Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Ahi Evran

Ahi Evran

Bu haftaki eserimiz, geçtiğimiz hafta kutlanan Ahilik Haftası’nın da manasına uygun bir eser.

Ötüken Yayınları arasından çıkan ve “Ahi Evran’ın” anlatıldığı romanın yazarı, kültür eski bakanlarından Gökhan Maraş.

Gökhan Maraş, 18. Dönem Kırşehir milletvekilidir ve 1991 yılındaki 48. Hükümetin kültür bakanlarındandır.

Yazar eserine Yunus Emre’nin bir dörtlüğüyle başlamış;

“Münkir kişi duymaz bunu, / Dertliler sezer canı, /Ben aşk bağı bülbülüyüm, /Ol bahçeden geldim ahi.”

…………….

Gönüllerin, kalplerin, yüreklerin, yüzlerin ve sözlerin sultanı Yunus Emre’nin de beyan ettiği gibi ve asırlardır dilden dile, kitaptan kitaba, risaleden risaleye, şiirden şiire nakledilen bu ifadeler, “Ben de insanım” diyen herkesin;

-“Ben aşk bülbülüyüm / Ol bahçeden geldim ahi” sözlerini anlayabilsek ve kabullenebilseydik, sanırım dünya gül bahçesine dönerdi.

Lakin sadece insanların değil, toprakların, toplumların, dağların, taşların, velhasıl yaratılmış ve yaratılacak her nesnenin bir kaderi olduğu gibi yeryüzünde yaşamayı göze almış insanoğlunun da bir kaderi vardır.

İşte bu coğrafyada yaşamış yüzlerce milletler kaderlerini yaşamış ve kaderini yaşayanlar bir bir ebedi âleme göçmüşler.

………….

Ahmet Yesevilerin topraklarımıza ektikleri “ahilik” “kardeşlik” tohumu, Kur’an’i bir tohumdu. Peygamberi bir ekimdi. Peygamberlerin varislerinin yetiştirdiği büyüttüğü salıverdiği bir tohumdu.

Ahmet Yeseviler, Ahi Evranlar, Sarı Saltuklar, Abdal Musalar, Hacı Bektaşlar, Yunuslar, Mevlanalar, Sadrettin Koneviler, Şeyh Edebalılar, Ertuğrul Gaziler, Osmanlar, Orhanlar, Yavuzlar, Kanuniler, Abdülhamidler ve daha niceleri, “Ahilik” geleneğinin temeli olan“Mü’minler kardeştir” ayetinin tecellisini bu topraklarda yaşatmaya çalışmış ve bu gayretlerle hesap gününe yolculuk etmişler.

Bize düşen ise bu yolculuğun ruhunu ve manasını anlayabilmektir ve tatbikata koyabilmektir.

Bu tohum sadece Türkiye’ye değil, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında sınırları ölçülemeyecek kadar büyüyen Osmanlı coğrafyasının her tarafına, daha Osmanlı kurulmadan önce yarenlerle, alperenlerle, mücahitlerle ekilmiş ve sırtına heybesini alan “Ahiler” bilmedikleri coğrafyalara dağılmışlardı.

……………….

Ahi Evran merkezli yazılan roman aslında bir tarih kitabı da olmuş. Şahısları ve hadiseleri yerli yerine oturtabilen her okuyucu, Selçuklu Devleti ile Osmanlı Devleti’nin nasıl bir nöbet değişimi olduğunu, kardeşin kardeşe görev devrettiğini görebilir ve anlayabilir.

Aynı zamanda roman, “insan ve medeniyet” kavramının da nasıl olması ve nasıl anlaşılması gerektiği de anlatıyor.

Evet, İslam dininin bir şartı olan “İslam kardeşliği,” yeryüzünde insani medeniyetin kurucusu ve yaşatıcısıdır.

Ahi Evran’ın Osmanlı kuruluşundaki ortaya koyduğu ana hedefinde, sadece iş ahlakı ve çalışmanın düsturları yoktur. Eğitim ve öğretim de başı çekmektedir.

Kısacası roman, Ahi Evran’ın zaviyesinden muhteşem bir medeniyetin nasıl kurulduğunu anlatıyor. Bilgi için Ötüken Yayınları 0212- 251 03 50 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Hüseyin Öztürk Arşivi