Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Mısır’da ittihatçı dönemi bitti

Mısır’da ittihatçı dönemi bitti

Üçüncü dünya ülkeleri ve insanları orduların darbe yapmasına alışıktır. Hatta şerbetlidir.

Ama tersine alışık değildir. Biz şimdi tersi bir süreci yaşamaya başladık. Bu tahavvulat bariz karakteri darbeler olan cebabire ve decacile döneminin sonuna işaret ediyor. Mısır’da devrim, orduya darbe vurdu. Hacamat yaptı. Yunus Emre’nin “Bir serçe bir kartalı Salladı vurdu yere Yalan değil gerçektir Ben de gördüm tozunu” ifadesi bu olayla birlikte bir kez daha gerçekleşmiştir. Kartalın kartal olmadığı görülmüştür. Mısır basını Cumhurbaşkanı Muhammed Mürsi’nin Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Tantavi ve Genelkurmay Başkanı Sami Anan’ı yağdan kıl çekercesine ve sigara söndürür gibi çok kolay bir biçimde alt ettiğini yazmaktadır. Bu Mürsi’nin gücünden ziyade Allah’ın ona bu gücü bahşetmesidir ve sekine vermesidir. Böylece Nasır’ın geride bıraktığı karizma sönmüştür. Esasında İttihat ve Terakki orduyu politize ve polarize ettiğinden dolayı Balkan bozgununu yaşadık.
1967 yılında Mareşal Abdulhakim Amir de Mısır ordusunu yolsuzluk girdabına soktuğundan bu ordu daha savaş başlamadan İsrail karşısında bozguna uğramış ve devre dışı kalmıştır. Abdulhakim Amir, Verdi gibi şarkıcılarla meşgul olurken orduyu ihmal etmiş ve savaşta Mısır’ın çocuklarını İsrail ordusunun önüne yem olarak atmıştır. Amir ve arkadaşları ‘vur patlasın çal oynasın’ tarzı eğlenirken İsrail ordusu disiplinini muhafaza etmiştir. Orduyu kullanarak iktidara gelenler ve iktidarlarını sürdürenler aynı başarıyı cephede gösterememişlerdir. Ordu keyfi idarelerinin bekçisi olmuştur. Bundan dolayı seçilmiş başkana karşı efelenen Tantavi ve Anan onun kararlılığı karşısında balon gibi sönmüştür. Fiske bile atamamışlardır. Darp ederken darbe yemişlerdir. Daha düne kadar Mürsi’nin pısırıklığı ile dalga geçenler şimdi ise ordu ve Anan ve Tantavi ile dalga geçiyorlar. Güce tapınanların hali hep böyledir. Güç el değiştirince onlar da yön değiştirirler. Güç kime geçtiyse ona yaltaklanırlar. Eski rejimin devrettiği azgın laik grup orduya dayanarak ve güvenerek bütün sınırları aşmıştı. Bu nedenle her şeylerini kaybettiler.
¥
Eymen Zevahiri’nin uzantısı tekfircilerin Sina’da hem de iftar vakti 16 Mısır askerini öldürmesinden sonra harekete geçen Mürsi cesur bir kararla önce İstihbarat Başkanı Murat Muvafi’yi görevden aldı. Batı ve İsrail’e yakın Murat Muvafi bir çırpıda tasfiye oldu. İkinci güçlü adım ise Tantavi ve Anan’ın görevinden el çektirilmesiydi. Bu siviller karşısında hem ordunun gücünün sınırlı olduğunu hem de Tantavi ve Anan’ın sanıldığı kadar güçlü olmadığını ve kağıttan kaplan olduklarını ortaya koydu. Tantavi’nin yerine Müslüman Kardeşler hareketine yakınlığıyla bilinen Abdulfettah Sisi getirildi. Böylece devri sabık fulul ve kalıntılarıyla birlikte gitti. Mısır’da İttihatçı dönemi böylece sona erdi. 23 Temmuz 1952 tarihinden itibaren siviller ilk kez inisiyatifi ele geçirdiler. Kararlı bir şekilde yürüyor ve önlerine çıkanı da tasfiye ediyorlar. Mısır’da geriye dönmek mümkün değil. Böylece Allah ezilenleri iktidara taşıdı. 1952 sonrasında en çok ezilenler Müslüman Kardeşlerdi ve Allah onlara iktidarı lütfetti ve ödüllendirdi. Mürsi’nin zaferi aynı zamanda bir ramazan zaferidir. Ramazan zaferlerinin sonuncusudur.
¥
Eski kalıntılar baştan beri Mürsi’nin altını oymaya ve onu başarısız kılmaya ve yıpratmaya çalışıyorlardı. Bu kötü niyetleri cezasız kalmamış ve tasfiye olmuşlardır. Tasfiye olmasalardı Mürsi’ye de Nasır ve toy arkadaşlarının Muhammed Necip’e yaptıklarını yapacaklar ve iktidar yüzü göstermeyecekler ve muktedir kılmayacaklardı. Lakin Mürsi sandıklarından daha dişli çıktı ve onların pençelerini söktü aldı. Generalleri emekliye ayırırken aynı zamanda askerlerin sivil idarenin önüne takoz olarak diktikleri tamamlayıcı anayasayı da iptal etti. Böylece hem yasama ve hem de yürütme başkanın eline geçmiş oldu. Bu yüzden bazıları şimdi onu kıskanıyor ve Mübarek’ten daha geniş yetkilere ulaştığını düşünüyor. Bu onların kötü niyetlerinin bir ürünüdür. Hazımsızlık yapacaklarına Mürsi’yi hazmetselerdi daha paylaşımcı bir iktidar modeli ortaya çıkacaktı. Lakin yolsuz ve otokrat Mübarek rejiminin otoriterliğini hazmettikleri halde Mürsi’nin paylaşımcı ve uzlaşmacı iktidarını hazmedememişlerdir. Bu da zıtlaşmaya götürmüş ve zıtlaşmada kendileri kaybetmiştir. Kendi düşen ağlamaz. Her türlü kışkırtma ve tehdide başvurdular. Lakin kendileri kaybetti. Ultra laiklerle veya liberallerle birlikte ABD ve İsrail ekseni de yeni Mısır’da müttefiklerini kaybetti. Hiçbir şeyle tatmin olmayan karşı devrimciler şimdi layık oldukları şekilde terbiye olma, ehlileşme sürecine girdiler. Arap Baharı’nın ilahi yönünden şüphe edenler Mısır’da yaşananları bir kez daha tahlil etsinler. Mübarek’in devrilmesi sırasında ABD’de olan Tantavi ve Anan üzerinden devrime gölge düşürmeye çalışanlar bakalım onların tasfiyesinden sonra devrime ne gibi bir kulp takacaklar? Banu Avar, Hüsnü Mahli gibiler tablonun bir tarafından veya çok boyutlu bir yapıda bir boyuttan bakarak devrimin tamamı hakkında karar vermeye daha doğrusu karalamaya çalışıyorlardı.
Bunlar, anahtar deliğinden odayı görme meraklıları.
Halbuki, gerçekler daima onların sınırlı bilgilerini ve izansızlıklarını ve insafsızlıklarını aşar. Tantavi ve Anan gibilerin enkazı altında kalan onların tezleridir.
Türkiye’den sonra İttihatçı kalıntıları Mısır’da da yıkılıyor. Yaşasın devrim...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
14 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi