Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Süreç MHP’yi değiştirir mi?

Süreç MHP’yi değiştirir mi?

 Türkiye artık değişiyor. Herkes heybesinden ne varsa gözden geçirecek ve yeni yüzyılın profiline göre çeyiz düzecek.

20. yüzyılın bütün değerlerini modernite ve pozitivizm ideolojisi üretmişti; modernizm ve pozitivizm tüketti. Zaten bunların tabiati budur; hızla üretirler, hızla tüketirler... Ayrıca, 20. yüzyıl, dünyanın alt-üst olduğu bir yüzyıldı ve hızlı değişimde, pek çok sosyo-politik düşünce, demini tutmadan hayata geçirilmişti. Yani sınanırken iflas etmiş sistemlerdi onlar...
Cumhuriyet döneminde, devletin dayattığı “resmi milliyetçilik” de içi boş bir ideoloji olarak, Türkiye’yi bütünleştireceği yerde, halkı tahakküm altına alan bir ideoloji şeklinde hayata geçirilmişti. Bundan, sadece Kürtler mağdur olmamış, Türkler de mağdur olmuştu. Bu yüzden, devletin dayattığı “resmi milliyetçilik” ideolojisine karşı, 1940’larda “sivil milliyetçilik” ortaya çıkmıştı. 3 Mayıs 1944 olayları ve sonrası çeşitli dergiler etrafında gelişen bu zihniyet, 1950’lerde toplumsallaşmaya başlamış, 1960’larda ise topluma mal olmuştur.
MHP, “sivil milliyetçi” zihniyetin politik tezahürü olarak ortaya çıkmış ve 1969’dan itibaren güçlü bir gençlik hareketine dönüşmüştür.
Pek çok toplumsal kaynaktan beslenen “sivil milliyetçilik”, 1970’lerde, “medeniyet milliyetçiliği” ile hacimsel bir genişleme sergilemiştir. Osmanlı vizyonunu, “Türk cihan hakimiyeti mefkuresi” ve “nizam-ı alem ülküsü” şeklinde formülize den “sivil milliyetçilik” bu toprakların bütün değerlerini kucaklayan bir hareket haline gelmişti. “Resmi milliyetçilik”in halkın tarihiyle, diliyle, diniyle, müziğiyle kavga etmesine bir tepki olarak gelişen “sivil medeniyet milliyetçilik”i, ırkçı kodlardan arındıkça, kamu oyunda büyük yankılar uyandırmıştı. 1977’de kazanılan 16 milletvekilliği, bu toplumsal yankının sonucu idi.
Tarihi teferruatı kısa keselim...
12 Eylül 1980 ihtilali, herşeyi karmakarışık ettiği gibi, MHP zihniyetini de bulandırdı. MHP’nin yönetim seviyesindeki zihniyette, “sivil medeniyet milliyetçiliği”nden eser kalmadı.
1999’daki konjonktürel ve arızi başarıyı yeteri kadar değerlendiremeyen MHP, 2002’de sandığa gömüldü. Sonrası malum...
Türkiye’nin topyekun bir değişim sürecini yaşadığı bu günlerde MHP yönetimi, gittikçe “resmi milliyetçilik” anlayışına yanaştı.
MHP tabanındaki çağ algısı ve yorumlarının, mevzii ve bireysel kaldığı bir dönemden geçiyoruz. Şu anda, MHP’de, bir taban-tavan uyuşmazlığı yaşanıyor. Taban değişimi fark ederken, tavan, fikri çaresizlik ile hırçınlaşıyor. Toplumsal değişim çizgisini yakalayamayan üst yönetim, kendisini yalnızca “Kürtlük” konusuna kilitleyerek “toplumsal öncülük” fonksiyonunu kaybederek gerilimden medet umar hale geliyor. Oysa mesele sadece Kürtlük değil, 90 yıldır dayatılan “resmi milliyetçi” zihniyetin, Türklerle de olan kavgasıdır. MHP, laiklik, Kemalizm, “partizan cumhuriyet” ile hesaplaşmadıkça, kendi geleceğini karartacaktır.
Anayasa referandumunda, kendisini % 42’lik dar alana hapsetme hatasına düşen MHP üst yönetimi, tabandan gelen değişim çığlıklarını duymadığı sürece, gittikçe karanlıklaşan bir tünelde yol alacaktır.
***
Süheyla, “Niye yazıyorsun MHP’yi?” deyip duruyor kulağımın dibinde.
Git başımdan Süheyla!... MHP benim eski sevgilimdir. Başına bir iş gelmesine gönlüm razı olmaz. Orada tertemiz insanlar var. Dünya değişerek zenginleşirken, bu zenginlikte onların da renginin olması kötü mü olur?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum
Prof. Dr. Namık Açıkgöz Arşivi