Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Dön dolaş gene formasyon

Dön dolaş gene formasyon

Çift pedagojik formasyonlu biriyim. Hem DTCF’den hem de Ankara Yüksek Öğretmen’den. İsteyene birini bilâ-ücret verebilirim... Yok... Birini değil, ikisini de vereyim...

Çünkü bunca yıldır hiç faydasını görmedim. Emekliliğim geldi geçti, formasyon derslerinde anlatılan hiçbir bilgi işime yaramadı.
Son üç yıldır, öğretmenlik imkânı olan fakülte öğrencileri için bir formasyon konusudur gidiyor. “Ha verilecekti, ha verildiydi, işte açıldıydı, şu şartlarla açıldıydı, 2.50 şartı vardı; okuyanlara açıldıydı; mezunlar başvurabilirdi; ücreti şu kadardı; bu üniversitede daha ucuzdu; şu üniversite çok öğrenci alıyordu.” diyerek bugünlere geldik.
Sanki eskiden formasyon vermiyormuşuz gibi; sanki Amerika’yı yeniden keşfediyormuşuz gibi öyle bir karmaşık dönem yaşandı ki formasyon konusunda; işin içinden çıkabilene aşkolsun!...
Oysa formasyon konusunun yeniden gündeme ilk geldiği günlerde (2009 Eylül’ü idi galiba) çözümü söylemiştik:
1) Formasyon illâ verilecekse, iş Açık Öğretim Fakültesine havale edilir.
2) Formasyonu, Millî Eğitim Bakanlığı, stajyer öğretmenlik döneminde, hizmet içi eğitim olarak verir.
Bu görüşlerimizi 3 yıl önce dillendirdik ama bazı ara çözümler dışında, pek bir mesafe alınmadı. Nereden mi belli?... Dokunun öğrencilere, binlerce ah işitin.
Öğrenci 4-5 sene önce, zorlu bir sınavdan geçerek üniversiteyi kazansın... 4 yıl da büyük fedakârlıklarla okusun... Sonra?.. Sonrası engeli çok koşu gibi formasyon engeli... Arkasından da KPSS duvarı... Toslayan darmadağın oluyor... 23-24 yaşındaki genç hayata küsüyor. Öğretmen olmak için geldiği üniversiteden, hiçbir şey olamadan mezun oluyor.
YÖK bir şeyler yapar, üniversiteler bir şeyler yapar ama gene de formasyon meselesi çözülmez; düğüm yumağı büyür. Yazık bu gençlere!..
Hüseyin Çelik Milli Eğitim Bakanı iken çok güzel bir teklif yapmıştı: “Üniversiteler alan bilgileriyle öğrencileri mezun etsin; Bakanlık formasyon meselesini kendi içinde halletsin” demişti. O zamanki YÖK başkanı, “Olmaaaazzz!... Olabilemeeezzz!... Onu da biz yaparııızzz!...” diye teklifi reddetmişti. Reddediş, o reddediş... Konu öylece kaldı.
Şimdiki YÖK Başkanımızın bu konuya sıcak bakacağını tahmin ediyorum. Hem üniversitelerin işi bilimsel bilgi üretmek ve bunu öğrenciye aktarmaktır; formasyon kazandırmak değildir. Üniversiteler formasyon kazandıracaksa, mesela hakimlere, avukatlara, işletmecilere, mühendislere niye formasyon kazandırmıyoruz?... Bu meslek sahiplerine 33 kredilik “mühendislik formasyon dersi” mi veriyoruz? Yooo!.. Gençler bölümlerinden mezun olurlar; işe girerler ve meslekî formasyonu orada staj esnasında kazanırlar.
Yok öyle yağma!... Öğretmenlere formasyon kazandıracağız diye ek olarak kakala bilmem kaç saatlik formasyon dersini, diğer mesleklere intisap edenlere “hiç ek formasyon dersi” verme! Bu düpedüz haksızlıktır!
Formasyon mevsimi gelince, öğrenciler bavullarını sırtlayıp şehir şehir geziyorlar. Zaten tamamına yakının dar gelirli ailelere mensup olduğunu düşünürsek, vay o ana-babanın hâline!...
Değerli YÖK üyesi meslekdaşlarım; geliniz bu konuyu kökten halledelim... İllâ “Formasyon da formasyon!” diyorsanız, tüm formasyon bekleyenleri Açık Öğretim Fakültelerine alıp formasyon derslerini orada verelim.
Ama ne olursa olsun, benim üzerinde ısrarla durduğum çözüm, formasyonu Millî Eğitim Bakanlığı’na bırakmaktır. Hem böylece öğretmenlere “fazla formasyon dersi yükü adaletsizliği”ni de ortadan kaldırmış oluruz. Bir toplantılık canı vardır bu kararın.
Ne dersiniz?..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Namık Açıkgöz Arşivi