İbrahim Bektaş

İbrahim Bektaş

Vatikan’da Sansürlenen Âyet?

Vatikan’da Sansürlenen Âyet?

Kur’an-ı Kerim çok şükür Hıristiyan dünyasının kalbine de girdi!

Papa Hazretleri lütfederek İsrail ve Filistin Cumhurbaşkanlarını Vatikan’da ağırladı.

Sembolik anlamından öteye bir beklentim olmasa da, yine de Filistinliler için olmasa da kendi adıma memnun oldum.

Hıristiyan âleminin kalbinde okunan Kur’an-ı Kerim, belki de Hz Peygamber’in (sav) bir mucizesi olması hasebiyle dinleyicilerden bazılarının hidâyetine vesile olur.

Özellikle de dinleyenlerin büyük çoğunluğunun Hıristiyanların ileri gelenleri ve din adamları olduğu düşünülürse, bu varsayımın önemi şüphesiz daha da artar.

Eğer kalbi mühürlenenlerden değilse, kim bilir, belki de papa bile inşallah hidâyete erer!

Törenden beklentimiz, bir tatlı tebessümden öteye gitmeyecek. Ancak, okunan Kur’an âyetleri ve yapılan dualar adına yine de bir kazanım sayılabilir.

Benim bu konuya değinmemin sebebi ise okunan âyetlerin seçimi.

Okunan âyet-i kerimeleri ele alırsak ilginç bir tercihin yapıldığı ortaya çıkıyor. Adeta Hıristiyanlara şirin görünmek için çırpınılmış.

Tercihi, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın mı, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun mu yoksa okuyan hoca efendinin mi yaptığı bilinmez. Belki de Vatikan’a bir liste sunulmuştur. Onlar da içlerinden bir tercihte bulunmuştur. Bize meçhul...

Ancak, söze konu varsayımların hiç birisi de ihtimal dışı değil.

Burada seçilen âyetlerden çok, “makaslanan” âyet dikkate çekici.

Filistinli İmam Jamal, “Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz (Bakar 136)” âyetini Hıristiyanlara bir jest olarak okudu.

Acaba bu jeste karşılık, Vatikanlı din adamının da Filistinlilere bir konukseverlik olsun diye, Hz İsa’nın “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” şeklindeki seslenişini okuması gerekmez miydi?

Pek tabii cevap: Asla!

Sonunda bir eldesi olmayacağı başından belli olan bu papalık propagandasına karşılık, Filistin tarafıhiç olmazsa “Allah’ın çocuk edinmesi olur şey değildir (Meryem 35) ” vb. âyetleri okusaydı, İslam adına daha fazla hizmet etmiş olmaz mıydı?

Burada akla ilk gelen, engin hoşgörü sahibi papalık buna izin verir miydi?

Öte yandan, “Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez (Maide 51)” âyeti apaçık ortada dururken, toprakları işgal edilmiş ve her gün bir katliama maruz kalan mazlum Filistinlilerin temsilcisinin de “Papanın şefkatli kollarına” atılmasını ve “Ondan medet ummasını” nasıl anlayacağız.

İmam Efendi okumaya devam ediyor: “Biz, O’nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız (Bakara 285)”. Bu da, Papa ve Peres için tarifi imkânsız bir haz kaynağı belli ki. Bundan olsa gerek yüz ifadelerinden dört köşe oldukları okunuyordu. Ancak, Sayın Abbas aynı hazzı alamamıştı. Üstelikte Kur’an okunurken ki duruşu benim şahsen biraz tuhafıma da gitti. Peres bile toparlanmış vaziyette Kur’an-ı Kerim’i dinlerken, Filistinli liderin “lakayt” duruşuna bir anlam veremedim.

Ya da aklımdan geçenleri sizlerle paylaşmaya cesaret edemedim.

Gelelim Vatikan’da okunamayan ya da sansürlenen Âyet-i Celileye.

Filistinli İmam Jamal Abu Alhnoud, “Amenerresulü” diye bilinen ve yatsı namazlarını müteakip okunan Bakara Sûresi’nden 285. ve 286. âyetlerini de okudu. Ancak 286. âyeti okurken, İmam Efendi, âyet-i kerimenin son bölümü olan “Sen bizim Mevlâmız’sın, artık kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et” cümlesini okumadı.

Acaba okumadı mı? Yoksa okutulmadı mı? Eğer okutulmadı ise kim okutmadı? Bilmiyorum.

Belki Filistin’in Ankara Büyükelçisi Sayın Nebil Maruf beni bu konuda aydınlatır.

O cümlenin okunmamasının amacı muhtemelen âyette geçen “kâfirler topluluğu” ifadesi idi.

İyi de Filistinlilere sormak gerekmez mi? Eğer karşınızdakileri “kâfir” olarak görüyorsanız ve yukarıda zikrettiğimiz “Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin (Maide 51)” âyeti de Allah (cc) tarafından bütün Müslümanlara şamil olarak emredildiğine göre, sonunda “İsrail’in tezlerini doğrulamaktan öteye bir sonuç çıkmayacağından emin olduğunuz bir “Papalık şov”a niçin alet oldunuz?

Ya da, “Onların dinlerine uymadıkça Yahudiler ve Hıristiyanlar senden razı olmazlar (Bakara 120)” âyeti güneş gibi ortada dururken, hangi uçuk akılla kendinizi ve mazlum milletinizi Vatikan’da cümle âleme rezil ettiniz?

Daha da beteri, itikadı bozuk bir papanın duası, sizinkinden daha mı kabule şayan ki bu “ucube daveti” kabul ettiniz?

İlla da dua edecekseniz, İslam âleminde vesile kılacak hiçbir değer bulamadınız mı?

Neyse, her şeye rağmen, Kur’an’ı, Vatikan’ın kalbine sokmanızı bir kazanç olarak değerlendirelim...

¥

Berat kandilinizi tebrik eder, İslam âleminde bir dirilişe vesile kılmasını Allah (cc)’tan niyaz ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
İbrahim Bektaş Arşivi