Ahmet Varol

Ahmet Varol

Gürcistan Depremi

Gürcistan Depremi

Dikta ve zulüm rejimleri sadece Arap dünyasına mahsus değildir. Fakat Arap dünyasının geniş bir alanını kapsayan geleneksel bir siyasi yapılanma mahiyeti almıştı. Bununla birlikte oradaki halk ayaklanmalarının baskıcı veya ekonomik yönden başarısız rejimlerin hâkim olduğu diğer ülkeleri de etkileyebileceği tahmin ediliyordu. Son günlerde Gürcistan’da meydana gelen hadiselerin de Arap dünyasındaki özgürlük rüzgârının bir yansıması olabileceği yönünde yorumlar var. Bu yansımanın orada etkisini göstermesi durumunda tüm Kafkasya’ya yayılması ihtimali de var. Çünkü hâkim sistemlerin baskı uygulamalarından ve yolsuzluklarından rahatsız olan halk sadece Gürcistan halkı değil. Dolayısıyla Gürcistan’da halk depreminin şiddetini artırması durumunda bunun geniş bir alanda sarsıntıya yol açması ihtimali var.
Kafkasya çok farklı etnik ve dinî unsurların yaşadığı bir bölgedir. Gürcistan’ın ise bu unsurlar için hem siyasi hem de coğrafi kavşak, geçiş noktası olduğunu söyleyebiliriz. Gürcistan yönetimi bu konumunu stratejik amaçlarla kullanıyor. Örneğin Rusya’yla sorunlu olmasından dolayı Kafkasya’nın Rusya Federasyonu içinde kalan bölgelerindeki çatışma alanlarına geçişleri kolaylaştırıyor. Ama dediğimiz gibi bunu tamamen stratejik hesaplarla yapıyor. Bundan dolayı Rusya’nın askerî saldırısına da hedef oldu. Başlangıçta her ne kadar Batı’nın desteğine güvenerek Rusya’ya kafa tuttuysa da çok fazla direnemedi.
Gürcistan’da şu an yönetimi elinde bulunduran Mihail Saakaşvili, meşhur George Soros devrimini arkasına alarak cumhurbaşkanlığı makamına oturmuş biridir. 2 Kasım 2003 seçimlerine hile karıştırıldığı iddiasıyla, Soros desteğini arkasına alarak bir “turuncu devrim” hareketi başlattı. Bu hareket karşısında Edward Svardnadze’nin istifa etmesi üzerine 4 Ocak 2004’te tekrarlanan seçimleri kazanarak cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Yönetimi ele geçirmesinden sonra zaman zaman tepkilere maruz kaldıysa da hâkimiyeti elinde tutmayı başardı.
Mevcut Gürcistan’ın önemli bir yanı da ABD, AB ve İsrail üçlüsünün Kafkasya’daki karakolu görevini üstlenmiş olmasıdır. Bunda tabii ki Saakaşvili’nin önemli bir rolü var. Dolayısıyla söz konusu güçlerin Saakaşvili’nin halk ayaklanması karşısında yalnız kalmasını istemeyecekleri ve kendisine siyasi destek verecekleri tahmin ediliyor. Özellikle bu sıralarda uluslararası platformda gittikçe yalnızlaşan siyonist işgal devleti açısından Saakaşvili’nin üstlendiği konumun önem taşıdığını tahmin ediyoruz. Onun koltuğunun sallanmasıyla depremin bilhassa Azerbaycan’ı etkilemesi de işgalci siyonistlerin Kafkasya’yla ilgili hesaplarına olumsuz yönde etki edecektir. Çünkü işgal devletinin son dönemde İlham Aliyev’le bağlantılarını güçlendirdiği ve onun kanalıyla Azerbaycan’da yatırımlar yapmak için önemli girişimler başlattığı biliniyor.
Azımsanamayacak sayıda Müslümanın yaşadığı Gürcistan aynı zamanda çok yönlü misyonerlik faaliyetlerinin bir merkezidir. Müslümanların çoğunluğu, normalde özerk sıfata sahip Acara ve Güney Osetya bölgelerinde yaşıyor. Özellikle Acara’nın özerklik sıfatı tamamen sembolik hale gelmiştir. Tiflis yönetimi bu bölgenin bayrağı dâhil her şeyine müdahale ederek Müslüman kimliğini silme çabası içine girdi. Bölgede aynı zamanda çok yoğun misyonerlik faaliyeti yürütülüyor. Hıristiyanlığın Katoliklikten Evanjelistliğine kadar tüm itikadî mezheplerinin misyonerleri Müslümanları kendi inançlarına çekmek için her yola başvuruyorlar.
Gürcistan’da Saakaşvili iktidarına son verilmesi belki ülkedeki Müslümanlar açısından fazla bir şey değiştirmeyecek. Ama doğacak sonuç, onunla ortak hesapları olan uluslararası güçlerin işine gelmeyecek.
Buradaki halk hareketinin iktidara son vermesinin belki en önemli etkisi Azerbaycan’daki Aliyev sultası üzerinde olacaktır. Çünkü Saakaşvali yönetimi sert bir dikta rejimi sıfatı taşımaktan ziyade, yolsuzluklarından, ekonomik alandaki başarısızlıklarından ve dış güçlerin hesaplarına açık bir politika izlemesinden dolayı halkın tepkisine hedef olurken Aliyev halkın inancının gereğini yerine getirmesine engel olan şiddetli bir dikta rejimi uyguluyor. Dolayısıyla Azerbaycan halkına cesaret verecek özgürlük depremi onu dikta rejimine karşı harekete geçirebilir.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Varol Arşivi