim. Söz ustası odur çünkü. Söz ustasının yanında fazla laf etmek, şairin sanatına saygısızlık gibi gelir bana. O sebeple, sözü Saadettin Kaplan’a bırakmak ve onun dilinden eserini tanıtmak istiyorum.
“Esirgeyen, bağışlayan Yüce Allah’ın adıyla başlamak istiyorum söze. O Allah ki, yaratan, koruyan, rızıklandıran, duyan ve görendir. O Allah ki, hep var idi, hep var olacak ve O’nun için son yoktur. O Allah ki; her şeyin sonunu bilir, hesap gününün sahibidir. O Allah ki; bağışlamak için ufacık bir vesile bekler. O Allah ki; yarattığı cümle aleme adaletle hükmeder, zulmedenleri sevmez.
O Allah ki; hiçbir kudret, O’na karşı duramaz, karşı durmaya kalkanlar, çetin azabıyla kahrolurlar. O Allah ki; dergahına gelenleri, kendisine açılan elleri asla boş çevirmez. O Allah ki; verdiği nimetlere şükredenleri, yaradılış gayesini fikredenleri ve yüce adını zikredenleri darda koymaz, mutlaka bir felaha çıkarır.
Yüce Yaratan’ın sonsuz kudretini, rahmetini, şiddetini ve izzetini düşündükçe; kelimler dilime inciler gibi dizilirdi. Allah’ın mübarek vasıflarını belirten ‘99 Esmaü’l Hüsna’yı’ belirli sırası içinde bile olmasa, tamamını hatırlayamazdım.
Ne zaman bir yerlere gitmek üzere bir otobüse, bir vapura, bir minibüse ya da tramvaya binsem; kendi iç dünyama çekilir, Esmaü’l Hüsna’yı bir bir hatırlamaya ve anlamları üzerinde tefekkür etmeye çalışırdım. Lakin beceremezdim.
Araştırdım. Yüce Rabbimizi ve O’nun sonsuz kudretini anlatmaya çalışan ‘Münacat’ veya ‘İlahi’ tarzında birçok şiir olduğu halde, 99 Esma’yı birden içine alan şiire rastlamadım. Birçok kitaplara imza atan, hele şiir gibi zor bir sanata talip olan biri olarak, bu fakir düşündü ki, böyle bir çalışmaya gerek vardır.
Şair; hakkında Ayet-i Kerime olan sanatkardır. Tehlikeli bir sırat üzerinde yürüdüğü ‘Şuara Suresi’nde belirtilmiştir. Bu düşüncelerle kalemimizi gönlümüzün okkasına batırıp, ilhamı Yüce Yaratan’dan bekleyerek işe koyulduk.
Bu kitapla gönüllere bir feyz-i ilahi sunabilirsek ne mutlu bize. Bunlardan daha iyisi elbette yapılabilir. Biz bu kadarını becerebildik. Hiçbir iddiamız yoktur. Maksadımız, gönüllerde ‘99 Esmaü’l Hüsna’dan Esintiler’ meydana getirmek ve ‘Esmaü’l Hüsna’ ile Hakk’a münacat yolunda Yüce Rabbimizin rızasını kazanmaktır. Şüphesiz ki, Allah; Rahman ve Rahimdir.”
Evet, Saadettin Kaplan böyle diyor, Esmaü’l Hüsna’yı şiirle ördüğü kitabında. Bize de okumak düşüyor. Kitabı “başucu eser” olarak her yerde bulundurmamız gerekir diye düşünüyorum. Her anımızda Yaratıcıya müracaat etmek; “Dünyayı önümüze alarak arkasından koşmak değil, dünyayı arkamıza alarak, bize bu dünyayı ve hayatı ikram eden gerçek hayat sahibine uymak demektir.”
Eser hakkında bilgi için: çelik Yayınları 0212 – 511 28 11


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi