İbrahim Bektaş

İbrahim Bektaş

Demeyi Sevmem Ama “Ben Demiştim”

Demeyi Sevmem Ama “Ben Demiştim”

“Ben demiştim” demeyi sevmem.

Gurur ve kibir ifadesidir. Bunlar da şeytan işidir.

Ancak, rakipleri ile baş edebilmek için, Müslüman basiretli, alıcıları açık, akıllı ve öngörülü olmak durumundadır.

İşte bu türden bir yansıma ve algı paylaşımı için “Ben demiştim” diyorum.

Ve Rabbime bu öngörüyü az da olsa nasip ettiği için binlerce hamdü senalar ediyorum.

5 Haziran tarihli yazımın başlığı “Cumhurbaşbakanı Adayımız Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN Kardeşimizdir” idi.

Bu yargıya ulaşıldığında henüz Sayın Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı adayı olmayacağına dair bir mesaj vermemişti. Üstelik Sayın Başbakan da “bir sürpriz yapabilirim” demişti.

Ancak, Türkiye’nin ve Ak Parti’nin geldiği nokta ve Sayın Başbakan’ın hedefleri noktasından konu ele alındığında, Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığına adaylığının kaçınılmaz olduğu görülmekteydi.

Öyle de oldu ve Sayın Başbakan’ın adı, Siyasi ve Hukuki İşleri Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN tarafından 1 Temmuz Salı günü saat 12’de 12. Cumhurbaşkanı adayı olarak tüm Dünya’ya ilan edildi.

Sonucun, ülkemize, Alem-i İslam’a ve insanlığa hayırlı olması en büyük temennimizdir.

Böylece birinci aşama yani AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi süreci tamamlanmış oldu. Milletin, adaylardan en hayırlısını sandıkta 12. Cumhurbaşkanı olarak belirleyeceğinden zerre kadar şüphem yok.

Gelelim ikinci aşamaya. Bu da Başbakan’ın Çankaya’ya çıkması durumunda yerine kimin geçeceğidir. Burada en önemli soru şudur:

Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL, Başbakan olarak AK Parti’ye dönecek mi?

Her ne kadar Sayın Başbakan yasaklamış olsa da, Çankaya’ya Erdoğan’ın çıkacağından kimsenin şüphe etmemesi nedeni ile, bugünden itibaren, AK Partililerin ana gündem maddesi “Ak Parti’nin geleceği”dir. Ya da başına kimin geçeceğidir.

Bu konu, tabiatı gereği çok konuşulacak, istişare edilecek ve netice de son sözü Gül ile Erdoğan birlikte söyleyecektir.

28 Ağustos’ta Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması ile boşalacak başbakanlık koltuğunun Haziran 2015 seçimlerine kadar, Yıldırım Akbulut modeline benzer şekilde emanetçi bir başbakanla doldurulması kuvvetle muhtemeldir.

Öte yandan, Haziran 2015 milletvekili seçimi kampanyasında AK Parti’nin kalıcı lideri, miting meydanlarında olacak ve seçimi müteakip Genel Başkanlık ve Başbakanlık koltuğunu emanetçiden devralacaktır.

Burada konunun önemine ve derinliğine binaen, çok farklı senaryoların dillendiriliyor olması doğaldır.

Mesela bunlardan en öne çıkanı, Erdoğan’ın halk tarafından seçildiği için, Cumhurbaşkanlığını yarı başkanlık şeklinde yürüteceği ve bu nedenle de güçlü bir başbakana ihtiyaç duyulmayacağı şeklindedir.

Bu öngörü yabana atılacak türden değildir. Olaya düz mantıkla bakıldığı zaman, gerçekleşme ihtimali en yüksek senaryolardan biridir.

Ancak, Türkiye gerçeklerini ve seçmen eğilimlerini en iyi bilen kişilerin başında gelen Sayın Erdoğan’ın bu senaryoya onay vereceğini sanmıyorum. Çünkü O’nun için Türkiye’nin ve AK Parti’nin geleceği, kendi geleceğinden daha önemlidir.

Şunu da vurgulamakta fayda var ki, Sayın Gül dışında 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinden sonra kim AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olursa olsun (Bu ifadeyi hiçbir politikacıyı küçümsemek için söylemiyorum. Ama realitenin iyi algılanması herkes için bir kazançtır, diye düşünüyorum), “emanetçi” konumundan kurtulamayacaktır.

Bu da zihinlerde ister istemez ANAP-Özal-Yıldırım Akbulut modelinin başarısızlığını akla getirecektir.

Buradan ulaşılacak kesin yargı ise, AK Parti’nin kalıcı liderini, 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinden önce halka deklare etmek zorunda olmasıdır.

Seçimlerin Haziran 2015’te yapılacağı var sayıldığında, seçimlerden en az 6 ay öncesinden yani, 2014 Ekim veya Kasım aylarında AK Parti’nin Sayın Erdoğan’dan sonraki liderinin kim olacağı hususunu karara bağlamak durumunda olduğu kolayca tahmin edilebilir.

Bu durumda herkesin merakını celbeden soru şu olacaktır:

- Erdoğan’dan sonra AK Parti’nin kalıcı lideri kim olacaktır?

Barındırdığı parametreler nedeni ile, denklem çok bilinmeyenli olduğu için, cevabı kurgulamak çok kolay görünmüyor. Ancak çözüme yardımcı olacak ana ipuçları ve diğer yardımcı unsurlar değerlendirildiğinde soruya doğruya yakın bir karşılık bulmak olası görünüyor.

Daha çok erken olduğu söylense de, bana göre şu an itibari ile Türkiye üzerinde söz sahibi kişi ve odakların gizli gündemlerini yukarıda zikredilen sorunun oluşturduğunu söylemek bir kehanet olmayacaktır.

Ben de konuya ilişkin görüşlerimi açıklamakta yarar görüyorum. Belki de bu sayede, uykusu kaçan Başbakan adayları da rahat bir uyku çekme fırsatı bulur.

Yine 5 Haziran tarihli yazımda bir temenni olarak aktardığım beklentimi bu defa bir tahmin olarak sizlerle paylaşmak istiyorum;

 Tartışmasız, AK Parti’nin Sayın Erdoğan’dan sonraki en güçlü Genel Başkan adayı, “11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül”dür.

Emanetçi Başbakan adayları olarak ise, M. Ali Şahin, Bülent Arınç, Beşir Atalay, Numan Kurtulmuş  ve Ahmet Davutoğlu’nun isimlerini şimdilik kaydı ile not edebilirsiniz.

Demedi demeyesiniz diye şimdiden söylüyorum.

Gerisi size kalmış.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İbrahim Bektaş Arşivi