Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Ömer’in adaleti, Hamza’nın yüreği

Ömer’in adaleti, Hamza’nın yüreği

Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek aradığı ve istikbale namzet gösterdiği gençliği şöyle tasvir ve tasavvur eder; “Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! anlayışına müdrik bir gençlik!” Merhum Üstat şair ruhu taşımasına rağmen burada değme filozoflara taş çıkartan bir fikir serdediyor ve önemli bir noktaya parmak basıyor. Maksadı, zaman ve mekanda gark olmuş, boğulmuş, batmış bir gençlik değil. Sufilerin deyimiyle anın vacibine müdrik bir gençlik. Zamanda yaşayan ve zamanı aşan bir gençlik. Musa’nın genci Yuşa ve Hazreti Peygamberin genci Hazreti Ali gibi. Şah Veliyyullah Dehlevi’nin ifadesiyle zamanın kayyumu olmaya namzet bir gençlik. Yani göklerin ve yerin direği. Kainatın ancak onunla dengede durduğu bir gençlik. Kainatın sermayesi olan insanın Allah katındaki temsilcisi. Onun ipine tutunmuş yeryüzündeki halifesi ve ardılı. Asrın çarklarında erimemiş aksine asrın çarklarına hakim bir anlayışı temsil eden gençlik. Hindistanlı allame Vahidüddin Han asrın dışında yaşayan insanın asra bir hitabı ve sözü olmayacağını söyler. Sözünde gayet haklıdır. Müslüman sadece dünle değil bugünle ve yarınla da konuşur. Mesele, asrın içinde erimek değil ona agah olmaktır. Hazreti Ali’den menkul bir söz vardır: Çocuklarınızı geleceğe göre şekillendirin. Çocukları kendi zamanınıza göre değil onların zamanına göre yetiştirin. İnsan çevrenin ve evrenin çocuğudur. Bununla birlikte bu gençlik ebedi değerlerle bezenmiş olmalı ve onlardan kopuk yaşamamalıdır. Bir asra mahkum değil bütün asırlara hakim olmalıdır. İskilipli Atıf Hoca’nın ifadesiyle İslam asri değil a’saridir. İslam modern değil bütün asırların modernitesi ve yeniliğidir. Asırlar goncasını açarken İslami değerler de rehber olarak ona eşlik etmekte ve daima önünde yürümektedir.

¥

Ali Ulvi Kurucu merhumun yazdığı gibi bu aynı zamanda Mısırlı edip Muhammed Sadık er Rafii’nin hayalindeki gençliktir. Phoenix/ Anka gençliği. Ateşin içinde ama yanmıyor. Ateş denizinden ve çemberinden geçiyor ama yanmıyor. Çanakkale gibi yer ve gök ateş püskürüyor ve lavlar saçıyor ama gençlik bundan etkilenmiyor. Necip Fazıl Kısakürek’in tasvir ettiği gibi bilge bir gençlik. Onun ötesinden Mustafa Sadık er Rafii’nin tasvir ettiği eskatolojik çağ/kıyamet çağında ikinci dirilişi gerçekleştirecek yapıya sahip; adeta yanmayan maddeden mamül bir gençlik. İbrahim gibi ateşin işlemediği ve yakmadığı bir nesil. İbrahimin nesli.

¥

Bu neslin iki vasfını da Başbakan Erdoğan temas etmiş. Bu iki sıfatı kuşanmış ve bu iki sıfatla bezenmiş bu neslin ölçüsü de böylece ortaya çıkıyor. Ömer’in adaleti ve Hamza’nın yüreği. İkisi de serdengeçti. Hayatları İslam davasında şahadetle son buluyor. Ölüme meydan okuyorlar ve metelik vermiyorlar. Birisi Allah’ın aslanı. Yeğeni ve İslam davası uğruna ölüme pervane oluyor. Kanıyla ve fedakarlığıyla ve atılganlığıyla destan yazıyor. Hazreti Ömer ise hikmeti ve adaletiyle destan yazıyor. Şikayet için Medine’ye pay-ı tahta gelen müşteki bir Yahudiye aynen şunları yazar ve onu bir fermanla geldiği yere; Mısır’a gönderir. Amr İbnu’l As’a verilecek mesajda şu yazmaktadır: “Nuşirevan bizden daha mı âdildi? Ben Nuşirevan’dan daha âdilim!” Hazreti Ömer İslam’ın Nuşirevan’ıdır. Bir defasında da Amr İbni’l As’ın oğlu oynadığı bir Kıptiyi darb eder ve rencide olmuş Kıpti soluğu Medine’de alır ve şikayetini yapar. Hazreti Ömer, Amr İbni’l As ve oğlunu Medine’ye çağırır ve zaten aristokrat bir aileden gelmesine ve hem mahir bir asker hem de mahir bir diplomat olmasına rağmen Arapların dahi ve taktisyenlerinden Amr İbni’l As’ın çıplak başına bir şaplak indirir ve ‘anaların özgür doğurdukları insanlara ne zamandan beri köle muamelesi yaparsınız?’ diye çıkışır. Kısasa kısas yapılır.

Bir başka defasında kendisine hediye edilen bir buzlu şerbeti veya bal şerbetini elinin tersiyle iterek ‘Herkes de bundan içebiliyor mu?’ diye sorar. Saltanat kayığı yoktur. Kudüs’e girerken giymesi için ona ketenden Mısır yapımı bir elbise getirirler. Kıymeti 15 dirhemdir. Protokol münasebetiyle yamalı elbisesini değiştirmesini istirham ederler. Getirdikleri elbiseyi giyer ama sinmediği için tekrar çıkartır. O sahnede tarihin kulağına küpe şu sözleri sarf eder: “Allah bizi İslam ile aziz kıldı ve şereflendirdi. İzzeti başka şeyde aramayız…”

Başbakan Erdoğan İstanbul fethi münasebetiyle düzenlenen bir gençlik buluşmasında hayalindeki gençliği şöyle tasvir etmiş: “Türkiye’nin gençliği Hazreti Hamza gibi yürekli, Hazreti Ömer gibi adaletli bir gençliktir. Bizim gençliğimiz hakkı hatırlatan, hakkı yaşayan bir gençliktir. Bu gençlik Akif’in terennüm ettiği Asımın Nesli’dir.”

Gönüller böyle bir gençlik arıyor. Gelecek böyle bir gençliği bekliyor. Adalette Ömer ve yürekte Hamza’yı temsil eden gençlik zamanı ve mekanı kuşanmış ve omuzlamış gençliktir. Ateş çemberindeki dünyayı ancak Anka karakterli, ateşte yanmayan nesil kurtarabilir. Bu iksir Hazreti Ömer ve Hazreti Hamza terkibinde bulunuyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi