Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Bu topraklar hicret topraklarıdır

Bu topraklar hicret topraklarıdır

Osmanlı Devleti’nin en geniş sınırları ve şimdiki sınırlarımız, “Hicret Topraklarıdır.” Dünyanın neresinde nefes alamayan Müslümanlar varsa bu topraklara hicret etmiştir.

Sadece yurtlarından çıkarılanlar değil, nice Peygamberlerin doğduğu ve vefat ettiği bu beldelere, Efendiler Efendisi (s.a.v.)’in hadisi şerifine nail olabilmek için Eyüp el-Ensari Hz.leri gibi sahabe efendilerimiz de hicret etmişlerdir.

Yine hicret topraklarımızın diğer bir özelliği de Kur’an-ı Kerim’in Mekke’de nazil olması, Mısır’da okunması, İstanbul’da yazılmasıdır.

Kıyamete kadar Kur’an’ın bu topraklarda okunacağı, ezberleneceği ve yazılması ile basımının devam edeceği inancı, nice göçlere ve hicretlere sebep olmuştur.

Yani bu topraklar üzerinde İsrail, ABD ve yerli işbirlikçilerin oyunları ne kadar büyük olursa olsun, belki çok çeşitli tahribatlar yapabilecekler ama sonuçta Allah’ın dediği olacaktır.

Her şeyin muhafazası Allah’a ait olduğu gibi bizim topraklarımızın muhafazası Allah’ın tekelindedir.

Allah’a iman ederek ülkemizde yetişen, Horasan’dan, Türkistan’dan, Mekke’den, Medine’den, Semerkand’dan, Kırım’dan, Buhara’dan hicret eden ve topraklarımızda yatan binlerce Allah dostu, Allah’ın topraklarımızdaki muhafızlarıdır.

Bu gerçeğe inanan ve iman eden nice Türk veya diğer milletlerden Müslümanlar, memleketlerinde gördükleri zulümler neticesinde güvenli olan bu topraklara hicret etmişlerdir ve kendilerine yurt edinmişlerdir.

Yani yüzyıllardır topraklarımıza yapılan hicretlerin ana sebebi, topraklarımızın ve milletimizin İslam ile yoğrulmasıdır. İslam beldesi olmasıdır.

……………..

Büyük göçlerden birisi de Kırımlı Müslümanların hicretlerdir. Rus zulmü altından inleyen Kırım Türklerinin veya Tatarlarının bilinen ilk hicret tarihi, 1783 yılında başlar ve 1920 yılına kadar çeşitli şekillerde sürer.

İman eden Müslümanlara göre “dünya bir misafirhanedir” ve herkes göçücüdür. Bu çerçeveden baktığımızda diğer dünya ülkelerine göre en çok misafire bizim topraklarımız kucak açmıştır.

Pek fazla tanınmayan veya gündeme gelmeyen bir başka hicret Müslümanları da Kırım Tatar halkının bir parçası olarak bilinen “Deşt-i Kıpçak” (Kıpçak Bozkırı) arazisinde yaşayan Nogaylar’dır.

Nogaylar 1859’da Türkiye’ye çok büyük bir göç başlatır ve Kıpçak Bozkırları bu göçle tamamen boşalır.

Bir zamanların büyük ve şanlı Nogay toplumu, bu muazzam dalga, XIX. yüzyıl sonuna kadarki birkaç daha küçük göç dalgası neticesinde asırlarca aslî unsuru olduğu Kıpçak Bozkırlarından tamamen hicret ederler.

Göçün sebebi ise şudur; Halife’nin memleketine bugün gidilmezse, kalanların zorla Hıristiyan yapılma baskılarıdır.

XIX. ve XX. yüzyılda topraklarımıza; Kırım, Kafkasya, Rumeli ve diğer yerlerden yapılan hicretlerin en yoğun olduğu zamanlarda Türkiye İstiklâl Savaşı’nın içerisindedir.

Tüm yokluklara rağmen hicret edenler kabul ve iskân edildiği gibi hicret edemeyenlere de yardıma gidilir.

Velhasıl bu topraklar kutsaldır ve milletimiz kadirşinastır. Yaralanır ama yıkılmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi